Türk dünyasının önde gelen bilim insanları, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen uluslararası konferansta bir araya geldi. “Birinci Türkoloji Kurultayı’nın Kurucuları ve Dersleri: Tarih ve Çağdaşlık” başlıklı etkinlik, 7 Türk devletinden akademisyenlerin katılımıyla çalışmalarına başladı.
Program, Azerbaycan Millî İlimler Akademisi ev sahipliğinde ve 1926’da düzenlenen Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılına ithafen gerçekleştiriliyor. Konferans, Türk dünyasının ortak ilmî ve kültürel mirasını yeniden gündeme taşıyor.
Haydar Aliyev ve Şehitler İçin Anma Töreni
Konferans kapsamında ilk olarak Fahri Hıyaban ziyaret edildi. Katılımcılar, modern Azerbaycan devletinin kurucusu olarak kabul edilen Haydar Aliyev’in anıt mezarına çelenk bıraktı. Ardından, bilim insanı ve hekim Zerife Aliyeva’nın kabri ziyaret edildi.
Heyet daha sonra Şehitler Hıyabanı’nda Azerbaycan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğü için hayatını kaybeden kahramanları andı. Program kapsamında Türk Şehitliği anıtı da ziyaret edilerek, burada yatan askerler için saygı duruşunda bulunuldu.
Dijital Sergiler ve Bilgi Bankası Tanıtıldı
Anma programının ardından konferans katılımcıları, Akademi binasında kurulan özel sergi alanlarını gezdi. Birinci Türkoloji Kurultayı’na adanan sanal sergi, oluşturulan bilgi bankası ve 100. yıl için yayımlanan bilimsel eserler büyük ilgi gördü.
Etkinlik, kurultayın hazırlanmasında emeği geçen öncü aydınlar anısına yapılan saygı duruşuyla resmen başladı.
“Birinci Türkoloji Kurultayı Bir Dönüm Noktasıdır”
Açılış konuşmasını yapan Akademi Başkanı Prof. Dr. İsa Habibbeyli, 1926 yılında Bakü’de düzenlenen Birinci Türkoloji Kurultayı’nın yalnızca Azerbaycan için değil, tüm Türk halkları açısından 20. yüzyılın en önemli ilmî olaylarından biri olduğunu vurguladı.
Kurultayda dil, tarih, edebiyat, alfabe ve kültür alanlarında stratejik kararlar alındığını belirten Habibbeyli, özellikle ortak Latin esaslı Türk alfabesinin kabulünü tarihî bir kazanım olarak değerlendirdi. Bu kararın, Türk dünyasında ilmî ve kültürel birlik fikrine güçlü bir zemin oluşturduğunu ifade etti.
Ortak Türk Alfabesi Çalışmaları Sürüyor
Habibbeyli, Azerbaycan’ın bağımsızlığının ardından Latin alfabesine geçen ilk ülkelerden biri olduğunu hatırlatarak, 11 Eylül 2024’te Bakü’de Uluslararası Türk Akademisi ve Türk Dil Kurumu öncülüğünde gerçekleştirilen Ortak Alfabe Komisyonu toplantısında 34 harften oluşan Ortak Türk Alfabesi üzerinde uzlaşı sağlandığını açıkladı.
Bu gelişmenin, Türk dünyasında ortak bilimsel alanın inşası açısından tarihî bir adım olduğu belirtildi.
Yunus Emre Enstitüsü: “Türkoloji Stratejik Bir Alan”
Konferansta konuşan Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Aliy, Birinci Türkoloji Kurultayı’nı Türk halklarının kültürel bütünleşmesinde dönüm noktası olarak nitelendirdi.
Türk dilinin dünya genelinde yaygınlaştırılması, ortak kültürel mirasın korunması ve bilimsel çalışmaların desteklenmesinin öncelikli hedefler arasında olduğunu belirten Aliy, Türkolojinin yalnızca akademik bir alan değil; aynı zamanda kültür politikaları, diplomasi ve eğitim stratejileriyle bağlantılı çok yönlü bir disiplin olduğunu vurguladı.
Kültür Politikalarında Türk Dünyası Vurgusu
Azerbaycan Kültür Bakan Yardımcısı Ferid Caferov ise konuşmasında, Türk dünyasında kültürel bütünleşme fikrinin bugün de önemini koruduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından bu yaklaşımın kültür politikalarının temel unsurlarından biri olarak desteklendiğini belirtti.
Caferov, dijitalleşme ve yapay zekâ çağında millî değerlerin korunarak yeni mecralara uyarlanmasının önemine dikkat çekti.
Türk Dünyasından Geniş Katılım
Konferansa Türkiye, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden akademisyenler katıldı.
Program kapsamında Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun, Nizami Caferov ve Prof. Dr. Adil Babayev, Birinci Türkoloji Kurultayı’nın tarihî arka planı, ilmî mirası ve dönemin siyasal şartlarına ilişkin bildiriler sundu.
Panel oturumlarında ise Türkoloji alanındaki güncel çalışmalar ele alındı. Uzmanlar, kurultayın yalnızca tarihsel bir olay değil; bugün de Türk dünyasının entelektüel birlik arayışına yön veren güçlü bir miras olduğunu vurguladı.








