Yazı Detayı
05 Mart 2019 - Salı 17:54 Bu yazı 653 kez okundu
 
Doğu Türkistan’ın Son Durumu ve Çözüm Önerileri
Mir Kamil Kaşgarlı
mirkamiljan@gmail.com
 
 

Doğu Türkistan’ın son durumu hakkında özet olarak şunları söyleyebiliriz; orada tam bir vahşet ve soykırım yaşanıyor.  Bunun sebebi toplama kampları ve yasaklar.

 

daha önce Tibet canısı olarak bilenen Çın Çüenguo (ChenQuanguo)’nun Ağostus 2016 de Doğu Türkistana atanması son yaşananlar için bir başlangıç noktası olmuştur

 

şuan Çin’in binlerce senelik işkenceyle mankurtlaştırma yöntemlerinin teknoloji ile birleştirilmiş ve geliştirilmiş 21. Esirdeki yeni versiyonu toplumsal mankurtlaştırma şeklinde tüm hızıyla uygulanmaktadır.

 

Doğu Türkistan'daki toplama kampları genelde aşamalı olarak 3 çeşittir.

 

 1. (拘留所 jūliú suǒ) ‘‘Tutuklama Merkezi’’,  (yanı bildiğimiz karakol nezarethanesi)

 

 2. (看守所 kānshǒusuǒ) ‘’ Gözetim (Toplama) merkezi’’ (gerçi bu 1. Ve 2. her iki merkez Çin’de kamp olarak bilinmese de ama hızla sayıları artmakta ve genişletilmekte olan işkence merkezleri işte bu ikisidir.)

 

 3. (教育转化培训中心 Jiàoyù zhuǎnhuà péixùn zhōngxīn) ‘‘Meslek edindirme Eğitim Kampı’’

 

(‘‘Meslek edindirme Eğitim Kampı’’ de tek çeşit değildir. Tam aksine kişilerin suçlanma oranı ve yahut daha önce kapatıldığı ‘‘Tutuklama Merkezi’’nde sergilediği uyumlu tutumu ile orantılı olarak, bazı tanıklara göre, 3 dereceye bazı tanıklara göre 5 dereceye ayrılmaktadır.)

 

Bir başka önemli husus ise Doğu Türkistan’daki ‘‘Meslek edindirme Eğitim Kampı’’larında  tutulan yarı mankurtlaştırılmış Uygur Türklerinden ziyade, toplama merkezlerinin 1. Ve 2. Çeşidi ‘‘Tutuklama Merkezi’’ ve ‘‘Gözetim merkezi’’ olarak da bilenen işkence merkezleri mercek altına alınması gerekmektedir. Teyit edilmeyen rakamlara göre, Doğu Türkistan'daki bu işkence kamplarının toplam sayısı 1400 civarındadır.

 

Yerel halk tarafından ‘’ kara delik’’ ve yahut ‘’giren bir daha çıkamaz’’ diye bilenen toplama merkezlerinin 2. Çeşidi olan ‘‘Gözetim merkezi’’ inde tutulanlalar en ağır işkence görmektedir. En tehlikeli durumda olanlar ise bu ‘‘Gözetim ı merkezi’’ inde aylarca işkence gördükten sonra koğuş içinde sadece bir hâkim ve bir suçlayıcı avukat ile kurulan 3 kişilik mahkemede hapse gönderilen hükümlülerdir. Çünkü bu hükümlülerin sayıları milyonları aşmaktadır.

 

Doğu Türkistan'a giden araştırma gurupları, ülke temsilcileri ve gözlemci gurupların Asıl araştırılması gerekenler ise, işte bu 1. Ve 2. çeşit tutuklama merkezleri, anne babasız kalan Çocuk kampları, hapishane ve bilhassa hükümlülerin suçlanma süreçleridir.

 

DOĞU TÜRKİSTANDAKİ TOPLAMA KAMPLARININ YÖNETİM ŞEKLİ

Doğu Türkistan’daki toplama kampları 一体化管理   Yītǐ huà guǎnlǐ  ‘‘Entegrasyon kontrol merkezi (platformu)’’ adi verilen ve yerel halk tarafından ‘‘tek merkezden yönetim platformu’’ denilen Çin komünist partisi bölgesel Genel sekreterliğinin bir birimi olarak işlev gören, dijital sistem tarafından yönetilmektedir. 

 

一体化管理   Yītǐ huà guǎnlǐ  ‘‘Entegrasyon kontrol merkezi (platformu)

 

İlk olarak 2014 yılında Çin hükümeti vatandaşlık skoru sistemini uygulamaya koydu. Bu sistemde depolanan kişisel bilgilere göre, her vatandaş 1000 puan ile başlıyor ve yaptıkları doğrultusunda ya puanı düşüyor ya da artıyor, Sonunda güvenilir yahut güvenilemez vatandaş kategorilerinde yerini alıyordu. 2015 senesinde ise, kategorize edilen vatandaşlara yönelik ‘Dijital Mahkeme’ diyebileceğimiz ‘‘Entegrasyon kontrol merkezi (platformu)’’ adi altında ek değerlendirme sistemi geliştirildiği duyuruldu. Bu sisteme ise, vatandaşlık skoru sistemindeki bütün bilgiler direk akıyor. Buna ek olarak vatandaşların DNA sonuçlarından kan tahlillerine, psikolojik sağlık bilgilerinden, sosyal bilgilerine, en az 10 senelik geçmiş tarihinde bütün yaptıkları ve sosyal davranışlarından birkaç yüz yıllık aile geçmişine kadar bütün bilgiler toplanıyor. Bu bilgilere göre sistem kimin tutuklanması kimin beyin yıkamaya tabı tutulması ve kimin cezalandırılması (yanı kimin kampa, ya da gözaltı markizine gönderilmesi) gerektiğine karar veriyor.

 

Nükleer denemeler başta olmak üzere her konuda ilk deneme alanı olarak görülen Doğu Türkistan 2017 yılında bu sistemin yine ilk deneme merkezi oldu. 35 milyonluk Doğu Türkistan Türkleri bu sistemin ilk kobayları haline getirildi. 

 

Çin komünist partisi bölge genel sekreterliğinde yer alan bu ana dijital sistem güncellemeli olarak her ay veya 2 haftada bir İl, ilçe ve köylere göre, tutuklama listesi çıkarıyor, liste Çin komünist partisi il genel sekreterliğine gönderiliyor. İl genel sekreterliği de İl, ilçe ve köy güvenlik güçlerine listedeki kişileri tutuklama emri veriyor. Dolaysıyla ne tutuklanan ne de polisler kimin neden tutuklandığı bilmiyor. Tutuklananlardan çok tutuklanmayan Doğu Türkistanlılar daha büyük korku içinde yaşıyor. Türk ya da Müslüman olan her kes ne zaman ‘Dijital Mahkeme’nin tutuklama listesine konulacağım, korkusundan tam bir psikolojik bulanım içeresindedir. Nihai olarak hedeflenen ise 2023’e kadar Çin’in çizmiş olduğu vatandaş prototipine uygun tek tip halk yaratmaktır.

 

    Eskiden de var olan ama genişleyerek sayılırı gittikçe artan ‘‘Tutuklama Merkezi’’ ve ‘‘Gözetim merkezi’’ adı altındaki bu merkezlerin büyüklüğü 10 -20 bin metre kare arasında olduğu, her birinde 20- 30 metre kere arasında değişen en az 500 – 600 koğuş bulunduğu ve her koğuşta en az 20 kişi kaldığı  bilinmektedir. Gerçi Çin yasalarında ‘sanığın tutuklama merkezlerinde en az  24 saat ve en çok 15 günden fazla tutuklu kalamayacağı’ açık belirtilmiş olsa da ama bu yasa nedense Doğu Türkistan’da geçmiyor, tutuklular kasıtlı olarak veyahut polisin istediği ifadeyi verene kadar aylarca işkence görüyor. Sonra tutanaklar tamamlanarak, çok az bir kısmi ‘Meslek edindirme Eğitim Kampı’na ve esas çoğunluğu ise ‘kara delik’ denilen ‘Gözaltı (Toplama) Merkezi’ne gönderiliyor.

 

Şunu da belirteyim ki, burada tutulanlar ceza kararı verilmesi için mahkemeye götürülmüyor. ‘‘Gözetim merkezi’’ inde sadece bir hâkim, bir suçlayıcı avukat ile 3 kişilik mahkeme kuruluyor.  3-5 dakikalık kısa bir sürede sadece 4 türlü suçtan en az 10 seneden müebbet ve idam cezasına kadar cezalar veriliyor.  Bu suçlar ise 1. Teröre meyilli olmak’ ve yahut toplumun huzurunu bozmak 2. Teröre destek ve yataklık etmek, 3. Terör örgütüne üye olmak, 4 . Terör faaliyetinde bulunmaktir.

 

Son iki sene içeresinde bu tür suçlamalarla hapse gönderenlerin sayısı milyonlarla ifade edilmektedir. Doğu Türkistan’daki hapishanelerde yer kalmadığından Çinin iç bölgelerine 500 binden fazla hükümlünün taşındığı konusunda söz konusu hapishane gardiyanlarının itirafları ile birkaç hafta önce dünya çapında haberler yapılmıştı. 

 

Yurt dışına işkenceden şehit düştüğü haberi gelmekte olan dini alımlar, akaidimeysen, aydınlar, sanatçılar, iş adamları ve önde gelen kanaat önderlerinin hepsi işte bu gözaltı merkezi ve hapishanede şehit edilmektedir.

 

 Bir değer yandan ise Doğu Türkistan’da sahte Uygur yaratmak için son 10 senedir yapılan gerişimler sunucunda Çin hükümetinin çok büyük mesafeler kat ettiği ve şu an Doğu Türkistan’da Uygur gibi Uygurca konuşmayı, Uygurca geleneksel dans etmeyi ve şarkı söylemeyi neredeyse yabancıların fark etmesi mümkün olmayacak düzeyde öğrenmiş Çinlilerin sayaları 3 milyondan aştığı yönünde bilgiler gelmektedir. Bunun kanıtı olarak son 2 senedir yabancı ülke heyetleri için organize edilen geleneksel gösteri faaliyetlerinde Uygur geleneksel kıyafeti giyerek dans etmekte olan Çinlilerin fotoğraf ve videoları de gelmektedir. Hatta geçen sene ABD de açılan Çin sergisinde Uygur kıyafeti ile Çinliler servis edilmiş ve orada yaşayan Uygurlar fark ederek gösteri alanında onları rezil etmişlerdir. Kısacası belli müddet sonra kendini Uygur olarak lanse eden uygurca konuşan Çinlileri Uygur kardeşim diye kucaklamamız an meşelisidir. 

 

Peki, tamimiyle milli manevi benliğinden koparılmak ve yok edilmekle burun buruna gelmiş Doğu Türkistanlıların varlığını korumak için ne yapılmalı? Daha doğrusu neler yapılabilir?   

 

Çözüm önerilerimi 2 ana kategoride sunmak istiyorum

1.         Acil olarak yapılması gerekenler

 

2.         Uzun vadede yapılması gerekenler

 

Acil olarak yapılması gerekenler ise;

1.         Çin’in Doğu Türkistan’la ilgili açık bir politika izlemesini sağlamak, gelinen noktada, uyguladığı kapalılık, bilgi vermeme politikalarından vaz geçmeye zorlamak ya da diplomatik kanallarla ikna etmek. Bunun göstergesi olarak, yasaklanan yurt dışı iletişim kanalların açılması, inşaların yurt dışındaki akrabaları ile rahat iletişim kurabilmesinin hayata geçirilmesi.

 

2.         Türkiye başta olmak üzere Çin’in medya basın yayın kuruluşların temsilcilikleri bulunan bütün ülkelerin karşılıklı olarak Doğu Türkistan’da medya temsilciliklerin açılması ve hatta onların serbest haber yapma haklarının sağlanması. Çünkü İnsan hakları ihlallerinin artık ülkelerin iç meselesi olmaktan çıktığı günümüz dünyasında, Çin’in Doğu Türkistan’la ilgili izlediği kapalı politikalarına insan haklarına saygılı hiçbir ülke ya da kurum kayıtsız kalamaz. Vicdan sahibi hiçbir insan bunları görmezlikten gelemez. Dolaysıyla ilk önce bunun üzerine gitmek ve yoğunlaşmak gerekmektedir.

 

3.         Birey ya da gurup olarak yabancı turistleri Doğu Türkistan’a yönlendirmek sureti ile orada yabancıların yoğun bir şekilde bulunmasını sağlamak. Yabancı iş adamlarını yatırıma teşvik etmek.  

 

Bu girişimler başarıya ulaştığında Çin’in insanlık dışı asimilasyonunu daha fazla gizleyebilmesinin önüne kapanmış olur.

 

4.         Kampların kapatılması ve özellikle hapse gönderilen hükümlülerin serbest bırakılması yönündeki deplomatik teleplerde israr edilmesi.

 

5.         Çin’in bütün bu toplama kamplarının kurulması ve  soykırımlarına esas teşkil eden ‘teröre karşı mücadele yasasının uluslararası normlara uygun şekilde değiştirilmesini sağlamak için Çin’in ‘Terör tanımı’ ve ‘teröre karşı mücadele yasası’ madde madde araştırmalıdır. Çin’in Doğu Türkistan’daki uygulamalarının Çin anayasasına nasıl ters düştüğünü ortaya çıkarıp, bilimsel eleştirellerde bulunduğu için müebbet hapis cezasına çarptırılan Prof. Dr. İlham Tohtunun pekinde başlattığı hukuksal mücadelesi artık uluslararası Hukukçular tarafından Uluslararası hukuk normları çerçevesinde devam ettirilmelidir. Bunun için uluslararası Hukukçulardan uluşan bir çalışma gurubu kurulması gerekmektedir.

 

Gerçek şu ki, ‘‘Bir yerde zulüm ve zorbalık varsa, bu tür zorbalar ancak güçle durdurulabilir. Bu yol daha çok devletler ve uluslararası örgütlerce ifa edilebilir’’[1]. Doğu Türkistan derneklerimiz henüz yalnız başına bu yükü kaldırabilecek düzeye gelememiştir. Diasporadaki Doğu Türkistanlıların sayılarının azlığı, eğitimli kadro eksikliği, maddi imkânların daha da kısıtlı olması gibi bir suru sebeplerden ötürü bu büyük dava yalnızca Doğu Türkistan derneklerinin üzerine bırakılmamalıdır. Mutlaka en azından bir ülke ellerinden tutmak zorundadır. Türkiye 2023’e kadar tamamen Çinlileşmesi ve komünistleşmesi kesin gözle bakılmakta olan Uygur Türkü kardeşlerin milli ve manevi varlığını kurumak için en etkin, en önemli adımlar atabilecek, bu konuda Uluslararasını, bilhassa Türk ve İslam dünyasını harekete geçirebilecek siyasi güç ve konuma sahip tek ülkedir. Merhum liderimiz İsa Yusuf Alptekin’in ifadesi ile, ‘Bu şerefin Türkiye’ye ait olması umulur’ elbette.

 

Uzun vadede uluslararası düzeyde yapılması gerekenler şunlardır;

1. Çin üzerinde uluslararası baskı oluşturmak.

 

2. Doğu Türkistan’daki zulüm baskı ve hak ihlalleri sorununu uluslararasılaştırmak. Küresel bir bilinç oluşturmak sureti ile Doğu Türkistan meselesini insanlık meselesine dönüştürmek.

 

3. Uluslararası Strateji kuruluşlarını öncelemek. Uluslararası Stratejik çözümler üreten merkezleri harekete geçirmek. Entelektüel çevre arasında Doğu Türkistan için yeni söylem ve yeni tartışmalar geliştirmek.

 

Mesela; Doğu Türkistan’ın bağımsız olması dünya barışına nasıl büyük katkı sağlayacak? 

 

Komşu ülkelere neler kazandıracak?   Onları hangi tehlikelerden koruyacak?

Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı Komşu ülkelerin Çin ile olan hangi siyasi, coğrafi, ekonomi sorunlarına çözüm getirecek?

Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı çevre kirliliği, yeşilliklerin korunması, hayvan ve insan hakları acısından neden önemli?

Gibi gündemler yaratılmalıdır. 

 

4. Uluslararası daimî kriz grubu oluşturması ve daimî bağımsız gözetleme grubu gönderilmesini hayata geçirmek.

 

5. Doğu Türkistan’ın BM’deki statüsünü daha önce resmi kayıt edildiği gibi ‘’Çin’in ayrılmaz toprak parçası’’ değil, tam aksine ‘’İşgal Edilmiş Toprak; olarak değiştirmeyi sağlamak.

 

6. Doğu Türkistan’a tanılan Özerklik haklarının uluslararası standartlara uygun şekilde değiştirilmesi ve uygulanmasının BM gözlemci ve denetleme gurubu aracılığı ile garantiye alınması.

 

Uzun vadede Türkiye düzeyinde yapması gerekenler şunlardır:

1. Acilen Doğu Türkistan'da Türk konsolosluğu açılması

 

2. Çin’in Türkiye'de açtığı 6 Konfüçyüs Enstitüsüne karşılık Türkiye'nin de Doğu Türkistan'da en az 3 Yunus Emre Enstitüsü açması.

 

3. Çin’in İstanbul'da Çin mahallesi kurma projesine karşılık Doğu Türkistan'da da Türkiye pazarı kurulması, Doğu Türkistan'da son 2 senedir Uygulanmakta olan Türkiye ürünlerinin üzerindeki satış yasağın kaldırılması.

 

4. Türkiye'ye sığınan Doğu Türkistanlıların vatandaşlık, barınma, sağlık, çeşitli sosyal hizmetlerden yararlanma, ikamet ve çalışma izni sorunlarına yönelik Bakan ve millet vekillerinden referans torpil aramak gibi geleneksel yöntemleri bırakıp meclise özel yasa teklifi sunulması.

 

5. Türkiye'ye yerleşen Doğu Türkistanlıların eğitimine özel olanaklar sağlanması, onlardan seçerek çeşitli alanlarda özel yetiştirilmesi.

 

6. Türkiye son çare olarak, tıpkı 30 Ocak 1923’de, Yunanistan ile Ahali Mübadelesi Antlaşması yaptığı ve Yunanistan’dan 1 milyondan fazla Türkleri Türkiye’ye yerleştirdiği gibi Uygurlar hakkında da 2-3 milyon Uygur Türkünü taşıma konusunda Çin’e anlaşma teklifi sunabilir. Ancak bu şekilde Doğu Türkistanlıların varlığı korunabilir.

 

[1] Prof.Doc. Kudret BÜLBÜL

 
Etiketler: Doğu, Türkistan’ın, Son, Durumu, ve, Çözüm, Önerileri,
Yorumlar
Haber Yazılımı