Venezuela Tehlikeli Dönemeçte

Bugün Latin Amerika ülkelerinden Venezuela’da 545 üyeli Kurucu Meclis için seçimler yapılıyor. Meclis’in 364 üyesi, kayıtlı seçmenler tarafından seçilecek. 181 üyesi ise emekliler, yerliler, iş dünyası, köylüler ve öğrenciler gibi grupların oluşturduğu yedi sosyal kesim tarafından seçilecek. Kurucu Meclis kararı ülkenin 54 yaşındaki Cumhurbaşkanı Nikolas Maduro tarafından 1 Mayıs’ta açıklanmıştı. Kurucu Meclis, ülkenin anayasasını değiştirecek. Venezuela anayasası 1999 yılında dönemin lideri Hugo Chavez tarafından hazırlanmıştı. Maduro, Chavez vefat ettikten sonra cumhurbaşkanı oldu ve Chavez’in politikalarının devamcısıdır. Popüler bir lider değil (anketlere göre yüzde 20 desteğe sahip) ama arkasında ordu ve güvenlik güçleri var. Maduro’nun kararı muhalefeti ayağa kaldırdı. 31 milyon nüfuslu Venezuela petrol zengini bir ülke. Ancak Chavez ve Maduro’nun uyguladığı popülist politikalar ve düşük petrol fiyatları nedeniyle çok ciddi ekonomik sorunlar yaşıyor. 2012’den günümüze Gayri Safi Yurtiçi Hasıla üçte bir oranında azaldı. Ekonomik kriz nedeniyle 1.5 milyon insan ülkeyi terketti. Nüfusun yüzde 10’u aşırı yoksulluk içinde yaşıyor. Temel ihtiyaçlar ve gıda maddeleri eksikliği var. Sağlık sistemi zorda. İlaç bulmak zor. Suç oranları artıyor. Yolsuzluk yaygın. Ekonomik krize siyasi kriz eşlik ediyor. Muhalefet 167 sandalyeli parlamentoda üçte iki çoğunluğa sahip ama iktidar Maduro’da. Yüksek Mahkemeyi kullanarak parlamentoyu etkisiz hale getirdi. Ocak 2016’dan beri ülke olağanüstü halle yönetiliyor. Kurucu Meclis, mevcut parlamentonun yerini alabilir. Böylece muhalefet tamamen safdışı edilmiş olur.

Muhalefet, Mart ayından beri sokak gösterileri, protestolarla etkili olmaya çalışıyor. Çarşamba ve Perşembe günleri genel grev yapıldı. Göstericilerle güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalarda şimdiye dek 100 civarında insan hayatını kaybetti. Muhalefet bugün Kurucu Meclis için yapılacak seçimleri boykot ediyor. Maduro’nun amacının anayasayı değiştirerek diktatörlük kurmak, kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırmak olduğunu düşünüyor. Bu çerçevede ülke ikiye bölünmüş durumda. Gerginlik had safhada. Muhalefet bugünkü seçimlere alternatif olarak 16 Temmuz’da kendi referandumunu düzenlemiş ve 7 milyon civarında seçmen Maduro’nun önerisini reddetmişti. Tabii hükümet referandumun yasa dışı olduğunu söylüyor. Venezuela Latin Amerika’nın en zengin ülkelerinden biri olabilirdi. Şimdi çok tehlikeli bir yolda. Daha otoriter bir yöne doğru yelken açmış gibi.

Avrupa Birliği, Fransa, İspanya, Kolombiya, ABD, Maduro’ya bugünkü seçimleri iptal etme çağrısı yaptılar. ABD, Venezuela’ya yaptırım uygulayabileceğini de açıkladı. Venezuela ekonomisi büyük oranda petrol ihracatına bağımlı ve en önemli müşterilerinden biri ABD. Washington petrol alımını durdurursa Venezuela ekonomisi büyük darbe alır. Maduro, “Biz Çin ve Hindistan’la sorunumuzu çözeriz” diyor. Venezuela’nin başarısız devlet haline gelip kaosa sürüklenmesi komşu ülkeleri korkutuyor. İnsani kriz yaşanırsa göç artacak. Kısacası Venezuela’da olup bitenler dünyayı, özellikle de bölge ülkelerini yakından ilgilendiriyor. Bugünkü seçimleri ve onu izleyecek gelişmeleri tüm dünya yakından izleyecek.

Hugo Chavez’in başlattığı ve Maduro’nun sürdürdüğü sol popülizm ve “sosyalizm” denemesinin çok çekici vaadleri vardı. Ne yazık ki bu vaadler gerçekleşmedi, Venezuela’yı düze çıkarmadı. Ülkeyi krizden krize sürükledi. Gelinen noktada Venezuela’nın ihtiyacı iktidarla muhalefet arasında diyalog başlatılması ve sorunlara uzlaşıya dayalı çözümler üretilmesidir. İktidar “Ben istediğimi yaparım” anlayışında ısrar ederse ülke şiddete, iç savaşa sürüklenebilir. Bu kimsenin yararına olmaz. Maduro, Kurucu Meclis’in ülkenin sorunlarını çözümleyeceğini savunuyor ama gelişmeler bunu doğrulamıyor. Gidişat gerginliğin, kutuplaşmanın tırmanması ve tehlikeli hale gelmesi yönünde. Uluslararası toplumun da yardımıyla diyalog süreci başlatmak tek akıllı yol. Sonuçta adil seçimlere giderek halkın iradesini özgürce ortaya koymasını sağlamak gerek.

Venezuela sol popülizm açısından önemli bir denemeydi. Dünyada ilgi uyandırmıştı. Özellikle Hugo Chavez popülerdi. Sol kesimlerde neredeyse bir simgeydi. Şimdi dünyanın bir çok yerinde popülizmin ön plana çıktığı bir dönemdeyiz. Sağ popülizm daha yaygın ama bazı ülkelerde sol popülizm önde. Popülizmi ciddiye alıp incelemek, anlamaya çalışmak gerek. Popülistler genellikle kitlelerin önemsediği sorunlara parmak basarlar ve bu nedenle kitlelerden destek alırlar ama sorunları analizleri ve önerdikleri çözümler yanlış. Venezuela bu açıdan ilginç bir deneyim. Ülke bugün itibarıyla tehlikeli bir dönemeçte. The Economist dergisi bu hafta “Venezuela kaos içinde” başlığını kullandı.

Reklam