Yazı Detayı
21 Haziran 2019 - Cuma 07:37 Bu yazı 109 kez okundu
 
Mursi’nin Öldürülmesi
Dr.İsmail Kemal
ismailkemal65@gmail.com
 
 

Mısır’ın demokratik seçimlerle işbaşına gelmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi 17 Haziran’da mahkemede vefat etti. Mursi, Hamas örgütüne casusluk yapmak iddiasıyla yargılanıyordu. Tabii buna yargılama demek mümkünse. Tüm otoriter rejimlerde olduğu gibi Mısır’da yargı bağımsızlığı yok. Hatırlayalım. Mübarek’in devrilmesi sonrasında önceleri cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday göstermeyeceğini söyleyen Müslüman Kardeşler örgütü karar değiştirerek Muhammed Mursi’yi aday göstermiş, Mursi, Haziran 2012’de yapılan seçimleri kazanmıştı. Kısa süreli Mursi iktidarı fırtınalı geçmiş, son günlerinde milyonlarca insan aleyhinde protesto gösterileri yapmıştı. 3 Temmuz 2013’te General el-Sisi komutasındaki ordu darbe yaparak Mursi’yi iktidardan uzaklaştırmış, hapse atmıştı. Darbeden sonra binlerce insan öldürüldü, onbinlerce insan hapse atıldı, işkenceden geçirildi. Sisi, son yaptığı anayasa değişikliği ile 2030 yılına kadar iktidarda kalmayı garantiledi. 6 yıl çok zor koşullarda hapiste kalan Mursi ise sonuçta hayata veda etti.
   

Mursi’nin sağlık durumunun iyi olmadığı, cezaevi koşullarının çok kötü olduğu konusunda uyarılar yapılıyordu. 2018 yılının Nisan ayında üç İngiliz parlamenter hazırladıkları raporda Mursi’nin “erken ölebileceği” uyarısında bulunmuşlardı. Sonuçta bu öngörü gerçekleşti. Raporda Mursi’nin günde 23 saat hücrede tutulduğu, diyabet başta olmak üzere sağlık sorunları olduğu ve yeterli tedaviden yoksun olduğu yazılmıştı. Bu durumda Mursi öldü mü? Hayır yavaş yavaş öldürüldü ve bunun sorumluluğu Sisi rejiminin omuzlarındadır. Birleşmiş Milletler, Mursi ile ilgili raporu hazırlayan İngiliz parlamenterler, Uluslararası Af Örgütü ve başka örgütler Mursi’nin ölümünün soruşturulmasını talep ettiler. İyi de bu soruşturmayı kim yapacak? Mısır makamlarının yapacağı bir soruşturmanın sonuçlarına güvenilebilir mi? Bağımsız bir komitenin soruşturma yapmasına izin verirler mi?  
   

Mısır, geniş Ortadoğu’da ordu ile siyasal İslamcılar arasındaki “kan davasının” en yoğun yaşandığı ülkelerden biri. 1954’ten 2011’e kadar iktidardaki Mısır ordusu ile Müslüman Kardeşler örgütü arasında amansız kavga yaşandı. Siyasal İslamcılar hapse atıldı, işkenceden geçirildi. Bu kavga Enver Sedat döneminde yumuşasa da hep devam etti. Mısır 1952’den 2011’e kadar kesintisiz olarak ordu tarafından yönetildi. “Arap Baharı” ile esen rüzgarların bu durumu değiştireceği umutları doğmuştu. Demokrasiye geçiş kavgasında en büyük, en örgütlü güç olan Müslüman Kardeşler örgütüne büyük görevler düşüyordu. Örgütün bunu başardığı söylenemez. Çok ciddi hatalar yapıldı. Üyelerin liderliğe sorgusuz sualsiz itaat etmeleri temeline dayalı, otoriter bir iç yapıya sahip, kapalı kutu Müslüman Kardeşler örgütü karşısına çıkan tarihi fırsatı değerlendiremedi. Mursi’nin kendisi karizmatik, başarılı bir lider değildi. Cumhurbaşkanı olarak örgütün politikalarını hayata geçirdi. Diğer muhalif güçlerle işbirliğine yanaşmadı. Yalnızlığa itildi. Ordu bu fırsatı değerlendirerek darbe yaptı. Diktatörlük geri geldi. Tabii Mursi tüm hatalarına rağmen demokratik seçimlerle iktidara gelmişti. Darbe ile bu kaybedildi. Dünyanın en baskıcı rejimlerinden biri kuruldu. Böylece “kan davası” daha da büyüdü. Mursi’nin ölümü aradaki nefreti, kini artıracak. 1960’lı yıllarda Nasır rejiminin korkunç baskılarına tepki gösteren siyasal İslamcılar gizli silahlı bir örgüt kurmuş, liderliğine de Seyyid Kutup’u getirmişlerdi. Rejim örgütü ortaya çıkarınca Kutup idam edilmişti. Ancak bu idam Kutup’u “El Şehid” yapmış, kahramanlaştırmıştı. Şimdi Mursi’nin ölümü ile benzeri bir süreç yaşanabilir. “Şehit” söylemi Türkiye’de siyasal İslamcı çevrelerde ön plana çıktı bile.
   

Prof. Fawaz Gerges “Making the Arab World: Nasser, Qutb, and the Clash that Shaped the Middle East” başlıklı son kitabında Mısır’ın yakın tarihini ve İslamcılarla Arap milliyetçileri, ordu arasındaki kavgayı inceler. Kitabın sonunda İslamcı-milliyetçi fay hattının Mısır’da ve diğer Arap ülkelerinde siyasal yaşamda normalleşme ve kurumsallaşma önündeki en büyük engel olduğunu yazar. Buna demokratikleşme önünde en büyük engel olduğunu da eklemeliyiz. Üste çıkanın altta kalanı ezdiği bu sistem devamlı kendini yeniden üretiyor. Bu sadece Arap ülkeleri için değil Türkiye dahil Müslüman nüfuslu ülkelerin çoğu için geçerli. Maalesef Türkiye’de AKP iktidarı ve lideri, İslamcı-laik fay hattını yumuşatıcı politikalar izlemedi. Yangına körükle gitti. Bu konuda umut veren Ekrem İmamoğlu’dur. Bu nedenle Pazar günkü seçimler İstanbul belediyesini kimin kazanacağının ötesinde, ülkenin geleceği ile ilgilidir. Türkiye’nin tercihi kutuplaşmadan uzaklaşma olmalıdır. Mursi’nin ölümünden çıkarılacak esas ders budur. Demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı, basın özgürlüğü herkese gereklidir. Ortak payda olmalıdır. Aksi takdirde Ortadoğu fasit bir daire içinde dönmeye devam edecek.

 
Etiketler: Mursi’nin, Öldürülmesi,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
13 Eylül 2019
Demokrasinin Sonu mu?
233 Okunma.
09 Eylül 2019
Kaftancıoğlu’ndan Çok Korkmuşlar
450 Okunma.
06 Eylül 2019
Brexit Kazanı Fokur Fokur
369 Okunma.
02 Eylül 2019
İngiliz Demokrasisine Darbe
382 Okunma.
30 Ağustos 2019
Afganistan’da Barış Olacak Mı?
394 Okunma.
25 Ağustos 2019
Kritik G7 Zirvesi
435 Okunma.
23 Ağustos 2019
Enerjide Geçiş Dönemi
278 Okunma.
18 Ağustos 2019
Keşmir Krizi Büyüyor
524 Okunma.
16 Ağustos 2019
Protestolar: Hong Kong, Rusya
288 Okunma.
12 Ağustos 2019
AB’nin Zayıf Halkası İtalya
131 Okunma.
09 Ağustos 2019
Su Stresi Artarken
200 Okunma.
05 Ağustos 2019
Çin ve Dünyamız
199 Okunma.
29 Temmuz 2019
Mitsodakis Gelirken
139 Okunma.
25 Temmuz 2019
Boris Johnson Dönemi
71 Okunma.
21 Temmuz 2019
Körfez’de Sular Isınırken
85 Okunma.
19 Temmuz 2019
Dünyada Enerji Durumu
132 Okunma.
15 Temmuz 2019
S-400 Füzeleri Varırken
139 Okunma.
12 Temmuz 2019
Türkiye Niçin Yalnız?
144 Okunma.
07 Temmuz 2019
Yunanistan Sandık Başında
120 Okunma.
04 Temmuz 2019
Aşırı Sıcaklar
100 Okunma.
30 Haziran 2019
G20 Zirvesine Bakış
102 Okunma.
24 Haziran 2019
Dünya Nüfus Beklentisi
155 Okunma.
17 Haziran 2019
Körfezde Tehlikeli Gerginlik
176 Okunma.
14 Haziran 2019
S-400, F-35 Krizi
152 Okunma.
10 Haziran 2019
Sudan’da Tiananmen
180 Okunma.
07 Haziran 2019
Ortadoğu’yu Şekillendiren Savaş
148 Okunma.
02 Haziran 2019
Tiananmen Meydanı
163 Okunma.
31 Mayıs 2019
“Yüzyılın Şakası”
209 Okunma.
27 Mayıs 2019
Theresa May: Yolun Sonu
219 Okunma.
25 Mayıs 2019
Felakete Doğru mu?
180 Okunma.
20 Mayıs 2019
Müslüman Kardeşler Terörist mi?
266 Okunma.
17 Mayıs 2019
ABD-Çin Ticaret Savaşları
206 Okunma.
12 Mayıs 2019
İran’la Savaş mı?
256 Okunma.
10 Mayıs 2019
Biyolojik Çeşitlilik Tehlikede
221 Okunma.
06 Mayıs 2019
Demokrasinin Performansı
169 Okunma.
02 Mayıs 2019
Silahlanma Yarışları
195 Okunma.
26 Nisan 2019
Sri Lanka Katliamı
233 Okunma.
22 Nisan 2019
Komedyen Devlet Başkanı
261 Okunma.
19 Nisan 2019
Notre Dame Trajedisi
235 Okunma.
15 Nisan 2019
Sudan: Mücadeleye Devam
230 Okunma.
12 Nisan 2019
Dünyanın En İlginç Seçimleri
270 Okunma.
08 Nisan 2019
Netanyahu’nun Kaderi
286 Okunma.
05 Nisan 2019
NATO 70 Yaşında
333 Okunma.
01 Nisan 2019
Theresa May’in Sonu
300 Okunma.
29 Mart 2019
Cezayir, Sudan: Demokratik Değişim Yakın Mı?
287 Okunma.
25 Mart 2019
Kazakistan’da Siyasi Değişim (Mi?)
265 Okunma.
22 Mart 2019
Katliam ve Seçimler
314 Okunma.
17 Mart 2019
Yeni Zelanda Katliamı
392 Okunma.
14 Mart 2019
İngiltere: Bundan Sonra Ne Olacak?
341 Okunma.
10 Mart 2019
Brexit: Kritik Hafta
395 Okunma.
07 Mart 2019
Macron Ne Diyor?
426 Okunma.
04 Mart 2019
Hindistan Ve Pakistan Ateşle Oynamamalı
392 Okunma.
02 Mart 2019
Ah Brexit, Vah Brexit
379 Okunma.
25 Şubat 2019
Böcekler ve Geleceğimiz
456 Okunma.
22 Şubat 2019
Gitmeyi Bilmeyen Liderler
524 Okunma.
19 Şubat 2019
Münih Güvenlik Konferansı
729 Okunma.
14 Şubat 2019
Enerji Devlerinin Sorumluluğu
261 Okunma.
10 Şubat 2019
Batı Avrupa, Doğu Avrupa
255 Okunma.
08 Şubat 2019
Tsipras’ın Türkiye Ziyareti
250 Okunma.
03 Şubat 2019
İran Devrimi 40 Yaşında
257 Okunma.
31 Ocak 2019
Sudan’da Değişim Olacak Mı?
262 Okunma.
Haber Yazılımı