Şiddet ve Kadın!

http://koloshotel.net/?prednisolona pregnazone

http://ekspres-rusztowania.pl/?finasterida finastride

levitra 20 mg

prednisone 20mg

generic viagra uk

http://pereiragrandola.jgduarte.com/cialis-cheap cialis daily

doxycycline

http://etilerkombiservisi.org/cialis cialis cheap

tadafil

kamagra

viagra online canada mastercard

pharmacie monge prix cialis

kamagra oral jelly mit paypal

Polis Genel Müdürlüğü mevkisinde oturup da o makama birbuçuk sene boyunca atanmayan, tam anlamıyla politik şiddete uğrayan, politik şiddet yoluyla kişiliği ve mevkisi aylarca saldırı altında tutulan, 40 senelik meslek itibarı katledilen,  kişiliğine saldırılacak diye tüm polis teşkilatının prestiji yerle bir edilen, bütün politik ahlaksızlıklara ve rezilliklere rağmen bu görevi vekaleten ve alnı açık yürüten de bir kadındı, Pervin Gürler…

Üstelik de Pervin Gürler’e, şimdiki Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün arkadaşıdır bahanesiyle, ki bu konuda yazılı açıklama da yaptılar, her türlü rezilliği yapanlar, yargısız infazlara girişenler, bu memlekette insan hakkı dendi mi şampiyonluğu kimselere bırakmayan, ancak sıra insan haklarını katletmeye geldi mi, baş sıralarda hiç yüzü kızarmadan oturan, bir taraftan kadın haklarını savunan, ön plana çıkaran, diğer taraftan işlerine gelmediği için bir kadının hakkını da çatır çatır politize eden,  gasbeden, bir makamı partizanlık uğruna harcayan, bir diğer kadın polisi de politize ederek kariyerini erozyona uğratan CTP aklıydı…

Bu konuda geçmişte çok yazdık, çok söyledik, tınmadılar, geri adım atmadılar, yanlıştan dönmediler…

Ancak şunu da belirtelim ki, bazı CTP’li kadın politikacılar, Pervin Gürler’e reva görülen akıl almaz davranışları da hiç hoş karşılamadılar.

Hoş karşılamadılar, çünkü kadın siyasetçi olarak, CTPli de olsalar,  Pervin Gürler’e reva görülenlerin bizim memleketin her türlü çirkinliği içinde barındıran siyaset arenasında kendilerine de reva görülebileceğinin bilincindeydiler…

Evet, bu ülkede, herşeyden önce, kadına karşı politika ve partizanlık kaynaklı şiddetin sebeplerinin ortadan kaldırılması gerekir…

Gerisi, diğer tür şiddet sorunlarının çözümü, kendiliğinden gelir.

Diyeceksiniz ki, kadına karşı uygulanan politik şiddet erkeğe karşı da uygulanmıyor mu!

Evet, uygulanıyor, amma ve lakin, erkeğe karşı uygulanan şiddet ayyuka çıkarılırken ve erkek çatır çatır hakkını ararken, kadına karşı uygulanan şiddet, hangi boyutuyla olursa olsun, baskılanıyor, örtbas ediliyor, en basitinden polis veya yargı yoluyla hakkını aramaya kalkan kadınların önleri “göze pek görünmeyen ancak iliklerine kadar hissettikleri toplumsal veya politik sebeplerin doğurduğu baskı” yüzünden kesiliyor, kadın geri adım atmak zorunda kalıyor, ya da hakkını hiç arayamıyor…

Bunun da tek sebebi, sözü pek edilmese de, pozisyonları ve rolleri ne olursa olsun,  ülkedeki erkek egemenleri koruyup kollayan politik yapıdır ve zihniyettir…

Bereket versin ki, ülkedeki bu erkek egemen politik yapı en azından şimdilik yargı sisteminde yer alan kadınlara fazla el ve dil uzatamıyor…

Lafı fazla uzatmadan mesajı verelim: Madem ki bu ülkede kadına karşı envai tür şiddetin varlığı söz konusu ve bu da artık devlet seviyesinde kabul edildi, ülkemiz kadınları bu fırsatı kaçırmasınlar, gerek devlet gerekse sivil toplum örgütlerinde ve yer aldıkları tüm platformlarda artık seslerini duyurmaya baksınlar…

Aksi takdirde, bu ülkede egemen olan çarpık siyasi zihniyet, kadını sadece kullanacak, işine geldiği kadar haklarını tanıyacak, işine gelmediğinde ise kılıfına uydurup o hakları budamaya devam edecek…

Reklam