Zor Günler…

1915 tarihimizde en zorlu yıllardan biridir.1. Dünya Savaşı dağılan Osmanlı ve yedi düvelle savaşan bir millet. Sonrasında işgal yılları.

1920’de yettim gayri diyen Anadolu ve ardından kurtuluşa giden yol.

1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti…

Misak-ı Milli dışında kalan Türk yurtları.

1939 Hatay’ın Anavatana katılışı, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı, 1983 kurulan en son bağımsız Türk Devleti Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti…

Bunları yaşarken ülkemiz 1939’den 1945 yılına kadar 2. Dünya Savaşı ve 1991 yılına kadarda soğuk savaşın etkisinde kaldı.

Sınır komşumuz olan Irak’ta 1991 ve 2003’te iki ABD müdahalesi yaşandı.

2011 yılından itibaren diğer sınır komşumuz Suriye’de başlayan iç savaş.

Bu arada içimizde 1960 ve 1980 İki askeri darbe yaşadık. Bunların yanında demokrasiye müdahale olarak 71 muhtırası,28 Şubat kararları, 27 Nisan bildirgesi, 17/15 Aralık’ta yaşanan olaylar ve 15 Temmuz darbe kalkışması.

Tüm bunların yanında son 40 yılımızı saran bölücü terör PKK ile sinsi yapılanma PDY/FETÖ’ nün hainlikleri hala devam ediyor.

Ortadoğu’da yaşananların sonucunda Türkiye’de saldıran DEAŞ-El Kaide örgütleri de artık sahada. Yine de Türk Devleti Ağustos 2016’da Fırat Kalkanı Harekatı’nı başarıyla icra ediyor.

2016 yılı Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kritik ve zorlu yılı oldu.2017 yılında artçı etkileri gelecek. Dün Ankara’da Rusya Büyükelçisi’ne yapılan terör saldırısı tehlikenin ve düşmanın ne kadar sinsi olduğunu bir kez daha gösterdi.

Şu artık bir gerçek bölgemizde terör saldırılarının yapısı ve güvenlik konsepti değişti. Türkiye üzerine plan üreten üst akıl ve ona bağlı güç odakları simetrik bir savaşı kuklaları aracılığıyla yürütüyorlar.

Tarihimizin en derin sayfalarına bakıldığında Türk Devletlerine karşı hain planlar hep oldu ve olacak.

2023 yılında 100 yıllık bir Cumhuriyet olacak olan devletimizin bekası tehlikededir.

Tehdit hem okyanus ötesi hem de sınır ötesinde konuşlanmış ve tetikçilerini bize yolluyor.

Ben gazeteci olarak yıllardır Türkiye’nin güvenliği Kerkük’ten Halep’den başlar derken bazı dünya gerçeklerini bilmezler ‘’bırak bu Türkçü ağzı’’demişlerdi.

Ortadoğu’daki sınırlarımızın güvenliğini Türkmenleri askeri, siyasi ve ekonomik olarak güçlendirerek sağlayabiliriz. Fırat Kalkanında en başarılı ÖSO gücü Türkmen Tugayı Sultan Murad’dır.

Irak’ın kuzeyinde PKK için bir Kürt kedisi vermem diyen Barzani-Talabani yönetiminin yerine Türkmeneli Bölgesel Yönetimi olsaydı Türkmen Akıncılar Kandil ve Sincar bataklığını kuruturdu.

Milli devlet dedik, milli siyaset dedik Ankara’ya bildirdik. Ne yazık ki yıllarca paralel ihanet yapılarını aşamadık Ankara’ya. Şimdi yazıyoruz ve bildiriyoruz düşman sinsi ve hain yeniden Kuvay-i Milliye cephe hattına dayanma günüdür.

Ya tam bağımsız güçlü Türkiye ya da başka alternatifimiz yok.

Reklam