Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde (DAÜ) yaşananlar basit bir yönetim tercihi değil, açık ve net bir hukuk sorunudur. DAÜ Kuruluş Yasası’nı iki kez yok sayan Eğitim Bakanı’nın, bu hukuksuzluğu Bakanlar Kurulu kararıyla Resmî Gazete’ye taşıması, bireysel bir hatayı kolektif bir sorumsuzluğa dönüştürmüştür. Bir üniversitenin yöneticisiz bırakılabileceğini varsayan bu anlayış, devlet ciddiyetiyle bağdaşmamaktadır.
Cumhurbaşkanı’nın açık ve net uyarılarına rağmen aynı yanlışta ısrar edilmesi, burada artık bir hata değil, hukuksuzlukta ısrar bulunduğunu göstermektedir.
DAÜSEN’in duruşu meşrudur
Bu süreçte DAÜSEN’in hukuku, yasayı ve kurumsal aklı savunan tavrı son derece meşru ve yerindedir. Cumhurbaşkanı’nın sergilediği dirayet ve kamuoyuna yansıyan bilgiler, Sn. Tatar döneminde liyakat ve gerekçeden uzak yapılan atama ve görevden almaların nasıl bir fiyaskoya dönüştüğünü açıkça ortaya koymaktadır.
Fiyaskonun iki yüzü
Bu tablo iki şekilde karşımıza çıkmaktadır.
Birincisi; bakanların taleplerini meşru bulmayan, görevini hukuk çerçevesinde yapan bürokratların hükümet eliyle kamudan uzaklaştırılmasıdır.
İkincisi ise; bakanların her isteğini sorgusuz sualsiz yerine getirenlerin yargı huzuruna çıkarılmasıdır.
Bu durum, kamuda yaşanan çürümenin ve keyfi yönetim anlayışının en açık göstergesidir.
Hukuka uymak suç değil, görevdir
Hukuksuz talimatlara uymamak suç değil, aksine kamusal bir görevdir. Bu nedenle DAÜSEN’in yanındayız. Hesap vermesi gerekenler yasayı uygulayanlar değil, yasayı hiçe sayanlardır.






