Melekler Ve Güzel Şeyler…

Memleketteki kokuşmuşluk, maddi ve manevi değerlerin tümden çöküşü, trafikteki kaos ve vahşet ötesi kazalarda yaşan ölümler, Kıbrıs sorununun bitmez tükenmez senaryosunun bıktıran, usandıran replikleri,  siyasetteki rezillikler ve tek ayak üzerinde binbir sahtekarlıklar, yalanlar, dolanlar, medya dünyamızdaki çirkinlikler ve çirkeflikler, uyuşturucu ve bilimum adi suçlar artık hayatımızın “vazgeçilmez” birer parçası olmuşken ve bu memleketteki yaşam sevincimizin artık kırıntıları kalmışken güzel şeyleri duymayı, en azından kırıntılarıyla da olsa avunmayı özler olmuştuk…

O “güzel şey” aniden ve aslında beklenmedik şekilde değil, aslında beklenen şekilde geliverdi ve yüreklerimize farklı bir sevinç ve motivasyon tohumu ekti…

Son günlerde Yakın Doğu Üniversitesi Kadın Basketbol Takımı hızlı bir şekilde Türkiye kupasındaki yükselişini sürdürüyordu.

İşin doğrusu, daha dünkü bir takım olan YDÜ takımının yılların ünlü ve tecrübeli takımlarını bir biri arkasına devireceğini, sahalarda fırtına gibi eseceğini, günün sonunda da yarattığı fırtınayla tüm o meşhur ve güçlü rakiplerini hallaç pammuğu gibi attıktan sonra zirveye ulaşacağını, destansı mücadelelerden bir biri ardına muzaffer çıkacağını ve sonuçta da şampiyonluğa ulaşacağını çok da beklememiştim.

Başarılar birbiri arkasına geldikçe, günün sonunda Türkiye’nin güçlü takımlarından birinin duvarına toslayacağını, eninde sonunda şampiyonluk yolunda kıl payı da olsa tökezleme olasılığıyla karşılacağını, zorlu rakiplerinden birine yenileceğini ve “rüyanın” biteceği olasılığının güçlü olduğunu düşündüm hep…

Yanılmışım ama, iyi ki de yanılmışım, korkularım boşa çıkmış.

YDÜ Kadın Basketbol Takımı tarihi bir zafere imza attı ve daha dünkü sayılacak bir takım olarak, Türkiye sahalarında öylesine bir rüzgar yarattı ki ebedi ve ezeli yenilmez sanılan tüm o güçlü takımlar rüzgarda savrulan başaklar misali önünde bir biri ardına savruldular, dağıldılar, devrildiler, yenildiler…

Adına Yakın Doğu’nun Melekleri dedikleri bu takım, sanırım bundan sonra Yakın Doğu’nun Şampiyon Melekleri olarak anılacak, ki bunu da sonuna kadar hakediyorlar.

Böylesine bir başarıya uzun zamandır hasret kalmıştık, işin doğrusu…

Kendimi bildim bileli, KKTC gibi küçük bir coğrafyadan çıkan sporcular genelde Türkiye sahalarında fırtına gibi esiyorlar, katıldıkları hemen tüm yarışlarda zirveleri zorluyorlar, rakiplerine kök söktürüyorlar ve genelde zirveye ulaşıyorlar da…

Spora, özellikle de atletizm, basketbol, yüzme ve atıcılık gibi spor dallarına çocukluğundan beri yoğun ilgi duyan biri olarak KKTC sporcularının mücadelesini, başarılarını sürekli takip ve takdir ederim.

Bu başarılar, sadece fiziksel bir üstünlükle gelen bir başarı değildir kesinlikle…

Bu başarılar, azim ve ruh bütünlüğünün fiziksel güç ve taktikle birleşmesinden doğan bir başarıdır.

Yakın Doğu Üniversitesi’nin farklı ülkelerden gelen sporcuları işte bu ruh bütünlüğüne sahiptiler ve oyuncusuyla, antrenörüyle, tüm takım elemanlarıyla tek bir yürek, tek bir ruh olarak mücadele ettiler, ortaya muhteşem bir performans koydular ve sonucunu da aldılar…

Sanırım bundan sonra sırada Avrupa liglerinde fırtınalar estirmek, sporda yeni destanlar yazdırmak var…

Avrupa liglerindeki rakipleri bu başarıyı gördükten sonra herhalde Yakın Doğu ile karşılaştıklarında iki kere düşüneceklerdir…

Ne diyelim, Meleklerin umutsuzlukları umuda döndürme yolundaki başarıları daim olsun, bize yaşam sevinci ve motivasyon aşılayan şampiyonlukları daim olsun, zorlu yolları açık olsun…

 

Reklam