Osmanlı subayları ve tüccarlarının torunları olduklarını belirten topluluk, bugün hala düğünlerden cenaze merasimlerine kadar birçok geleneği yaşatırken, Türkiye ile bağlarını güçlendirmek ve Türkçe eğitimi almak istiyor.
Yaklaşık iki asır önce bölgeye yerleşen Osmanlı mensuplarının torunları, Fransız sömürge döneminde Türkiye ile bağlantılarının büyük ölçüde koptuğunu ancak son yıllarda Türk kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının bölgedeki faaliyetleri sayesinde yeniden görünür hale geldiklerini ifade ediyor.
Abeşe’de “Türk Bahçesi” olarak bilinen mahallede ve başkent Encemine’de yaşamlarını sürdüren topluluk, hem atalarının mirasını korumaya hem de Türkiye ile kültürel bağlarını yeniden güçlendirmeye çalışıyor.
Çad ile ilişkiler 17. yüzyıla dayanıyor
1600’lü yılların başlarında bölgede hüküm süren Müslüman Vaday Sultanlığı kendisine yeni bir saray yaptırmak üzere bir Türk mimarı davet etti.
Türk mimar ve ekibi, kili pişirerek dolu tuğla yapımını bölge halkına öğretti ve Sultan için görkemli bir saray, üst düzey idareciler için lojmanlar, çalışma odaları ve bir camiden oluşan külliyeyi inşa etti.
1800’lü yılların başlarına gelindiğinde Sultanlığın başkenti olan Vara şehrinde kuraklık baş gösterdi. Bu nedenle 1850’li yıllarda başkent, yaklaşık 70 kilometre güneydeki, şimdiki Abeşe şehrinin bulunduğu bölgeye taşındı. Burada ilk inşa edilen mescide, eski başkentteki saray mescidinin adı olan Atik Mescidi ismi verilir ve şehir, mescidin etrafında yerleşip gelişerek büyüdü.
Osmanlı Devleti, 1850-1900 yıllarında Çad’daki Müslüman topluluklarına Fransızlara karşı kendilerini müdafaa edebilmeleri için destek verdi, dönemin modern silah yapım teknikleri ve savaş yöntemlerini öğretmek amacıyla Abeşe’ye küçük birlikler gönderdi.
Abeşe şehrine gelen Türk askerleri görevleri bittiğinde döndü ancak bilinen 8 asker, çölü tekrar geçerek geri dönmek istemedi ve Abeşe’ye yerleşti. Dönemin Abeşe Sultanı’nın kendilerine tahsis ettiği arazide tarım ve bahçecilik faaliyetleri yürüttü ve aynı zamanda yerel halkla da bilgi ve becerilerini paylaştı.
Yemyeşil bir bostana dönüşen bu alan zamanla “Türk Bahçesi” adını aldı ve halen Abeşe Belediyesi kayıtlarında “Türk Bahçesi Mahallesi” olarak geçiyor.
Türk Bahçesi Mahallesi’nde 200’e yakın Türk kökenli Abeşeli, bugün Türkay soyadı ile hayatlarını sürdürüyor.
Öte yandan 1900’lü yılların ortalarında Çad’a gelen bir tüccar olan Remzi Bey de buraya yerleşti. Remzi Bey’in torunları da Çad’ın başkenti Encemine’de yaşıyor. Ailenin şu anki temsilcisi Cemal Remzi olarak biliniyor.

TİKA ve STK projeleriyle ilişkiler arttı
Çad’da 2013’te Türk Büyükelçiliğinin, 2015’te TİKA ofisinin açılması ve Türkiye merkezli sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları sayesinde kökenleri Osmanlı’ya dayanan ailelerle ilişkiler daha da arttı.
Çad’ı ziyaret eden ilk Türk Cumhurbaşkanı olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 2017’deki Çad ziyaretinde Türk kökenli Çadlı aileler havaalanında kendisini, “Çad’daki eviniz Türk Bahçesi’ne hoş geldiniz” pankartıyla karşıladı.
TİKA ise Çad’daki Türk kökenli ailelerin mirasının gelecek nesillere aktarılması ve unutulmaması için 2019’da Abeşe’de bir proje hayata geçirerek bilinen 8 Osmanlı askerinin mezarlarını yaptırdı.
Etrafı koruma altına alınarak bir kitabe yerleştirilen bu askerlerden 6’sının kabri Türk bahçesi mezarlığında ve ikisi kendi evlerinin bahçesinde bulunuyor.
Aynı proje kapsamında Türk Bahçesi Mahallesi’nin merkezine bir çeşme ve Abeşe şehrinin ilk mescidi olan Atik Mescidi’nin önünde Osmanlı mimarisinde bir şadırvan ile şadırvanı besleyecek güneş enerjili bir su deposu yaptırıldı.
Kökenlerini Osmanlı askerlerine dayandırıyorlar
Osmanlı torunlarından Muhammed Ahmet Yusuf Türkay, yaptığı açıklamada, ailelerinin bölgedeki varlığının yüzyıllar öncesine dayandığını söyledi.
Türkay, aile büyüklerinden dinledikleri anlatımlara göre ilk Türk gruplarının 16’ncı yüzyılda Mısır ve Sudan üzerinden Abeşe bölgesine ulaştığını belirterek, “O dönemde bölgede çeşitli karışıklıklar yaşanıyordu. Yerel yöneticiler Osmanlı Devleti’nden yardım istedi. Bunun üzerine İstanbul’dan Osmanlı askerleri bölgeye gönderildi. Bu askerler daha sonra Abeşe’de bugün de ‘Türk Bahçesi’ olarak bilinen bölgeye yerleşti.” bilgisini paylaştı.
İkinci kuşağın ise 19’uncu yüzyılda bölgeye geldiğini anlatan Türkay, “Türkiye’den gelen Mahmut Türkay ve Mehmet Türkay burada yerleşip evlendiler. Bugün kendimizi onların torunları olarak görüyoruz.” dedi.
Abeşe’deki Türk kökenli ailelerin nesiller boyunca varlıklarını koruduğunu dile getiren Türkay, “Bugün yaklaşık 48 aile ve 200 kişilik bir topluluğuz. Şu anda beşinci kuşağı temsil ediyoruz. Bizden önce Mehmet Türkay, Hüseyin Türkay, Ahmet Türkay ve Sadiye Türkay kuşakları vardı.” diye konuştu.
Fransız sömürge döneminde Osmanlı mirasının silinmeye çalışıldığını aktaran Türkay, buna rağmen kültürel izlerin bugüne kadar ulaştığını anlattı.
Türkay, “Burada bir Türk ailesinden biri vefat ettiğinde Türk ailelerinin bulunduğu mezarlığa defnediliyor. Ayrıca her yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı da kendi imkanlarımızla kutluyoruz. Yemeklerimizde ise Çad’da çorba geleneği bulunmamasına rağmen mercimek çorbasını hala tüketiyoruz.” dedi.
Türkiye ile yeniden temasların son yıllarda arttığını ifade eden Türkay, Türk akademisyen Prof. Dr. Ahmet Kavas’ın bölgeye yaptığı ziyaretlerin ardından ilişkilerin gelişmeye başladığını vurguladı.
En büyük beklentileri Türkçe öğrenmek
Türkiye’den en büyük beklentilerinin eğitim alanında olduğunu söyleyen Türkay, “Biz de Türk’üz ancak burada uzun yıllardır yaşadığımız için Türkçe bilmiyoruz. Öncelikle Türkçe öğrenmek istiyoruz. Bu nedenle bir dil okulunun açılması bizim için çok önemli.” ifadelerini kullandı.
Atalarının geldiği toprakları görmek istediklerini dile getiren Türkay, “Özellikle İstanbul’u merak ediyoruz. Dedelerimizin geldiği şehri görmek istiyoruz. Ayrıca Türk vatandaşlığı almayı da arzu ediyoruz çünkü kendimizi Türk milletinin bir parçası olarak görüyoruz.” diye konuştu.
Büyükelçi Ahmet Kavas aile ile irtibata geçti
İstanbul Ticaret Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı ve 2013-2015 yıllarında Türkiye’nin ilk Encemine Büyükelçisi olarak görev yapan Prof. Dr. Ahmet Kavas, Çad’da Türk kökenli aileyi ilk defa 2011’de Diyanet İşleri Başkanlığının İstanbul’da düzenlediği 2. Afrikalı Dini Önderler Buluşması için gelen Çadlı konuklardan duyduğunu aktardı.
Kavas, “Çadlı konuklar, ‘Cenina Türk’ yani yerel Arapça’da ‘Türk Cenneti’, bizdeki karşılığı ‘Türk Bahçesi’ olarak bilinen bir yer olduğunu söylediler. 2013’te Çad’da büyükelçi olarak göreve başladıktan sonra ailenin temsilcilerinden Cemal Remzi Bey ile görüştüm. Kendisi Türk asıllı olduğunu ve ailesinin de Abeşe’de yaşadığı bilgisini paylaştı.” dedi.
Büyükelçi olarak Abeşe’deki sınırlı sayıda mezarı ziyaret eden, Türkay ailesinin temsilcileriyle görüşen Kavas, “Abeşe’de mahallenin adı da Türk Bahçesi Mahallesi olarak isimlendirilmiş. Ailenin 200 kadar ferdi var. Aileden bazıları Türkiye’de üniversite eğitimi almaya başladı. TİKA da Türk Bahçesi ile ilgili bazı çalışmalar hayata geçirdi.” ifadelerini kullandı.
Türkay ailesinin çok zorlu bir geçmişi olduğunu söyleyen Kavas, Manisa asıllı olduğu tahmin edilen Mehmet Bey’in, İngiliz-Fransız işgali döneminde Mısır ile Vaday Sultanlığı’nın başşehri Abeşe arasında Fransızlar tarafından tutuklanıp uzun yıllar hapse atıldığını, tüm ticari mallarının yağmalandığını ve bir daha Mısır’a dönemeyeceğini anladığı için Abeşe’de evlenerek bu şehirde yaşamaya başladığını anlattı.
Kavas, sözlerini şöyle sürdürdü:
“350 yıllık Osmanlı-Çad ilişkilerinden geriye kalan izler arasında Türk Bahçesi ve burayı mesken tutan Türkay ailesi var. 1917 yılında Abeşe’de Fransız askerlerinin 400 kadar alimi bir bahçede toplayıp satırlarla katlettiği ve tarihe Satır Yılı diye geçen olaydan sonra bu bölgede Osmanlı adını silecek teşebbüsler eksik olmamış. Şehrin tuğla mimarili eski camisi, bazı duvar kalıntıları ve başta üzüm asmaları dahil o güne kadar Çad’da bilinmeyen meyvelerin Trablusgarp’tan getirilip burada yetiştirilmesi Abeşelilerin anlata anlata bitiremediği bir konudur.”
Kaynak : TRT HABER






