1. Haberler
  2. Dünya
  3. Türkiye ve Dünya’nın Nabzı: Son 24 Saatte Neler Oldu? (17 Nisan 2026)

Türkiye ve Dünya’nın Nabzı: Son 24 Saatte Neler Oldu? (17 Nisan 2026)

featured
Google'da Abone Ol service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Küresel dengelerin hızla değiştiği, diplomasi trafiğinin yoğunlaştığı ve ekonominin kırılgan bir çizgide ilerlediği bir günden geçiyoruz. 17 Nisan 2026’da hem Türkiye’de hem de dünyada yaşanan gelişmeler; siyasetten ekonomiye, güvenlikten teknolojiye kadar geniş bir yelpazede dikkat çekici başlıkları beraberinde getirdi.

Orta Doğu’da ateşkes arayışları ve enerji hatlarının yeniden şekillenmesi, Avrupa’da güvenlik tartışmalarının derinleşmesi ve Türkiye’nin diplomatik rolünün uluslararası aktörler tarafından daha fazla vurgulanması, günün öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Öte yandan iç gündemde; ekonomi yönetimine yönelik çağrılar, sektörlerin beklentileri ve dikkat çeken yatırım hamleleri öne çıkarken, toplumsal açıdan derin izler bırakan gelişmeler de gündemdeki yerini korudu.

Kısacası; 17 Nisan, sadece sıcak gelişmelerin değil, aynı zamanda geleceğe dair önemli sinyallerin de verildiği kritik bir gün oldu. Türkiye ve dünya gündeminin nabzını tutan bu derlemede, son 24 saatte öne çıkan tüm başlıkları bir arada bulabilirsiniz.

***

Ankara’da teknoloji ve marka buluşuyor: 5. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları başlıyor

’Beşinci Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın tanıtım programında konuşan Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, “Bu yılki etkinliğimizin temasını bu dönüşümü yansıtacak şekilde belirledik; ’Braind Conference’. Sloganımız ise çok net, ’Marka Yapan Zekâlar, Yapay Zekâ ile Buluşuyor’” dedi.

ATO Başkanı Gürsel Baran, Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın tanıtımı amacıyla CerModern Flow Dijital Salon’da düzenlenen basın toplantısında konuştu. Ankara Ticaret Odası olarak 170 bini aşkın üyenin üretim gücünü, ticari kapasitesini ve rekabet yeteneğini artırmak için çalıştıklarını anlatan Baran, ticareti, teknolojiyi ve markalaşmayı aynı eksende buluşturan projelere öncülük ettiklerini söyledi.

Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın bu vizyonun en güçlü yansımalarından biri olduğunu ifade eden Baran, organizasyonun ilk kez 2015 yılında başlatıldığını hatırlattı. Farklı temalarla düzenlenen etkinliğin yıllar içinde gelişerek on binlerce katılımcıya ulaştığını belirten Baran, “Bugün bu organizasyon Ankara’nın marka yolculuğunun önemli bir parçası haline geldi. Şimdi bu birikimi daha ileri taşıyoruz. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın beşincisini, 24-25 Nisan 2026 tarihlerinde ATO Congresium’da gerçekleştireceğiz” ifadelerine yer verdi. (İHA)

***

Bakan Fidan: İsrail yayılmacılığı küresel güvenliği tehdit ediyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nda açıklamalarda bulundu. Fidan, “İran’da ateşkesin kalıcı sağlanması ve barış ilan edilmesi temennimizdir. İsrail yayılmacılığı küresel güvenliği tehdit ediyor. Uluslararası toplum buna dur demeli” dedi.

Fidan, “Adil olmayan bir uluslararası sistem krizleri çözemez, sadece erteler, derinleştirir” dedi.

Fidan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şunlar:

“Hiçbir coğrafya geride bırakılmamalı. Bugün hakkaniyetli bir paylaşım yolu bulunamazsa 10 yıl sonra düzen çok daha yıkıcı olacaktır.

Coğrafyamız eş zamanlı krizlerin baskısı altında. Arabuluculuk görevini yürüten ender ülkelerden biri Türkiye’dir. Görevimiz arabuluculuğun da ötesinde. Elimizi taşın altına koymaya devam edeceğiz. Bölgemizin savaşlara tahammülü yok.

Bölgemizdeki tüm sorunların temel kaynağı olan Filistin’de iki devletli çözümü hemen hayata geçirmeliyiz.” (Habertürk)

***

ABD Büyükelçisi’nden zirveye damga vuran Türkiye mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde düzenlenen ve dünya liderlerini bir araya getiren Antalya Diplomasi Forumu 2026 start aldı.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamında basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu.

Diplomasinin dünyadaki dramatik ve travmatik olaylar arasında sürekli fayda sağlayan bir hediye olduğunu belirten Barrack, “Her gün kendilerinden bir şeyler öğrendiğim bu diplomatlar kurşunları, füzeleri, roketleri ve silahları önleyen diyaloglar, konuşmalar, cümleler kurmak için oradalar. Bu yüzden bence bu iki gün son derece önemli.” diye konuştu.

ADF’nin Suriye için önemine ilişkin soruya Barrack, “Suriye, inanılmaz bir şekilde, yaşadığımız en büyük yeni olay odaklı diplomasi deneylerinden biri oldu. Kimsenin gerçekten tahmin etmediği veya beklemediği, bölgeden, Amerika’dan, müttefiklerden ve kendini arayan bir kültürden işbirliği içeren kuantum bir hareket.” yanıtını verdi.

Tom Barrack, Türkiye’den de övgü dolu sözlerle bahsetti. Barrack “Türkiye bölgede işleyen tek oyuncu NATO üyesi, bölgenin en önemli dinamolarından biri. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a büyük saygım var” ifadelerini kullandı.

ANTALYA DİPLOMASİ FORUMUNA YOĞUN KATILIM

İlki 2021’de düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu, bu yıl da yoğun katılımla yapılıyor. Forumda, 150’den fazla ülkeden 20’yi aşkın devlet ve hükümet başkanı, yaklaşık 15 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, 40’tan fazlası dışişleri bakanı olmak üzere 50’nin üzerinde bakan, 75’i uluslararası kuruluş temsilcisi olmak üzere 460’ı aşkın üst düzey zevatın yanı sıra aralarında akademisyen ve öğrencilerin de bulunduğu çok sayıda konuk yer alıyor. (Haberler.com)

***

Ayser Çalık Ortaokulu öğrencileri başka okullara nakledildi

Kahramanmaraş’ta silahlı saldırı düzenlenen Ayser Çalık Ortaokulu öğrencilerinin başka okullara nakledilmesine karar verildi.

15 Nisan’da öğle saatlerinde Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda silahlı saldırı düzenlendi. Fail hariç sekizi öğrenci, biri öğretmen dokuz kişi hayatını kaybetti.

8’inci sınıf öğrencisi saldırgan İsa Aras Mersinli, otopsi raporuna göre sağ bacağına aldığı kesici alet yarası sonucu öldü. Mersinli’nin babası Uğur Mersinli tutuklandı.

Kahramanmaraş Valiliği 20 Nisan Pazartesi’ye kadar izinli sayılan Ayser Çalık Ortaokulu öğrencilerinin çevredeki okullara nakledilmesini kararlaştırdı.

Öğrenciler gelecek hafta itibarıyla nakledildikleri yeni okullarında eğitime devam edecek. Öte yandan saldırı düzenlenen okulun kapatılıp kapatılmamasıyla ilgili karar daha sonra verilecek. (Diken)

***

Eski Polonya Genelkurmay Başkanı: Türkiye, AB güvenlik denkleminde olursa Rusya için tablo değişir

Varşova’daki Dayanıklılık Konferansı’nda Euronews’e konuşan Rajmund Andrzejczak, Türkiye’nin Avrupa güvenlik mimarisinde daha büyük rol oynayabileceğini söyledi. Andrzejczak, iş birliğinin savunma sanayiinin ötesinde enerji, yapay zekâ ve çift kullanımlı teknolojilere de uzanabileceğini belirtti.

24 Şubat 2022’de başlayan Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından özellikle NATO’nun doğu kanadında derinleşen güvenlik kaygılarının sürdüğü bir dönemde, Polonya’nın başkenti Varşova’da çarşamba günü düzenlenen Resilience Conference’da (Dayanıklılık Konferansı), Avrupa güvenliğine ilişkin tartışmalar yalnızca askeri kapasite ve savunma harcamaları üzerinden değil, teknoloji, finansman ve yeni tehdit alanları üzerinden de ele alındı.

Konferansa katılan eski Polonya Genelkurmay Başkanı Rajmund Andrzejczak, Euronews’e verdiği mülakatta Avrupa güvenlik mimarisinin denkleminde Türkiye’nin daha merkezi bir rol oynayabileceğini söyledi.

Andrzejczak, “Türkiye bu [AB] güvenlik denklemine dahil olursa, Rusya açısından stratejik tablo tamamen değişir,” diyerek Türkiye’nin Avrupa savunma mimarisine daha güçlü biçimde dahil edilmesinin Moskova açısından dengeleri değiştireceğini savundu.

Polonya’nın NATO’nun doğu kanadındaki rolünün yalnızca Baltık ülkeleri, Finlandiya ve İsveç üzerinden değil, Karadeniz hattı ve Türkiye ile birlikte de düşünülmesi gerektiğini söyleyen eski Polonya generali, Polonya ile Türkiye’nin ortak hedefler ve çıkarlar etrafında daha fazla yakınlaşabileceğini ifade etti.

Türkiye’den gelebilecek katkının yalnızca askeri kapasiteyle sınırlı olmadığını belirten Andrzejczak, “İhtiyaç varsa askeri kapasite ve sanayi dahil birçok alan bulunabilir. Ama bence sivil sektörden ilham, çift kullanımlı alanlar, enerji ve yapay zekâ da buna dahil. İhtiyaç varsa ve irade varsa, bunu bulabiliriz,” dedi.

Türkiye’nin AB’ye beklentilerini dile getirmesi için mevcut dönemin uygun olduğuna işaret eden Andrzejczak, “Bunu şimdi iletelim. Bence bu bunun için kesinlikle mükemmel bir zaman. Avrupa Birliği’ne bunu iletmek için bundan daha iyi bir zaman hiç olmadı,” dedi.

2018 ile 2023 yılları arasında Polonya Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı olarak görev yapan Andrzejczak, Türkiye ile Polonya arasında olası iş birliğinin önünde engellerden çok fırsatlar gördüğünü de ifade etti.

Polonya’nın AB içindeki yaklaşımın değişmesine destek verebileceğini söyleyen Andrzejczak, “Polonya AB ve NATO’da ancak Polonya olarak her zaman koalisyonlar ya da işbirlikleri kurma hakkımız var. Eğer ortada Polonya ve Türkiye’nin ortak siyasi hedefleri varsa, buna hiçbir itiraz olamaz. O yüzden bu açıdan ilerlemeliyiz. Ben sınırlamalara bakmadan, daha çok fırsatlardan söz edilmesini tercih ederdim,” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Avrupa güvenlik denklemindeki yerini coğrafi ve stratejik açıdan tanımlayan ve coğrafyanın stratejik hesaplarda hâlâ belirleyici olduğuna dikkat çeken Andrzejczak, “Jeostrateji ve coğrafya hâlâ önem arz ediyor. Türkiye her türlü stratejik denklemin içinde çok önemli bir yere sahip,” dedi. (euronews)

***

Mobilya temsilcilerinden iktidara kredi ve faiz çağrısı

Mobilya sektörü temsilcileri, kredi kartı taksit sayılarının 18 aya çıkarılması ve faizlerin düşürülmesi yönünde iktidara çağrıda bulundu.

Baharın gelişi ve düğün sezonunun kapıya dayanmasıyla birlikte, kış boyu durgunluk yaşayan mobilya sektöründe beklenen hareketlilik başladı.

Yeni ev kuracak çiftlerin ve evini yenilemek isteyenlerin nisan ayı itibarıyla alışverişe yönelmesi, mağazalardaki talep trafiğini artırırken; sektör temsilcileri bu canlılığın kalıcı olması için “taksit” desteği bekliyor.

Özellikle oturma grupları ve yatak odası takımları gibi temel ihtiyaçlarda yoğunlaşan talebin, kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlanmasıyla daha da geniş bir tabana yayılması öngörülüyor.

Sektörün önde gelen isimlerinden Modoko Başkanı Koray Çalışkan, iç pazarın yıl sonunda 5,5 milyar dolarlık bir hacme ulaşmasını beklediklerini ifade ederken, “Aile Yılı” ilan edilen bu dönemde evlilikleri desteklemek adına kredi kartı taksit sayılarının artırılması ve faiz oranlarının düşürülmesi gerektiğini vurguladı.

İTO Mobilya Meslek Komitesi Üyesi Turgay Terzi ise yılın ilk çeyreğindeki durgunluğun jeopolitik gerilimlerle birleştiğini ancak mobilya talebinin iptal edilmeyip sadece ertelendiğini belirtiyor. Terzi’ye göre, nisan başı itibarıyla hissedilen bu “erteleme sonrası alım” dalgasının, ödeme kolaylıkları sağlanması durumunda sektör için can suyu olacağı tahmin ediliyor. Terzi, “Özellikle yeni evlenecek çiftlerin ödemelerini kolaylaştırmaları için taksit sayılarının artırılması gerekiyor. 10 yıl kullanılacak bir ürün 12-18 ay gibi taksitlere yayarak ödendiğinde hem tüketici açısından önemli bir avantaj oluyor hem de sektörün hareketliliği açısından önemli bir konu” dedi. (Yeniçağ)

***

Mediamarkt’a 330 milyon TL “kartel” cezası

Rekabet Kurumu, Mediamarkt’a 330 milyon TL “kartel” cezası verdiğini duyurdu.

Rekabet Kurumu, MediaMarkt hakkında yürüttüğü soruşturmayı tamamladı. Küçük ev aletleri sektöründe dolaylı bilgi değişimi yoluyla rekabetin ihlal edildiğine karar verildi.

(uzmanpara)

***

Abdullah Gül’ün oğlundan lüks hamle: Çikolata işine girdi

11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün oğlu Mehmet Emre Gül, dünyanın en pahalı çikolata markalarından Läderach’ı Türkiye’ye getirdi. İstanbul’daki mağazalarda 40 gram çikolatanın 320 TL’ye satılması dikkat çekti.

11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün oğlu Mehmet Emre Gül, iş dünyasındaki yeni hamlesiyle dikkat çekti. Oksijen’in haberine göre; daha önce AVM’lerde “bardakta mısır” girişimiyle gündem olan Gül, şimdi de lüks çikolata sektörüne adım attı.

Gül, dünyanın en pahalı çikolata markaları arasında gösterilen İsviçre merkezli Läderach’ı Türkiye pazarına taşıdı. Markanın İstanbul’daki ilk mağazaları İstinyePark ve Akasya AVM’de açıldı.

Mehmet Emre Gül, bu yatırımı Aralık 2024’te kurduğu Felicitas Çikolata ve Gıda Sanayi A.Ş. üzerinden yürütüyor. Başlangıçta 250 bin TL sermayeyle kurulan şirket, kısa sürede büyüme kaydetti. 2025 yılı içinde yapılan iki ayrı sermaye artırımıyla şirketin değeri yaklaşık 490 milyon TL seviyesine ulaştı.

Sermaye artırımlarında Cayman Adaları merkezli Alsara Investment Group ile iş insanı Selçuk Efe şirkete ortak olurken, Gül’ün payı yüzde 80’e geriledi. Dikkat çeken nokta ise, ortakların şirkete yüksek emisyon primleriyle yatırım yapması oldu.

1962 yılında İsviçre’nin Glarus kentinde kurulan Läderach, bugün dünya genelinde 200’e yakın mağazaya sahip. Uzun yıllar sadece toptan üretim yapan marka, 2004’ten itibaren perakende satışa yöneldi. (odatv)

***

Kuvvetli sağanak bugün Ege’den giriş yapıyor. 3 gün boyunca etkili olacak

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) bugün Ege’den giriş yapan kuvvetli yağışların hafta sonu bütün yurtta etkili olacağını duyurdu.

Ege’den ülkeye yağış giriş yapıyor.

MGM’den yapılan açıklamaya göre, bugün yurt genelinde parçalı ve çok bulutlu, Ege, Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun batısı ile Bilecik, Bolu, Ankara, Eskişehir, Konya, Karaman, Niğde, Kayseri ve Sivas çevrelerinde sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak bekleniyor.

Rüzgarın Marmara’da kuzeyli yönlerden, Doğu Akdeniz ile Kayseri ve Niğde çevrelerinde güneydoğulu yönlerden kuvvetli eseceği tahmin ediliyor.

Öte yandan bugün, yurdun güney ve batı kesimlerinde toz taşınımı da bekleniyor.

HAFTA SONU HAVA NASIL OLACAK?

Cumartesi günü, yurtta parçalı ve çok bulutlu hava beklenirken, Kıyı Ege, Çanakkale Boğazı ve Edirne’nin batısı dışında kalan diğer bölgelerin aralıklı yağmur ve sağanak, yer yer gök gürültülü sağanak şeklinde geçeceği tahmin ediliyor.

Yağışlar, Orta Karadeniz’in iç kesimleri, Doğu Akdeniz, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu’nun güneybatısı ile Sivas, Bitlis ve Şırnak çevrelerinde yerel kuvvetli öngörülüyor.

Rüzgarın, Marmara’da kuzey yönlerden, Doğu Karadeniz, Güneydoğu Anadolu ile Doğu Anadolu’nun batısında güneydoğu yönlerden kuvvetli olarak esmesi beklenirken, Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’da yüksek kar örtüsüne sahip eğimli alanlarda çığ ve kar erimesi tehlikesi bulunuyor. (NTV)

***

Dünyanın ‘en genç süper büyükustası’ artık bir Türk! 35 yıllık rekoru tarihe gömdü

14 yaşındaki milli satranççı Yağız Kaan Erdoğmuş, satranç tarihinde 2700 ELO’yu (satranç derecelendirme sistemi) geçen en genç oyuncu oldu.

Monako’daki organizasyonda üstün bir performans sergileyen milli sporcu, rakibi karşısında skorunu 4-1’e taşıdı ve elde ettiği puanlarla 2700 ELO barajını aşarak dünya satrancının elit oyuncuları arasına adını yazdırdı.

TARİHİN EN GENÇ SÜPER BÜYÜKUSTASI

Erdoğmuş, bu sonuçla satranç tarihine geçerek 2700 ELO barajını aştı ve dünya satranç tarihinde “bu seviyeye ulaşan en genç büyükusta” ünvanını aldı.

Daha önce bu unvan, 15 yaşında bu seviyeye ulaşan Çinli büyükusta Wei Yi’ye aitti. 14 yaşındaki Erdoğmuş, Yi’nin rekorunu da elinden aldı. (haber7)

***

Dünya’dan kısa kısa…

 

İran Hürmüz Boğazı’nı açtığını duyurdu

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Hürmüz Boğazı’nın tüm ticari gemilere açıldığını duyurdu. ABD Başkanı Trump ise bölgedeki deniz ablukasına devam edeceklerini bildirdi.

İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, yaklaşık altı haftadır ülkesi tarafından büyük oranda kapalı tutulan Hürmüz Boğazı’nın açıldığını duyurdu. Arakçi’nin mesajının ardından dünyanın pek çok ülkesinde petrol fiyatlarında düşüş yaşandı.

Arakçi, X hesabından paylaştığı mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Lübnan’daki ateşkesle uyumlu olarak, İran İslam Cumhuriyeti Liman ve Denizcilik Örgütü tarafından daha önce duyurulduğu üzere, koordineli güzergâh üzerinden tüm ticari gemilerin Hürmüz Boğazı”ndan geçişi, ateşkesin geri kalan süresi boyunca tamamen serbest bırakılmıştır.”

İranlı bir üst düzey yetkili de Reuters haber ajansına, ABD gemileri dahil tüm ticari gemilerin Boğaz’dan geçebileceğini, ancak bu geçişlerin İran Devrim Muhafızları ile iletişim halinde olması gerektiğini belirtti. Yetkili, Boğaz’ın açılmasının, İran varlıklarının serbest bırakılması şartı ile gerçekleştiğini de vurguladı.

Hürmüz Boğazı’ndan geçecek gemilere, İran tarafından güvenli olarak belirlenen rotayı takip etme koşulu getirdiklerini ifade eden yetkili, askerî gemilerin ise Boğaz’dan geçiş yapmasına izin vermeyeceklerini bildirdi.

Tahran, 28 Şubat’ta, ABD ile İsrail’in saldırısı ile başlayan savaşla birlikte Hürmüz Boğazı’nı büyük oranda ve sadece kendi izin verdiği gemilerin geçisine müsaade etmişti. Yaşanan bu olay nedeniyle dünyanın büyük bir bölümünde enerji krizi yaşanıyor.

Tahran’dan gelen açıklamanın ardından sosyal medya hesabından bir mesaj yayınlayan ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nın tamamen açıldığını herhangi bir kısıtlama olmadan ticari geçişlere hazır olduğunu duyurdu.

ABD’nin bölgede uyguladığı deniz ablukasının, “İran ile anlaşmaların tamamen sonuçlanana dek yürürlükte kalacağını” ifade eden Trump, diğer yandan Hürmüz Boğazı’ndaki mayınların İran tarafından, ABD yardımı ile temizlenmeye başlandığını bildirdi. (DW)

***

İngiliz Başbakanı Starmer, ABD büyükelçisi ataması nedeniyle istifa baskısı altında

Starmer, “kesinlikle çok öfkeli” olduğunu ve Dışişleri Bakanlığı’nın güvenlik yetkililerinin Peter Mandelson’a bu görevi vermeme tavsiyesini geçersiz kıldığından habersiz olduğunu söyledi. Muhalefet politikacıları, Starmer’ın bundan habersiz olduğu iddiasına inanmadıklarını dile getirdi. İngiliz Başbakanı Keir Starmer, Cuma günü, skandalla lekelenmiş olan ve güvenlik kontrollerinden geçemeyen İngiltere’nin Washington büyükelçisi adayının atanmasıyla ilgili ortaya çıkan bilgiler üzerine istifa taleplerine direndi. Starmer, Dışişleri Bakanlığı’nın 2025 başlarında güvenlik yetkililerinin Peter Mandelson’a bu görevi vermeme tavsiyesini geçersiz kıldığından habersiz olduğunu söylüyor. Birçok kişi, Mandelson’ın geçmişte hükümlü cinsel suçlu Jeffrey Epstein ile olan arkadaşlığı nedeniyle riskli bir atama olduğunu düşünüyordu.

Dışişleri Bakanlığı’nın en üst düzey memuru Olly Robbins, kararın sorumluluğunu üstlendi ve Perşembe günü geç saatlerde istifa etti. Starmer, kendisinin bilgilendirilmemesine “son derece öfkeli” olduğunu belirterek, durumu “şaşırtıcı” ve “affedilemez” olarak nitelendirdi. Pazartesi günü Parlamentoya “tüm ilgili gerçekleri tam bir şeffaflıkla ortaya koyacağını” söyledi. Bu, Başbakan’ın, iktidardaki İşçi Partisi’nin ticaret uzmanı ve kıdemli devlet adamı Mandelson’ı Trump yönetimine elçi olarak atama konusundaki kader belirleyici kararının yol açtığı tehlikeyi sona erdirmesi pek olası değil. Bu, muhteşem bir şekilde ters tepen ve Başbakan’ı devirebilecek hesaplanmış bir riskti.

Muhalefet politikacıları, Starmer’ın Mandelson’ın güvenlik soruşturmasından geçemediğinden habersiz olabileceğine inanmadıklarını ifade ettiler. Starmer’ın ofisi, bunu ancak bu hafta öğrendiğini söyledi.

Başbakanın baş sekreteri Darren Jones, Cuma günü “tavsiyenin Peter Mandelson’ı bu göreve atamamak yönünde olduğunu” ve Dışişleri Bakanlığı’nın bunu görmezden geldiğini söyledi. Bunun “şaşırtıcı” olduğunu, ancak kurallar dahilinde olduğunu belirtti.

Hiçbir hükümet bakanına güvenlik değerlendirmesi hakkında bilgi verilmediğini söyledi.

Jones, Birleşik Krallık Güvenlik Soruşturması olarak bilinen bir departman tarafından yapılan kontrollerin “finansal, kişisel, cinsel, dini ve diğer türden geçmiş bilgilerini incelediğini ve bu yüzden, sadece birkaç kişinin erişebildiği bir portalda son derece gizli tutuluyor.”

Muhalefetteki Muhafazakar Parti lideri Kemi Badenoch, başbakanın bilmediği iddialarının “tamamen saçma” olduğunu söyledi. BBC’ye verdiği demeçte, “Bu hikaye tutarlı değil. Başbakan bizi aptal yerine koyuyor,” dedi. “Tüm yollar istifaya çıkıyor.”

Merkezci Liberal Demokratların lideri Ed Davey, Starmer’ın Parlamentoyu yanıltıp İngiliz halkına yalan söylediği takdirde “gitmesi gerektiğini” söyledi.

Starmer, Aralık 2024’te açıklanan atamada “yasal sürecin” izlendiği konusunda defalarca ısrar etti. Mandelson, güvenlik soruşturmasından geçtikten sonra Şubat 2025’te Washington’daki görevine başladı. Mandelson’ın eski bir Avrupa Birliği ticaret şefi olarak uzmanlığı, Trump yönetimini İngiliz mallarına ağır gümrük vergileri uygulamamaya ikna etmede önemli bir varlık olarak kabul edildi ve Mayıs 2025’te ülkeler bir ticaret anlaşması imzaladığında işe yaramış gibi görünüyordu.

Ancak Mart ayında Parlamento tarafından zorlanarak yayınlanan hükümet belgeleri, Starmer’ın atama konusunda personeli tarafından dile getirilen uyarıları görmezden geldiğini gösterdi. Mandelson’ın 2019’da hapishanede ölen Epstein ile olan arkadaşlığının hükümeti “itibar riski”ne maruz bıraktığı konusunda uyarıldı.

Starmer, Mandelson’ın Epstein ile olan bağlantılarının kapsamı hakkında yalan söylediğine dair kanıtlar ortaya çıktıktan sonra, Eylül 2025’te onu görevden aldı.

Başbakan, “Mandelson’ın yalanları” olarak adlandırdığı şeylere inandığı için İngiliz halkından ve Epstein’ın kurbanlarından özür diledi.

Starmer’ın başbakanlığı, Şubat ayında ABD Adalet Bakanlığı tarafından Epstein ile ilgili milyonlarca sayfalık belgenin yayınlanmasının ardından en büyük krizini yaşadı. Bu belgeler, Epstein’ın 2008’de bir reşit olmayanla cinsel suçlardan mahkum edilmesinden sonra bile Mandelson ile finansçı arasındaki yakın ilişkiyi ortaya koydu.

İki adam arasındaki e-postalar, Mandelson’ın 2009 yılında Başbakan Gordon Brown’ın hükümetinde görev yaparken Epstein’a hassas ve potansiyel olarak piyasayı etkileyebilecek hükümet bilgilerini ilettiğini gösteriyordu.

İngiliz polisi daha sonra bir ceza soruşturması başlattı ve Mandelson’ın Londra ve Batı İngiltere’deki evlerinde arama yaptı. Mandelson, 23 Şubat’ta kamu görevinde kötüye kullanma şüphesiyle tutuklandı. Polis soruşturması devam ederken kefalet şartı olmaksızın serbest bırakıldı. Mandelson daha önce yanlış bir şey yaptığını reddetti ve suçlanmadı. Cinsel taciz iddialarıyla karşı karşıya değil.

Kral III. Charles’ın kardeşi, eskiden Prens Andrew olarak bilinen Andrew Mountbatten-Windsor da Epstein ile olan arkadaşlığı nedeniyle polis soruşturması altında. O da tutuklandı ancak henüz suçlanmadı. (NBC News)

***

Ateşkes Gölgesinde Saldırı: Trump “Yasaklandı” Dedi, İsrail’den Lübnan’a İHA Operasyonu

Trump’ın İsrail’in bombalama yapmasının “YASAKLANDIĞINI” ilan etmesinin ardından, İsrail Savunma Kuvvetleri’ne ait bir insansız hava aracının Lübnan’ın güneyinde bir motosikleti hedef aldığı bildirildi

Lübnan medyası, güneydeki Kounine ve Beit Yahoun kasabaları arasında bir motosikleti hedef alan İsrail insansız hava aracı saldırısında bir kişinin öldüğünü bildirdi.

Lübnan’daki 10 günlük ateşkesin ortasında meydana gelen olayla ilgili İsrail Savunma Kuvvetleri’nden henüz bir açıklama yapılmadı.

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in Lübnan’ı bombalamasının “YASAKLANDIĞINI” ilan etmesinden dakikalar sonra geldi.

Ateşkesin şartları, İsrail’in “planlı, yakın veya devam eden saldırılara” karşı savunma amaçlı saldırılar düzenlemesine izin veriyor. (The Times of Israel)

***

Myanmar’da Tüm Ölüm Cezaları Kaldırıldı

Cumhurbaşkanı idam cezasını kaldırdı ve cezaları kısalttı ancak tutuklu Aung San Suu Kyi’nin kaderi belirsiz.

Myanmar Cumhurbaşkanı, seçilmesinden bu yana ilk resmi icraatlarından birinde, tüm ölüm cezalarını tek bir emirle müebbet hapse çevirdi.

Min Aung Hlaing, Şubat 2021’de ülkede iktidarı ele geçiren ve bir yıl içinde seçimler düzenleyip sivil yönetime geri dönme sözü veren bir askeri cuntaya liderlik etmişti.

Eleştirmenlerin ne özgür ne de adil olduğunu ve ordunun ülke üzerindeki sıkı kontrolünü sürdürmek için düzenlendiğini söylediği bir seçimden sonra geçen hafta göreve başlamıştı.

Aung Hlaing, hükümetinin sosyal uzlaşmaya, adalete ve barışa katkıda bulunacak ve ülkenin genel kalkınmasını destekleyecek aflar uygulayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı adına yapılan açıklamada, “ölüm cezası çekenlerin cezaları müebbet hapse çevrilecektir” denildi.

Ayrıca, ülkenin geleneksel yeni yılını kutlamak amacıyla çıkarılan bir af kararıyla 4.500’den fazla mahkûma genel af verildi ve diğerlerinin cezaları azaltıldı. Myanmar’da tatillerde ve diğer önemli günlerde mahkûmların serbest bırakılması yaygındır.

Serbest bırakılanların isimleri hemen açıklanmadı. Cuma sabahı, mahkûmların akrabaları ve arkadaşları, Yangon yakınlarındaki Insein hapishanesinin ana kapısında serbest bırakılmalarını umarak beklediler.

Myanmar’ın eski lideri Aung San Suu Kyi’nin serbest bırakılıp bırakılmayacağına veya affın askeri yönetime karşı çıkan binlerce siyasi tutukluyu kapsayıp kapsamayacağına dair bir işaret yoktu.

Devlet televizyonu Myanmar Radyo ve Televizyonu, 4.335 mahkûmun affedildiğini ve yaklaşık 180 yabancının serbest bırakılıp sınır dışı edileceğini bildirdi. Şartlara göre, serbest bırakılan mahkûmlar tekrar suç işlerlerse, yeni cezalarına ek olarak orijinal cezalarının geri kalanını da çekecekler.

Ayrı bir raporda, müebbet hapis cezalarının 40 yıla indirildiği ve 40 yıldan az hapis cezalarının altıda bir oranında azaltıldığı belirtildi. Bu önlem kapsamında, Bayan Suu Kyi’nin 27 yıllık cezası dört buçuk yıl azaltılacaktı.

2021’deki ordu darbesinden bu yana, insan hakları izleme grubu olan Siyasi Mahkumlar Yardım Derneği’ne göre, yaklaşık 8.000 sivil öldürüldü ve Bayan Suu Kyi de dahil olmak üzere 22.170 siyasi tutuklu hâlâ hapiste bulunuyor. Devam eden çatışmadaki toplam ölüm sayısının çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.

Birçok siyasi tutuklu, hükümet veya ordu eleştirmenlerini tutuklamak için yaygın olarak kullanılan ve üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilen bir yasa kapsamında kışkırtma suçlamasıyla tutuluyor.

Diğerleri ise potansiyel ölüm cezası içeren ve siyasi ve silahlı muhalifleri, gazetecileri ve diğer muhalifleri hedef almak için kullanılan bir terörizm yasası kapsamında yargılanıyor.

(The Telegraph)

***

Papa, Afrika gençliğini Kamerun’daki göç ve yolsuzluk gibi iki büyük cazibeye karşı koymaya çağırdı

Papa XIV. Leo, Cuma günü Kamerunlu gençleri göç etme cazibesine karşı koymaya ve bunun yerine ülkelerinde ortak iyilik için çalışmaya çağırdı; ayrıca birçok Afrika ülkesini saran yolsuzlukla mücadele etmek için ahlaklı vatandaşlar çağrısında bulundu.

Leo, Orta Afrika Katolik Üniversitesi’nde öğrenciler ve öğretim üyeleriyle yaptığı bir toplantı ve ayin sırasında kıtanın karşı karşıya olduğu iki büyük soruna dikkat çekti: ülkeleri yoksulluk içinde tutan yolsuzluk ve en parlak çocuklarının yolsuzlukla mücadele etmek yerine ülkeyi terk etmesi.

Bunlar, Leo’nun 1982’den beri 93 yaşındaki Cumhurbaşkanı Paul Biya tarafından yönetilen, mineral zengini bir Orta Afrika ülkesi olan Kamerun’a yaptığı ziyaret sırasında vurguladığı temalar. Biya, geçen yıl tartışmalı bir seçimle sekizinci kez üst üste göreve geldi.

Cuma günü, Leo’nun dört Afrika ülkesini kapsayan 11 günlük turunun yarısıydı. Cumartesi günü, petrol ve diğer doğal kaynaklarla zenginleşmiş, ancak nüfusunun üçte birinin günde 2,15 dolardan az bir gelirle yaşadığı Angola’ya gidiyor.

Leo, başkent Yaounde’deki üniversite öğrencilerine ve öğretmenlerine, “Afrika, gerçekten de yolsuzluk belasından kurtarılmalıdır,” dedi.

“Bir ulusun büyüklüğü, yalnızca doğal kaynaklarının bolluğuyla veya kurumlarının maddi zenginliğiyle ölçülemez,” dedi. “Aslında hiçbir toplum, dürüst vicdanlara ve hakikate dayalı olarak kurulmadıkça gelişemez.”

29 milyonluk nüfusuyla Kamerun, ortalama yaşı 18 olan, büyük ölçüde genç bir ülkedir. Katolikler nüfusun yaklaşık %29’unu oluşturmaktadır ve ülke, kilise için önemli bir büyüme ve rahip yetiştirme kaynağıdır.

Papa, gençleri kalmaya ve yapay zekayı insanlaştırmaya çağırdı.

Üniversitedeki konuşmasında Leo, öğrencileri ayrılma cazibesine direnmeye ve bunun yerine eğitimlerini kendileri ve yurttaşları için evde yaşamı iyileştirmek için kullanmaya çağırdı. Afrika’nın onlara ihtiyacı olduğunu söyledi.

“Göç etme yönündeki anlaşılabilir eğilim karşısında –ki bu, daha iyi bir geleceğin başka yerlerde daha kolay bulunabileceğine inanmaya yol açabilir– öncelikle ülkenize hizmet etme ve burada edindiğiniz bilgiyi yurttaşlarınızın yararına kullanma konusunda ateşli bir arzuyla karşılık vermenizi rica ediyorum,” dedi.

Ele almaları gereken en acil konular arasında, yapay zekanın ilerlemesi ve bunun insanların gerçekle olan ilişkisini nasıl değiştirdiği yer alıyor, diye uyardı. Dijital ortamlar insan karşılaşmalarının yerini aldıkça, insanlar kutuplaşmanın, çatışmanın ve korkunun yayılabileceği kendi kendine referans veren baloncuklara başvuruyorlar. (AP)

***

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), geçen yıl denizde rekor sayıda Rohingya mültecisinin öldüğünü açıkladı

BM mülteci ajansı, Güney Asya’da “binlerce çaresiz Rohingya mültecisi için işaretsiz bir mezarlık” olduğu konusunda uyardı. Birleşmiş Milletler mülteci ajansı, 2025 yılında Bengal Körfezi ve Andaman Denizi’nde yaklaşık 900 Rohingya mültecisinin öldüğünü veya kaybolduğunu açıkladı.

BM Cuma günü yaptığı açıklamada, bunun Güney ve Güneydoğu Asya’daki deniz hareketleri için kayıtlara geçen en ölümcül yıl olduğunu ve binlerce insanın 2026’da da tehlikeli yolculuklara devam ettiğini söyledi. Cenevre’de gazetecilere konuşan UNHCR sözcüsü Babar Baloch, bölgeyi “binlerce çaresiz Rohingya mültecisi için işaretsiz bir mezarlık” olarak tanımlayarak, son on yılda yaklaşık 5.000 kişinin denizde boğulduğunun düşünüldüğünü belirtti.

Yüz binlerce Rohingya mültecisi, etnik temizlik kampanyasının ortasında 2017 yılında Myanmar’dan kaçmaya başladı. Çoğunluğu Bangladeş’teki mülteci kamplarına yerleştiler ve Bangladeş bugün de kaçanlara sığınak sağlamaya devam ediyor.

Ancak, ülkedeki insani yardım, fon yetersizliği nedeniyle azaldı ve kamplarda eğitim ve fırsatlara erişim sınırlı olduğundan, insanlar tehlikeli deniz yolculuklarına çıkmaya çalışıyor. Bu yıl 2.800’den fazla Rohingyalı bu yolu izledi; çoğunluğu Bangladeş’in Cox’s Bazar bölgesinden veya Myanmar’ın Rakhine eyaletinden Malezya veya Endonezya’ya ulaşma umuduyla yola çıktı.

Baloch, çoğu kişinin koşullar elverdiğinde Myanmar’a geri dönmek istediğini söylese de, “devam eden çatışma, zulüm ve vatandaşlık olanaklarının olmaması, bunu yapma umutlarını gerçekten çok azaltıyor.”

Son yıllarda, deniz yolculuğuna çıkanların yarısından fazlası, insan ticareti ve sömürü riski altında olan kadın ve çocuklardan oluşuyor.

Bu ayın başlarında, yaklaşık 250 Rohingyalı mülteci ve Bangladeş vatandaşı taşıyan aşırı kalabalık bir balıkçı teknesi Andaman Denizi’nde battı. 8 Nisan’da Bangladeş’in güneyindeki Teknaf limanından Malezya’ya doğru yola çıkan gemi, şiddetli deniz ve rüzgarlara yakalandı. Bangladeş sahil güvenlik ekipleri dokuz kişiyi kurtardıklarını açıklarken, yüzlerce kişi daha kayıp.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), rekor ölüm sayısının vurgulanmasının, “Rohingyalıların Myanmar içinde, mülteci kamplarında ve daha geniş bölgede neler yaşadığı” konusunda insanları bilinçlendireceğini ve 2026’da bir başka rekor ölüm sayısının yaşanmasını önlemek için çözümlerin bulunmasını sağlayacağını umuyor.

(AlJazeera)

***

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), elit birliğin ateşkesin yürürlüğe girmesinden dakikalar önce güney Lübnan’daki önemli bir noktayı ele geçirdiğini açıkladı

Cuma günü paylaşılan IDF açıklamasına göre, askerler güney Lübnan’daki önemli bir nokta olan “Christophani Sırtı”nı ele geçirdi.

IDF, perşembe gecesi, ateşkesin yürürlüğe girmesinden dakikalar önce, güney Lübnan’daki önemli bir sırtı ele geçirdi. Elit birliğin askerleri, çatışmaların durdurulmasından önce bölgede operasyonel bir varlık sürdürmek amacıyla paraşütle bu noktaya indirildi.

Cuma günü paylaşılan IDF açıklamasına göre, askerler güney Lübnan’daki önemli bir nokta olan “Christophani Sırtı”nı ele geçirdi.

Ordu, “IDF Genelkurmay Başkanı tarafından onaylanan operasyon, İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı ve Kuzey Komutanlığı Komutanı tarafından yönetildi” dedi.

IDF, “yüksek alarmda kalmaya devam ettiğini ve ateşkes anlaşmasına uygun olarak İsrail sınırı ile belirlenen hat arasındaki bölgenin tamamında güney Lübnan’daki tehditleri ortadan kaldırmaya devam edeceğini” ekledi.

Cuma günü bildirilen bir başka olayda, Gazze Şeridi’nin güneyinde konuşlanmış IDF askerleri, sarı çizgiyi geçen ve güçler için acil bir tehdit oluşturan bir teröristi öldürdü.

Ordu, “Tespit edildikten hemen sonra, güçler tehdidi ortadan kaldırmak için teröristi etkisiz hale getirdi” dedi ve olaya karışan askerlerin Negev Taburu’ndan olduğunu ekledi.

Olaydan sonra ordu tarafından herhangi bir can kaybı bildirilmedi. (The Jerusalem Post)

***

Türk Hava Yolları Halep Seferlerine Yeniden Başlıyor

Türk Hava Yolları, 22 Nisan’dan itibaren Suriye’nin kuzeyindeki Halep şehrine uçuşların yeniden başlatılacağını duyurdu.

Türk Hava Yolları (THY), 22 Nisan tarihinden itibaren Suriye’nin kuzeyinde yer alan Halep şehrine uçuş seferlerini yeniden başlatma kararı aldı.

Anadolu Ajansı’nın aktardığı bilgilere göre, Halep seferlerinin yeniden başlatılması kararı, Suriye dahil bazı Orta Doğu ülkelerinin, sivil havacılık trafiğine kapattıkları hava sahalarını yeniden açmalarının ardından geldi. Söz konusu hava sahaları, bir yanda ABD ve İsrail, diğer yanda ise İran arasında yaşanan savaş ve gerilim nedeniyle güvenlik gerekçesiyle kapatılmıştı.

Kararın ardından Türk Hava Yolları’nın resmi internet sitesinde, 22 Nisan tarihi itibarıyla Halep varışlı uçuşlar için bilet satın alma opsiyonu kullanıcılara sunuldu.

Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, geçtiğimiz 2 Mart tarihinde yaptığı açıklamada, bölgedeki riskler nedeniyle Türk havayolu şirketlerinin İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Ürdün seferlerinin iptal edildiğini duyurmuştu. (SANA)

***

Fransa ve Yunanistan Savunma Anlaşmasını Beş Yıl Daha Uzatacak

Bloomberg’in haberine göre, Fransa ve Yunanistan, yükselen jeopolitik gerilimler arasında stratejik caydırıcılıklarını daha da güçlendirmek amacıyla, önümüzdeki hafta savunma anlaşmalarını yenilemeye hazırlanıyor.

İlk olarak 2021’de imzalanan ikili savunma anlaşması beş yıl daha uzatılacak. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, Güney Kıbrıs Rum Yönetimindeki AB liderler zirvesinin ardından Atina’ya giderek Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis ile görüşüp anlaşmanın yenilenmesini resmen onaylaması bekleniyor.

Savunmanın yanı sıra, iki ülkenin dış politika, sivil koruma ve ekonomik konularda işbirliğini derinleştirmeyi amaçlayan anlaşmalar imzalaması da bekleniyor.

Bloomberg’in belirttiğine göre, savunma kapasitesinin güçlendirilmesi, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, İran’daki savaş da dahil olmak üzere Orta Doğu’daki devam eden istikrarsızlık ve ABD’nin NATO’dan çekilme tehditleri de dahil olmak üzere transatlantik ilişkilerdeki artan belirsizlik nedeniyle 2021’den bu yana daha da önem kazandı.

Habere göre, güncellenen anlaşmanın gelecekteki uzatmalar için otomatik yenileme maddesi içermesi de bekleniyor. (Athens Times)

***

Katz: Ateşkes geçici, İsrail Lübnan’daki mevzilerinden çekilmiyor

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, gece yarısı başlayan 10 günlük İsrail-Hizbullah ateşkesinin “geçici” olduğunu, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin Lübnan’daki topraklarından çekilmediğini ve İsrail’in bu ülkedeki kalan misyonlarının gerekirse güç kullanarak tamamlanacağını söyledi.

Katz, bugün yaptığı açıklamada, “İsrail Savunma Kuvvetleri, temizlediği ve ele geçirdiği tüm bölgeleri elinde tutuyor ve tutmaya devam edecek” dedi.

Katz, anlaşmayla ilgili olarak, “Lübnan’da Hizbullah’a karşı bir savaşın ortasındayız, geçici bir donma ve 10 günlük bir ateşkes söz konusu” dedi.

“Tanımladığımız hedef, Hizbullah’ın silahlarını askeri veya diplomatik yollarla ortadan kaldırmak operasyonun amacıydı ve hala da öyle” ifadelerini kullandı.

Trump, ateşkesin ardından Lübnan ve İsrail arasında doğrudan görüşmeler yapıldığını söylemişti. (Sputnik)

 

Hazırlayan: Emre SOLAK (Ajans Cyprus – Ankara)

Türkiye ve Dünya’nın Nabzı: Son 24 Saatte Neler Oldu? (17 Nisan 2026)

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Bizi Takip Edin
Bize Katılın