Uluslararası Diplomasi İşi Maskaralık Değildir!

http://ultrasonikyikama.net/clonopin clomipramine

http://baginilegnami.com/?nizagara nizagara

http://modagulen.com/prednisolona prednisolone

sildenafil uk

levitra 20 mg

http://crealiance.org/?clomiphene clomid for women

http://unitedbeautysupply.com/clomid-for-sale clomid for sale at walmart

http://korean3000.com/?discount-viagra viagra

http://alohapacificpremierrealty.com/kamagra-kaufen kamagra oral jelly

http://timmerbedrijf-berendijk.nl/viagra-ohne-rezept-aus-deutschland viagra 100mg

viagra uk paypal

sildenafil generika erfahrungen

precio pastilla viagra-colombia

prezzo cialis 5 mg originale

cialis cost walmart

comprar viagra en usa

cialis tabletten preis

tadapox tadalafil and dapoxetine from rsm enterprises

pharmacy technician books online

viagra generico precio en chile

el hipertenso puede tomar cialis

Biri gık mı diyecek!

“Bak kardeşim, sen Rum tarafı olarak kafana estiği gibi benden habersiz işler yapıyorsun, üstelik de 100 binden fazla ve evinde her türlü savaş silahını bulunduran milisinle bana potansiyel bir tehdit oluşturuyorsun,  ben de sana sormadan kendi güvenliğimi sağlamakla sorumluyum, kusura bakma, bundan böyle Kıbrıs’daki Türk askeri varlığı artık Garanti Anlaşmaları kapsamında değil, Kıbrıs Türk tarafı ile Türkiye arasında yapılan “Güvenlik Anlaşması” temelindedir…” dersiniz…

İşte size anlaşmanın adını da koydum!

Kimse bunu yutmaz mı diyeceksiniz!

Afedersiniz ama, eşşek gibi yutmak zorundadır, yutacaktır, bu bir hukuk meselesidir!

Böylece Rumların sürekli olarak Kıbrıs’ın Türk askeri işgali altında olduğu iddialarını da hukuksal bir zeminde farklı bir boyuta çekecek, Rumların kendi kafalarına göre yaptıkları bütün işleri aynı potaya toplayacaksınız, sorgulayabileceksiniz!

Enerji siyasetinde Rumlar bildiğini mi okuyor, Kıbrıs Türk tarafı olarak uluslar arası hukuk bağlamında başvurabileceğimiz hukuksal yollara başvurduk mu?

Hayır, vurmadık, bıraktık Türkiye balıkçı takasıyla denizlerde dolaşsın, Rumlara Mehter Marşı dinletsin!

Ne kazandık peki!

Saçmalığın daniskasını kazandık, yok Mehter Marşı’ydı, yok Dillirga Türküsü’ydü, yok bilmem neydi, saçmaladık durduk, zaten tek bildiğimiz de bu!

Diğer taraftan, son günlerin en önemli konularından biri de Türkiye’nin mali desteği son aylarda kestiği ve devletin kasasında kaynak kalmadığı, aşırı baskı altında kalan Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın da yüreciğinin bu baskılara daha fazla dayanamayarak hastanelik olduğu noktasında!

Kardeşim, bu memleketin sokaklarından bile çantalar içinde para akıyor, mesele para meselesi değil, rant düzeninin yıkılması ve  o paranın kayıt kuyut altına alınması ve vergisinin de alınmasıdır!

Ancak bugünkü siyasileri o koltuklarda tutan o rant düzenidir!

Hem rant düzeni devam edecek, hem de Türkiye’den mali destek gelecek!

Yok öyle yağma, ben olsam ben de zırnık koklatmam ve kendi yarattığınız kokuşmuş rant düzeniyle yüzleşin, devletinizi adam gibi yönetmeye bakın, başınızın da çaresine bakın derim…

İnanın bizim hükümetler ekonomi ve adaletli vergi toplama noktasında gereğini yapsalardı, değil bir bütçe, iki bütçe bile oluştururduk ve Türkiye’nin mali desteğini de ülkenin profiline uygun yatırımlara yönlendirirdik…

En basitinden bu düzenlemeleri hukuksal boyutuyla yapmak çok mu zor!

Hiç değil, mesele kafasını endek göndek işlerle meşgul eden ve bizi Rumlar karşısında ezen omurgasız siyasetçilerin “engelli, açılım üretemeyen, saplantılı, bir bakkal dükkanını bile yönetmekten aciz, sadece kısa günün karına odaklanmış” beyin kapasiteleri  ve cesaret ve dirayetten yoksun olan yürekleridir!

Reklam