Yazı Detayı
19 Şubat 2019 - Salı 00:35 Bu yazı 866 kez okundu
 
Yurdum Çıldırmış Olmalı
Yrd.Doç.Dr.Nazım S.Burgul
nazim.burgul@neu.edu.tr
 
 

İktidar yalakası gazeteciler çok da yoktu o zamanlar; Olanlar da zaten en azından yontulmuştu, abartmazlardı.

“Ne seni, ne de paranı istemiyoruz” deyip de sabahın köründe 13’ncü maaşa salan sendika ağaları da yoktu o yıllarda.

Hayvancıların henüz Başbakan’ın gancellisini yıkmadığı yıllardı.

Elektiriğe 1 yılda toplamda yüzde 93 zam yapılmamıştı hiç.

Muhasebeci de yoktu o zamanlarda zam cinsinden.

Fırsatçılar yanında bazı hırsız marketler ötesi tedarikçiler de yoktu.

Grevlerin bile bir raconu vardı. Zümresel çıkarlar peşinden koşulmazdı.

Toplumsal varoluş geyiği filan da gevelenmezdi yurtseverlik ayağına. Vicdani Red hikâyesi filan da yoktu zira millet doğuştan Mücahid.

Hellim, bolibif, mezar taşı veya kolda serum filan yayımlayacak bir sosyal medyamız da yoktu.

Sofrasındaki ekmeğini paylaşmayan muhteremler de solculuk’tan falan bahsedemezlerdi. Mâlum, Kraliçe’nin STG cinsinden çok da azmadığı yıllardı, acıtmazdı. Amerikan Doları’nın 5,5’i (ki maalesef yakın gelecekte 6,5’a takacaklar) hayalimizde bile tezâhür etmezdik.

Londra’nın Harringay semtindeki bildik Yaşar Halim Market’te molohiyanın yok sattığı yıllardı.

Palmolive filan da yoktu Derviş Atakan’ın bahsettiği arap’sabunu kokulu zamanlardı. Daha New Yorkun İkiz Kulelerine çakmamışlardı;

San Antonio Spurs’un ikiz kuleleri Amiral ve Tim’in ha’bire double double yaptığı yıllardı. T

atillerde Ankara’dan Kıbrıs’a gelmek için uçak rezervasyonu yapmak üz’re 6 ay önceden torpil bulmaya çabaladığımız yıllardı; O uçaklarda sinyalle birlikte millet graven A veya Benson’cuğunu yakardı zıkkım.

siyah damalı taksiler çağıydı. Dizi işleri zaten yoktu; renkli tv’yi geçtik; kanal bile yoktu zapping yapacak. Darbe’leri marşlarından öğrenirdik külüstür ses vermesi için vurmalı sazlı muamele yaptığımız televizyonumuzdan.

Jordan’lı geceler için saati kurar ve Bulls formamızla NBA finallerini izlerdik Ekselansları ve arkadaşlarıyla coşardık.

Dansözü bir rüyamızda, bir de TRT’den görürdük. Çocuklar için Adile Naşitli Uykudan Önce, yetişkinler içinse İkiz Tepeler ve Dallas pek revaçtaydı, Feri Cansel hemşehrimiz de üç film birden devamlı filmleri meşhurdu.

Televizyonunuzu kapatmayı unutmayın diye uyarı yazısı yazardı kanaldaki gececi emekli ağabey.

İnternet mi? Yok öyle bir hayal gücü. Bilgisayar mı? ZX Spectrum veya Comadore 64 vardı sırf oyun için. Isınan adaptörünü buzdolabına koyardık.

Wi-fi’larımız, iPad’lerimiz, akıllı telefonlarımız, çanak antenlerimiz yoktu ama daha mutluyduk vesselâm.

İktidar yalakası veya parayla köşeyi geçtik, sayfasını satan gazeteciler tek tük’tü. Bülent Ersoy’un daha dönme’diği yıllardı.

Tarkanımız yoktu ama Sanat Güneşimiz ve Superstarımız vardı; Beatles, Tom Jones ve Elvis de cabası. Ruhumda hicranını söyletme hikâyesi’nin meşhur olduğu yıllardı;

Ortaköy Akar Gazinosu’ndaki alabalklara Ortaköy Halk Fırını Talat Ağabey’den çıkma üç-beş diş sıcak çörek veya pilavuna atardık.

Benzinci Vedat her sabah ballı sütüyle har har ederdi o zamanlar; Tekti maşallah.

Sürekli araba değiştirme hevesimiz yoktu; Olsa da zaten imkân yoktu.

Soleks marka motosiklet kâfiydi. Paketçi filan yoktu; Herkes yemeğini kendi evinde yapardı. Büyük Hamam dolar taşardı, tellak meraklısı çoktu.

Pişmiş aşa su katılmazdı o dönemlerde. Dereboyu’nda taştan kurulmuş kalelerle çift kale mahalle maçları yapardık, arkasına da pirililerimizle gucci, gofti veya lingiri. Muz zengin meyvesiydi; Kivi, mango filan hakgetire;

Birçoğumuz bahçelerdeki aşırma mandalinalara tâlim ederdik.

Çulluk’un piliçleri ve Galadari’nin kefirli ayranı bir yana Latte mi? Yok daha neler; Kahveci Asaf Dayı’dan en çok sumada içebilirdik.

Açık hava sinemaları vardı Filiz Akın’ın buğulu gözlerindeki Ayhan Işık’lı nayır n’olamaz’lı.

Üç beş film birden filmlerini izlememize izin yoktu o yıllarda; Ahmet Becerikli, Nadide, Küçük Aysel ve Altıparmak Dayı candı;

Yasemin kokan Çağlayan’da kurulan bayram yeri tek eğlencemizdi; çarpışan arabalara istiflenmek için birbirimizi çiğnerdik. Anibal Buba’nın şeftalisine bayılırdık rahmetlere; Sadiye Umuroğlu ve Buket Tosun Ablalarmızın leziz yemeklerine tapardık sağolsunlar.

Her köşe başında bir meyhane veya çorbacı yoktu o zamanlar; Sağır’ın Meyhanesi ve Deve kâfiydi. Yağcı’nın helvasını mı? Anca bayram namazı sonrası tadardı millet, tabii parası olana hergün helâldi. 

Çiğ köfte zevkimiz yoktu o dönem; Paraşüt’ün lahmacunu, Sabır’ın köftesi ve Zekai Dayı’nın şiş’i tadından yenmezdi. Dondurma mı? Sadece Resa Dayı’da bulabilirdik, bir de Londra Pastanesi’nden. Islatılmış ekmeğe çay şekeri serpiştirirdik o yıllarda;

Sonradan Blue Band margarinini de ekledik mönüye. Gato veya tramisu yerine şarlot tatlısı veya ekmek kadayıfı vardı; mahallemizin Fahriye Ablası tadında. Çek ve senet kullanmazdı büyüklerimiz o dönemlerde zira sözleri senetti.

Kapılar kilit kilit üzerine kapanmazdı. Komşuluk hat’rı tabii ki de vardı. Arif Hoca yanında Mustafa Doğrusöz Ağabeyimizin SÖZ’deki köşe yazılarını defalarca okurduk;

Şener Levent USTA’nın yazıları da klasik yine tadından yenmezdi. Ozan Demiralp, Hüseyin Kayım ve takım arkadaşları “Oyna GG” şeklinde Kıbrıs Federasyon Kupası’nı henüz kaldırmışlardı.

Çetinkaya hükümet takımıydı o zamanlar. Sahillerimiz Bakanlar(!) Kurulu kararlarıyla daha peşkeş çekilmemişti o zamanlarda, denize girmek bedavaya yakındı 3 kuruş.

Yoğurtlar süt tozondan değil saf sütten yapılırdı. Raleigh marka üç vitesli bisikletlermizle gezerdik ayağımızdaki Esem, Sebo veya Mekap marka ayakkabılarla kırmızı başlı bülbül avlamaya çalışırdık.

Ailecek Arasta ve Ortaköy Halk Fırını arasına sıkışmış bir’gezi turumuz vardı o yıllarda. Daha ileriye geçilemezdi. Geçilse de ayda bir denize gidilirdi ma’aile.

Yakın Doğu Üniversitesi yoktu o zamanlar. Koçero Tepeleri denirdi şu anda binlerce gencin eğitim, öğretim ve yönetim sürecine tâbî tutulduğu bu bereketli bölgeye, Allah bereket versin.

İşte, o yıllarda bu derece azılı provkatörler yoktu; Buna karşılık taşlı sopalı vandallar da yoktu;

En fazla hakeme renga atılırdı yazık; Yurdum çıldırmış olmalı;

Akıl Ezan; Hepimize; İnşâAllah. Hasretle ve saygıyla bu deneme yazımız. Nokta.

 

 
Etiketler: Yurdum, Çıldırmış, Olmalı,
Yorumlar
Haber Yazılımı