Yaşlı nüfus için yeni dönem: ‘Uzun süreli bakım sigortası’ geliyor
Hükûmet, Türkiye’nin hızla yaşlanan demografik yapısına karşı stratejik bir adım atıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın duyurduğu “Uzun Süreli Bakım Sigortası” ile yaşlı vatandaşlara ömür boyu bakım garantisi sunulması hedefleniyor.
Türkiye’de yaşlı nüfus oranının Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesi olan %10,6’ya ulaşmasıyla birlikte, sosyal güvenlik sisteminde köklü bir reform için düğmeye basıldı.
Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında yer alan ve uzun süredir teknik hazırlıkları süren “Uzun Süreli Bakım Sigortası” sisteminin, Türkiye Gazetesi’nin haberine göre, önümüzdeki günlerde Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun (EKK) ajandasına girmesi bekleniyor.
Yeni modelin finansman yapısında “sosyal devlet” ilkesi ön planda tutuluyor. Genel Sağlık Sigortası’na (GSS) benzer bir şemsiye altında kurgulanan sistemde:
Vatandaşlar belirli bir oranda katkı payı ödeyecek. Primlerin büyük bir bölümü devlet tarafından sübvanse edilecek. Yaşlılık veya bakıma muhtaçlık durumu oluştuğunda sistem otomatik olarak devreye girecek. Sistem, sadece bakımevi ücretlerini değil, yaşlı bireyin tercihine göre kendi evindeki bakım giderlerini de karşılayacak.
Sigorta kapsamında sunulması planlanan hizmetler şunlar:
Evde hemşire ve profesyonel hasta bakıcı hizmeti.
Fizik tedavi ve rehabilitasyon desteği.
Gerekli tıbbi ekipmanların temini.
Demans, Alzheimer ve Parkinson gibi kronik nörolojik hastalıkların takibi ve özel bakımı.
TÜİK verileri, bu reformun aciliyetini gözler önüne seriyor. Mevcut projeksiyonlara göre, 2023’te çift haneye ulaşan yaşlı nüfus oranının 2030 yılında %13,5’e, yüzyılın sonunda ise toplam nüfusun yaklaşık üçte birine ulaşması bekleniyor. Uzmanlar, hayata geçirilecek bu sigorta modelinin, hem ailelerin üzerindeki bakım yükünü hafifleteceğini hem de yaşlanan nüfusun sosyal güvenlik sistemi üzerindeki mali baskısını dengeleyeceğini öngörüyor. (Yeniçağ)
***
Atatürk, Çanakkale Kara Savaşları’nda Mehmetçik’e ‘siperde asla uyunmayacak’ emri vermiş
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Atatürk’ün Çanakkale’deki kara muharebeleri sırasında 3 Haziran 1915’te Düztepe’den yazdığı emrin 3’üncü maddesinde siperde nöbet tutan askerlerden gece gündüz uyumamasını istediğini belirtip, söz konusu emrin Mehmetçiğin büyük bir fedakarlık gösterdiğini ortaya koyduğunu söyledi.
Çanakkale Kara Savaşları’nın 111’inci yıl dönümü yaklaşırken, Mustafa Kemal Atatürk’ün kara muharebeleri sırasında verdiği bir emir kamuoyuyla paylaşıldı. 19’uncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği emrin 3’üncü maddesinde, “Siper nöbetçileri (gündüz her manga cephesinde iki nefer, geceleri yarım manga) daima gözleri düşmanın üzerinde ve çok dikkatli bulunacak, diğer efrat silahı elinde siper içinde manga başının emrini bekleyecek asla uyumayacaktır” ifadelerini kullandığı belirtildi. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Atatürk’ün verdiği çok net ve kesin emrin Mehmetçiğin fedakarlığını ortaya koyduğunu söyledi.
‘BUGÜNKÜ NESİLLER, RAHATINI ÇANAKKALE’DE GÖZÜNÜ KIRPMAYAN MEHMETÇİĞE BORÇLU’
Çanakkale Savaşları’nda zaferin kolay kazanılmadığına dikkat çeken Kaşdemir, “Çanakkale’de Türk milleti bütün unsurlarıyla büyük fedakarlık yapmış. Özellikle Mehmetçik, cephe hattında insanüstü bir mücadele ortaya koymuş ve Çanakkale’yi geçilmez yapmıştır. İşte Mehmetçiğin böyle dik duruşu, fedakarca mücadele etmesinin motivasyonlarının bir tanesi başındaki komutanların aslında Mehmetçiği çok iyi sevk ve idare etmesidir. Bu konuda Mustafa Kemal’in emirlerinden biri de buradaki o büyüklüğü ortaya koyuyor” dedi.
Atatürk’ün verdiği emirde asla bir an bile gözlerin kırpılmaması, uykuya dalınmaması noktasında çok net ve kati bir ifade olduğunu vurgulayan Kaşdemir, “Çünkü uyku aradığımız zaman bizden sonraki nesillerin uyuyamama ihtimali var. Dolayısıyla bugünkü, rahat, huzur içerisinde uyuyan nesiller, bu rahatlık ve konforlarını 111 yıl önce Çanakkale’de uyumayan, gözünü kırpmayan Mehmetçiğe borçlular. Dolayısıyla Çanakkale Cephesi’nde hem deniz hem kara savaşlarında Mehmetçiğin gözünü bir an kırpmaması, uyanık ve tetikte olması o büyük başarıyı ve zafer getirmiştir” diye konuştu. (DHA)
***
Genelkurmay Başkanı Bayraktaroğlu, NATO Kilitli Kalkan 2026 Tatbikatı Seçkin Gözlemci Günü’ne katıldı
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Siber Savunma Komutanlığında icra edilen NATO Kilitli Kalkan 2026 Tatbikatı Seçkin Gözlemci Günü’ne katıldı.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, beraberinde Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel ile 20-24 Nisan 2026 tarihleri arasında TSK Siber Savunma Komutanlığında icra edilen NATO Kilitli Kalkan 2026 Tatbikatı Seçkin Gözlemci Günü’ne katıldı. Tatbikat, 42 ülkeden 16 takım ve kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinin katılımı ile gerçekleştirildi. (İHA)
***
CHP’li belediye başkanları Ankara’da toplanıyor
CHP’li Belediye Başkanları, CHP Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında yarın Ankara’da bir araya gelecek. Toplantının ana gündemi belediyelere yönelik yapılan operasyonlar olacak.
CHP’de son olarak Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in gözaltına alınıp ardından tutuklanmasıyla, belediye başkanlarına yönelik operasyonlara ilişkin partinin tutumunun yeniden ele alınması konusunda çağrılar yükselmişti.
Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, “Her gün bir operasyonla uyanıyoruz. Bunu seyredemeyiz. Bütün belediye başkanlarımız artık tedirgin. Topluca bir karar almamız ve bu kararı tüm dünyaya duyurmamız gerekiyor” ifadesini kullanmış, bunun üzerine Özel ile Yavaş önceki gün yaklaşık bir buçuk saat süren bir görüşme gerçekleştirerek, partinin tutumuna ilişkin görüş alışverişinde bulunmuştu.
CHP Yönetimi, operasyonlara ilişkin yeni yol haritasını belirlemek üzere toplantılar düzenleme kararı aldı. Bu kapsamda CHP’li büyükşehir, il, ilçe, belde belediye başkanları ve büyükşehirlerin ilçe belediye başkanları buluşması CHP Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında yarın parti genel merkezinde yapılacak.
Saat 11.00’de beş farklı oturumda gerçekleştirilecek toplantılarda operasyonlara karşı neler yapılabilir, belediyelerin faaliyetleri, belediye projeleri konusunda görüş alışverişi, deneyim aktarımları, iş birlikleri ele alınacak. Toplantıların ardından saat 15.00’te CHP lideri Özel 600 kişilik salonda kapanış konuşması yaparak, alınan kararları kamuoyuyla paylaşacak.
27 Nisan Pazartesi günü Özel Başkanlığı’nda yapılacak Parti Meclisi (PM) toplantısında da belediye başkanları toplantısının sonuçları değerlendirilecek. Özel’in milletvekili grubuyla da gruplar halinde görüşmesi bekleniyor. (Cumhuriyet)
***
Milli elektrikli hızlı tren, saatte 225 kilometre hıza ulaştı
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayi AŞ (TÜRASAŞ) tarafından yerli ve milli imkanlarla üretilen Türkiye’nin Milli Elektrikli Hızlı Treni’nin, test süreçlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Türkiye’nin ilk hızlı treninin üretiminin tamamlanmasının ardından, treni test sürüşleri için raylara indirdiklerini belirten Uraloğlu, dinamik yol testlerinin başarıyla devam ettiğini vurguladı.
Uraloğlu, hızlı trenin kritik testlerinden biri olan dinamik fren testlerinde önemli bir başarıya imza attıklarına dikkati çekerek, “Yerli ve milli imkanlarla üretimini tamamladığımız Türkiye’nin ilk hızlı treni, dinamik fren testlerinin henüz ikinci gününde saatte 225 kilometre hıza başarıyla ulaştı. Hızlı trenimiz, testlerin en kritik aşamasını iki gün gibi kısa bir sürede geçerek, mühendisliğimizin ve işçiliğimizin teknolojik yetkinliğini kanıtladı, önemli bir başarıya imza attı.” ifadelerini kullandı. (Milliyet)
***
DİŞHEK-SEN’den Bakan Memişoğlu’na ziyaret
DİŞHEK-SEN Yönetim Kurulu, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nu makamında ziyaret etti. Kamu diş hekimlerinin mali hakları ile çalışma koşullarına ilişkin güncel meseleleri aktaran heyet, sahadan elde edilen veriler ışığında hazırlanan çözüm önerilerini de sundu.
Diş Hekimliği Sendikası (DİŞHEK-SEN) Kurucu Genel Başkanı Banu Yıldırım, Genel Başkan Yardımcısı Dağhan Erbaz ve Genel Başkan Yardımcısı Kıvanç Kamburoğlu, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nu Ankara’da makamında ziyaret etti. Ziyarette, kamu diş hekimlerinin mali hakları ve çalışma koşullarına ilişkin güncel sorunlar ile sahadan elde edilen veriler doğrultusunda hazırlanan çözüm önerileri Bakan Memişoğlu’na sunuldu. Sendika heyeti ayrıca Türkiye’nin ilk ve tek diş hekimliği sendikası olarak kuruluş gerekçelerini ve temel hedeflerini de aktardı.
Görüşmede, ağız ve diş sağlığı merkezleri (adsm) ile ağız ve diş sağlığı hastanelerinde (adsh) düşen dağıtım oranlarının artırılması gerektiği vurgulandı. Girişimsel işlem puanlarının emek, zaman ve mesleki risk dikkate alınarak yükseltilmesi talep edildi. 8. Dönem Toplu Sözleşme ile kaldırılan “ortalamadan alma hakkı”nın teşvik ek ödeme yönetmeliğine yeniden eklenmesi de sendikanın talepleri arasında yer aldı. Ayrıca diş hekimleri ve uzman diş hekimlerinin ek ödeme katsayılarının artırılması, tıp hekimleri ile diş hekimleri arasındaki gelir farkının azaltılması ve uzman diş hekimlerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi gündeme getirildi.
Ziyarette MHRS randevu sayılarının düşürülmesi, vardiya ve mesai kaydırma uygulamalarının sonlandırılması, birinci basamak ve cezaevi diş hekimlerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi de ele alındı. Bunun yanı sıra diş hekimliği fakültelerinin sayısının ve kontenjanlarının azaltılması, ağız ve diş sağlığı hizmetlerine yeni yatırımlar yapılması, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve atanamayan diş hekimlerinin kamuya istihdamı da Bakan Memişoğlu’na iletilen başlıklar arasında yer aldı. (Hürriyet)
Erdoğan: İmalatcı-ihracatçıya vergi yüzde 9’a iniyor
Finans Merkezi’nde vergi avantajının genişletileceğini belirten Erdoğan, yüzde 20 olarak uygulanmakta olan kurumlar vergisi oranının imalatçı iharaçatcılara yüzde 9, genel ihracatçılara ise yüzde 14 seviyesine çekildiğini dile getirdi.
Türkiye Yüzyılı Yatırımı İçin Güçlü Program’da konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye’yi küresel bir güç haline getirmeye kararlıyız” dedi.
Finans Merkezi’nde vergi avantajının genişletileceğini belirten Erdoğan, yüzde 20 olarak uygulanmakta olan kurumlar vergisi oranının imalatçı ihracatçılara yüzde 9, genel ihracatçılara ise yüzde 14 seviyesine çekildiğini dile getirdi.
Önceliğin, küresel şirketlerin bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye’ye taşımalarını teşvik etmek olduğunu söyleyen Erdoğan, “Bu şirketlerin yurt dışı operasyonlarını Türkiye’den yöneterek elde ettikleri kazançlara güçlü bir vergi avantajı sağlıyoruz. Böylece önümüzdeki 20 sene boyunca İstanbul Finans Merkezi içinde elde edilen kazançların yüzde 100’ü, bunun dışında elde edilenin ise yüzde 95’i kurum kazancından indirilebilecek. Buralarda çalışan nitelikli çalışanlara belli şartlarla ücret istisnası getiriyoruz” dedi.
Transit ticaret veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda mevcut yüzde 50’lik indirim oranının yüzde 100’e çıkarılacağın açıklayan Erdoğna, “Böylece bahse konu faaliyetlerden elde edilen kazançtan kurumlar vergisi almayacağız. Bu teşviki ilk defa İstanbul Finans Merkezi dışına da yayıyoruz. İstanbul Finans Merkezi dışında da transit ticaret faaliyetlerinde bulunanların bu kazançlarının yüzde 95’ini vergi dışı bırakıyoruz” diye konuştu. (Bloomberg)ü
***
İmzalar atıldı: Türkiye, Formula 1’e yeniden ev sahipliği yapacak
Türkiye, uzun bir aranın ardından yeniden Formula 1 heyecanı yaşayacak… Türkiye, motor sporlarının en prestijli organizasyonlarından biri olan Formula 1’e 5 yıl boyunca ev sahipliği yapacak.
Türkiye Grand Prix, 2027 yılından itibaren yeniden Formula 1 takvimine dahil edilecek. Açıklamaya göre Türkiye Grand Prix’si, 2027’den başlayarak 5 yıl boyunca F1 yarış takviminde yer alacak.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde düzenlediği basın toplantısında, Formula 1 yarışlarının 2027 yılında yeniden İstanbul’da düzenleneceğini duyurması, motor sporları tutkunlarını heyecanlandırdı.
Türkiye Grand Prix’si, motor sporlarının en prestijli yarışlarından Formula 1’in 2027 takviminde yer alacak.
İstanbul Park, 2005-2011 ve 2020-2021 yıllarından sonra gelecek sene Formula 1’e 10. kez ev sahipliği yapacak.
Yarışseverlerin Türkiye Grand Prix’si özlemi, gelecek sene düzenlenecek etapla sona erecek. Gelecek yıl İstanbul’daki 5,3 kilometrelik pistte yeniden F1 araçlarından motor sesleri yükselecek. İlk kez 2005’te F1 takvimine dahil olan Türkiye Grand Prix’si, 2011’e kadar aralıksız düzenlendi. Daha sonra pandemi sırasında bazı etapların iptal edilmesiyle tekrar İstanbul’un ev sahipliği yaptığı yarış, 2020’de seyircisiz ve son olarak 2021’de yarı kapasiteyle gerçekleştirildi.
Şu ana kadar İstanbul Park’ta düzenlenen etaplar, kazanan pilotlar ve takımları şöyle:
-2021 Valtteri Bottas – Mercedes
-2020 Lewis Hamilton – Mercedes
-2011 Sebastian Vettel – Red Bull
-2010 Lewis Hamilton – McLaren
-2009 Jenson Button – Brawn GP
-2008 Felipe Massa – Ferrari
-2007 Felipe Massa – Ferrari
-2006 Felipe Massa – Ferrari
-2005 Kimi Raikkonen – McLaren (Korkusuz)
***
Türkiye’den bazı ülkelerin yetkililerinin 1915 olaylarına ilişkin beyanlarına dair açıklama: Siyasi istismara izin vermeyiz
Dışişleri Bakanlığı, bazı ülkelerin yetkililerince 1915 olaylarına ilişkin yapılan beyanlara dair, “Güney Kafkasya’da ortaya çıkan barış ve uzlaşı iklimi, bölgenin bir işbirliği ve istikrar havzası haline gelmesini isteyenlerin, tarihten husumet üretmeye çalışan kesimlere verdiği güçlü bir cevaptır” ifadesini kullandı. Yapılan açıklamada 1915 olaylarına ilişkin tartışmada, tarafların, meselenin siyasi istismar konusu haline getirilmemesi gerektiği yönündeki tavırlarının net olduğu belirtildi.
Bakanlık, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, bazı üçüncü ülke siyasetçilerinin, meseleyi dar siyasi hesapları için kullanmaya çalıştıkları veya kendi sorumluluklarının üstünü örtmeye çabaladıklarının görüldüğü aktarıldı.
Yüzyıllar boyunca birlikte yaşama kültürünün en güçlü örneklerini barındıran Türkiye’nin, 1915 olaylarının hakkaniyetli ve bilimsel bir zeminde incelenmesi amacıyla arşivlerini açtığı ve bir “Ortak Tarih Komisyonu” kurulmasını önerdiği kaydedilen açıklamada, bu önerinin geçerliliğini koruduğu hatırlatıldı.
Açıklamada, “Niyeti yapıcı olan üçüncü tarafları, ortak ve adil bir hafızaya ulaşmaya yönelik çabaları ve son dönemde gelişen yapıcı diyalog ortamını desteklemeye davet ediyoruz.” ifadesine yer verildi. (Yeni Şafak)
***
CHP’de yaprak dökümü hızlandı! Bir başkan daha zehir zemberek açıklamayla istifa etti!
CHP Şehitkamil İlçe Başkanı Hurşit Yıldırım zehir zemberek açıklamalarla görevinden istifa etti.
CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, adam kayırma, eş dost akraba atamaları, ahbap çavuş ilişkilerinin yol açtığı rahatsızlık her geçen gün parti örgütlerinde rahatsızlığı artırırken, istifalar da peş peşe geliyor. Son olarak CHP Şehitkamil İlçe Başkanı Hurşit Yıldırım parti içindeki kayırma düzenine isyan ederek istifa etti.
“CUMHURİYET HALK PARTİSİ KİMSENİN BABASININ MALI DEĞİL!”
Gaziantep Pusula Gazetesi sahibi Mehmet Demir’in sosyal medya hesabından aktardığı bilgilere göre; istifasına ilişkin açıklamada bulunan Hurşit Yıldırım, “Enişte milletvekili, kayın milletvekili… Baba milletvekili, oğul milletvekili… Kayınbaba milletvekili, dünürü milletvekili… Ne oluyor ya? Cumhuriyet Halk Partisi kimsenin babasının malı değil. Ben bunlara izin vermedim. Her türlü engellemeye çalıştılar. Ama bir şey anlamadılar. Her türlü engellemeye rağmen gençlerin önünü açmaya çalıştık ama bir noktadan sonra artık anlam veremedim. Kendi kendime düşündüm, ‘Bu yapılanlar bana uymuyor’ dedim. Artık kaldıramıyorum. Umut Yılmaz partiden ayrılırken, gün gelecek bana hak vereceksin demişti. Şimdi kedisine hak veriyorum. Aynını bana yaptılar” ifadelerine yer verdi. (Akit)
***
Dünya’dan kısa kısa…
Sızdırılan Pentagon notunun ardından, İngiltere’nin Falkland Adaları konusundaki tutumunun değişmeyeceği açıklandı
İç yazışmada, ABD’nin İran savaşına destek vermemesi nedeniyle İngiltere’nin adalar üzerindeki iddiasına verdiği desteği yeniden değerlendirmesi gerektiği öne sürülmüştü.
Downing Street, sızdırılan bir Pentagon e-postasının, İngiltere’nin İran savaşına verdiği desteğin yetersizliği nedeniyle adalar üzerindeki İngiltere iddiasına verdiği desteği yeniden değerlendirmesi gerektiğini öne sürmesinin ardından, İngiltere’nin Falkland Adaları üzerindeki egemenliğinden vazgeçmeyeceği konusunda ısrar etmek zorunda kaldı.
Not, Trump yönetiminin İran’ı bombalamada ABD’nin liderliğini takip etmemesi nedeniyle İngiltere’yi nasıl cezalandırabileceğini yansıtıyordu ve Kral Charles’ın ABD’ye yapacağı potansiyel olarak gergin üç günlük devlet ziyaretinden önce geldi.
Reuters’e göre, notta ABD’nin uzun süredir “emperyal mülkler” olarak kabul edilen Avrupa ülkelerinin iddialarını destekleme politikasını gözden geçirebileceği ve İngiltere ile Arjantin arasında 1982 savaşının konusu olan Falkland Adaları’nın vurgulanabileceği belirtiliyordu.
Rapor, İngiliz hükümeti, muhalefet liderleri, gaziler ve Falkland Adaları’ndan derhal tepki çekti ve son birkaç haftadaki İngiliz-Amerikan ilişkilerinin tonundaki hızlı düşüşü vurguladı.
Başbakanın sözcüsü, e-postayla ilgili sorulduğunda, “Falkland Adaları konusundaki İngiltere’nin pozisyonu hakkında daha açık olamazdık,” dedi. “Uzun zamandır böyle. Değişmedi. Egemenlik İngiltere’ye aittir ve adaların kendi kaderini tayin hakkı en önemli önceliktir.” (The Guardian)
***
Netanyahu, İran Savaşı Nedeniyle Prostat Kanseri Tedavisini Gizlediğini Söyledi
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu Cuma günü yaptığı açıklamada, erken evre prostat kanseri teşhisi konulduğunu ve tedavi gördüğünü kamuoyundan gizlediğini söyledi. Tedavisinin başarılı geçtiğini ve şu anda sağlıklı olduğunu belirtti.
Netanyahu’nun yıllık sağlık raporuna ve bir tıp yetkilisine göre, kanser birkaç ay önce geçirdiği ameliyatın rutin takibi sırasında keşfedilmiş ve ardından hedefli radyoterapi ile tedavi edilmiştir. Netanyahu, İran’ın “İsrail’e karşı yanlış propaganda” yaymasını önlemek için açıklamanın iki ay ertelenmesini istediğini söyledi. (The Wall Street Journal)
***
ABD elçileri Cumartesi günü İran ile yeni görüşmeler için Pakistan’a gidecek
Beyaz Saray’a göre, ABD elçileri Steve Witkoff ve Jared Kushner yarın İran ile doğrudan görüşmeler yapmak üzere Pakistan’a gidecek. Tahran, Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi’yi Pakistan’a göndereceğini duyurdu, ancak yarı resmi devlet medyası onun Amerikalılarla görüşeceğini yalanladı.
Beyaz Saray basın sözcüsü Karoline Leavitt, yönetimin İran’dan “bazı ilerlemeler gördüğünü” söyledi. “Gerekirse herkes Pakistan’a uçmak için hazırda bekleyecek,” dedi.
Cuma günü Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, “Son birkaç günde İran tarafından kesinlikle bazı ilerlemeler gördük. Yine, başkan Steve ve Jared’i İranlıları dinlemek için gönderme kararı aldı, bu yüzden ne diyeceklerini göreceğiz,” dedi.
CNN’in, bunun ABD’nin Başkan Donald Trump’ın İran’dan istediği “birleşik teklifi” aldığı anlamına gelip gelmediği sorusuna Leavitt cevap vermedi.
“İlerleme kaydedileceğini ve bu toplantıdan olumlu gelişmelerin çıkacağını umuyoruz, göreceğiz,” dedi. (CNN)
***
Hizbullah, Trump’ın ateşkes uzatmasını kınadı ve Beyrut’un İsrail ile yaptığı görüşmelerden dolayı ‘utanması gerektiğini’ söyledi
Lübnan direnişi, son saatlerde kuzeydeki İsrail yerleşimlerine roket saldırılarını yenilerken, güney Lübnan içindeki işgal güçlerini hedef almaya devam ediyor.
Hizbullah, ABD Başkanı Donald Trump’ın 10 günlük ‘ateşkesi’ uzatırken İsrail’e “kendini savunma” ve “cerrahi” saldırılar yapma hakkı tanımasının ardından saatler önce açıklanan Washington’ın ateşkes uzatmasını reddetti.
Hizbullah’ın Direnişe Bağlılık parlamento bloğunun başkanı Muhammed Raad, 24 Nisan’da “düşmana Lübnan topraklarında ateş açma veya herhangi bir hareket veya saha eylemi gerçekleştirme konusunda özel bir istisna tanıyan herhangi bir sözde ateşkes, ateşkes değildir” dedi.
Raad, “[Lübnan] yetkilileri halklarının önünde utanmalı ve Siyonist düşmanla doğrudan müzakereler olarak adlandırılan şeyden geri çekilmelidir” diye ekledi.
“Lübnan ile İsrail işgali arasındaki devam eden savaş sırasında herhangi bir Lübnan partisi ile İsrail arasında yapılacak herhangi bir resmi temas veya görüşme, hiçbir şekilde Lübnan ulusal mutabakatını içermeyecek ve açık bir anayasal ihlal teşkil edecektir,” diye devam etti.
Trump’ın ateşkes duyurusu, bu ay Washington’da Lübnan ve İsrail temsilcileri arasında yapılan ikinci tur doğrudan görüşmelerin ardından Oval Ofis’te yapıldı. Yanında Lübnan ve İsrail temsilcileri bulunuyordu.
Başkan, Tel Aviv’in “kendini savunmak zorunda kalacağını” ve saldırılarında “cerrahi” davranacağını söyledi.
Büyük ölçüde İran baskısının sonucu olduğuna inanılan Lübnan ve İsrail arasında varılan 10 günlük ateşkesin 26 Nisan’da sona ermesi bekleniyordu. Beyrut başlangıçta İran’ın Lübnan’ı Tahran ve Washington arasındaki ateşkese dahil etme çabalarını reddetti ve ABD’nin talebi üzerine Tel Aviv ile doğrudan görüşmelere başladı.
Birçok kişi, Washington’un İran’ın Lübnan için ateşkes çabalarını gayrimeşrulaştırmaya ve Hizbullah’ı İran cephesinden ayırmaya çalıştığını öne sürdü.
Tel Aviv, İsrail’in 8 Nisan’da Beyrut ve Lübnan’ın diğer bölgelerine 10 dakika içinde 100’den fazla saldırı düzenleyerek 300’den fazla kişiyi öldürdüğü ve 1000’den fazla kişiyi yaraladığı katliamdan bu yana Lübnan başkentine yönelik saldırılarını durdurdu.
Ancak İsrail, güneydeki işgalini önemli ölçüde genişletti ve saldırılar ve altyapının kitlesel yıkımıyla ateşkesi günlük olarak ihlal ediyor.
2 Mart’tan bu yana Lübnan’da İsrail tarafından yaklaşık 2500 kişi öldürüldü; bunların arasında 100’den fazla sağlık çalışanı da bulunuyor.
İsrail birlikleri, güneyde Gazze tarzı bir ‘Sarı Hat’ kurarak toprak ele geçirmeyi, altyapıyı yok etmeyi ve bir ‘tampon bölge’ oluşturmayı hedefliyor.
Hizbullah’ın bir yıldan fazla süren ateşkes ihlallerine nihayet yanıt verdiği 2 Mart’tan bu yana 60.000’den fazla konut hasar gördü veya yıkıldı. (thecradle.co)
***
AB’den İran’a yaptırım gevşetme sinyali
AB liderleri, İran savaşının tetiklediği enerji krizine çözüm arayışında. Almanya’nın Hürmüz Boğazı’nın açılması karşılığında yaptırımların kademeli olarak gevşetilmesini içeren önerisi tartışmaya açıldı.
Avrupa Birliği (AB), İran savaşının yol açtığı enerji krizi ve Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması nedeniyle artan baskı altında, Tahran’a yönelik yaptırımlarda kademeli bir esneme seçeneğini gündemine aldı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde düzenlenen iki günlük gayriresmî AB Liderler Zirvesi’nde Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını sağlayacak kapsamlı bir anlaşma karşılığında yaptırımların aşamalı olarak hafifletilmesine yönelik bir öneri sundu.
Merz, zirve sonrası yaptığı açıklamada, “Eğer kapsamlı bir uzlaşı sağlanacaksa, yaptırımların kademeli olarak gevşetilmesine hazırız” ifadelerini kullandı. Almanya’nın önerdiği olası anlaşmanın, İran’ın nükleer faaliyetlerini durdurmasını ve İsrail ile bölgedeki diğer ülkelere yönelik saldırgan tutumuna son vermesini de içermesi gerektiği belirtildi.
AB içinde temkinli çözüm arayışı
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı António Costa ise İran yönetimiyle böyle bir anlaşmanın mümkün olup olmadığı konusuna temkinli yaklaştı. Von der Leyen, ocak ayında hükümet karşıtı protestoların şiddetle bastırılması sırasında binlerce gencin hayatını kaybettiğini hatırlattı. Costa da İran’ın geçmişte nükleer programına ilişkin taahhütlerini yerine getirmediğini vurguladı. (DW)
***
Suriye yetkilileri, 2013 Tadamon katliamının ana şüphelisini tutukladı
Eski istihbarat subayı Amjad Youssef’in, sızdırılan bir videoda gözleri bağlı sivilleri vururken görüldüğü belirtildi.
Suriye yetkilileri, Şam’da en az 41 kişinin öldürüldüğü 2013 Tadamon katliamının ana şüphelisi Amjad Youssef’i tutukladı.
İçişleri Bakanlığı, Amjad Youssef’in “titizlikle yürütülen bir güvenlik operasyonu”nun ardından tutuklandığını belirterek, Hama’daki El-Ghab Ovası’nda günlerce süren gözetleme ve takip operasyonlarının yürütüldüğünü ekledi.
Sosyal medyada dolaşan görüntülerde Youssef’in tutuklandığı an görülüyor. Kelepçeli halde yerde ve daha sonra güvenlik güçleri tarafından çevrili bir araçta, yüzünde kan izleriyle görülüyor.
Eski Suriye lideri Beşar Esad’ın liderliği döneminde istihbarat subayı olan Youssef, Suriye ayaklanması sırasında Şam’ın güneyindeki güvenlik operasyonlarından sorumluydu. Sivillere karşı çok sayıda suçla suçlanıyor.
2022 yılında, Suriye güçleri tarafından işlenen suçların kanıtlarını gösteren bir video sızdırıldı. Görüntülerde yüzü net bir şekilde görünen Youssef, gözleri bağlı ve elleri bağlı halde gözaltına alınan sivilleri vururken görülüyordu.
Olayı filme alan ve Tadamon katliamının gerçekleştiği gün olan 16 Nisan 2013 tarihli videoyu, savaşın harap ettiği Suriye’den kaçtıktan sonra sızdıran bir asker adayı vardı.
Video görüntülerinin yayınlanması büyük bir tepkiye yol açtı ve bazı aileler videoda öldürülen akrabalarını tanıdı.
Youssef, Aralık 2024’te Esad’ın düşüşünden sonra saklandı.
Tadamon bölgesi o dönemde Suriye hükümet güçleri ve muhalif güçler arasında bir savaş cephesiydi.
Youssef, askeri istihbarat eğitimi almış ve rütbeleri yükselerek araştırmacı olmuştu.
Ağustos 2023’te Alman polisi, Suriye Adalet ve Hesap Verebilirlik Merkezi ile işbirliği içinde yürütülen üç yıllık bir soruşturmanın ardından, Tadamon katliamına katılmakla suçlanan Youssef’in arkadaşı Ahmed al-Harmouni’yi tutukladı.
Suriye’nin yeni hükümeti, eski liderliğin figürlerini takip etmek için bir güvenlik kampanyası başlattı; vatandaşlar ise başta Youssef olmak üzere, vahşetle suçlananları bulabilecek herkese ödül teklif eden bir kamu bağış kampanyası başlattı.
O zamandan beri, Tadamon trajedisinin birçok şüphelisi tutuklandı ve cinayetleri itiraf etti.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, Aralık 2024’te Şam’ın güneyindeki mahalleyi ziyaret etti ve burada infazla tutarlı işaretler gösteren insan kalıntıları buldu ve geçiş hükümetini savaş suçlarının kanıtlarını korumaya çağırdı. (AlJazeera)
***
ABD basını: ABD’nin füze stokları hızla tükeniyor
ABD’nin İran operasyonunda bin 200’den fazla Patriot füzesi kullandığı ve stokların endişe verici seviyeye düştüğü aktarıldı. Yüksek maliyetli mühimmat kullanımı dikkat çekiyor.
ABD’nin İran’a yönelik operasyonunda kullandığı füze miktarı ve maliyeti gündem oldu. The New York Times’ın hesaplamalarına göre, ABD’nin çatışmanın başından bu yana 1.200’den fazla Patriot füzesi ateşlediği belirtildi.
Bu sayının, 2025 yılında üretilen toplam miktarın yaklaşık iki katı olduğu ifade edildi. Bir Patriot füzesinin maliyetinin yaklaşık 4 milyon dolar olduğu aktarıldı.
Haberde ayrıca ABD’nin İran’daki hedeflere binden fazla Tomahawk füzesi fırlattığı ve bu füzelerin her birinin yaklaşık 3.6 milyon dolar değerinde olduğu belirtildi.
Yüksek miktardaki mühimmat kullanımının, ABD’nin Asya ve Avrupa’daki üslerinden füze çekmesine neden olduğu ve stokların “endişe verici derecede düşük” seviyeye indiği aktarıldı. (Sputnik)
***
Dünya Bankası’ndan Suriye’ye 225 Milyon Dolarlık Hibe Desteği
Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yusr Berniyye, Dünya Bankası’nın su ve sağlık sektörlerindeki kamu hizmetlerini güçlendirmek amacıyla Suriye’ye 225 milyon dolarlık hibe desteğini onayladığını duyurdu.
Suriye Maliye Bakanı Muhammed Yusr Berniyye, Dünya Bankası İcra Direktörleri Kurulu’nun, Uluslararası Kalkınma Birliği (IDA) aracılığıyla Suriye’ye 225 milyon dolar tutarında bir hibe verilmesini onayladığını açıkladı. Berniye, söz konusu kaynağın su ve sağlık sektörlerinde kamu hizmetlerinin verimliliğini artırmaya yönelik projelerde kullanılacağını belirtti.
Bakan Berniyye, bugün yaptığı açıklamada, hibenin 150 milyon dolarının su, 75 milyon dolarının ise sağlık sektörüne tahsis edildiğini ifade etti. Bu projelerin, elektrik şebekesinin geliştirilmesi ve kamu mali yönetimi gibi alanlardaki girişimlerin ardından Dünya Bankası tarafından bir yıldan kısa bir sürede onaylanan üçüncü ve dördüncü projeler olduğunu kaydetti.
Hükümet ile Dünya Bankası arasında gelişen iş birliğini değerlendiren Berniyye, “Suriye hükümeti ile Dünya Bankası arasında büyüyen ve meyvelerini veren bu iş birliğine iyimserlikle bakıyoruz. Bu durum, reform ve kalkınma yollarını güçlendirmeye yönelik ortak bir iradeyi yansıtıyor.” dedi.
Berniyye, finans, bankacılık, eğitim ve sosyal koruma gibi hayati alanlarda da yeni projeler için hibe hazırlıklarının sürdüğünü ve bu yönde çalışmaların devam ettiğini aktardı.
Projelerin başarıyla uygulanması için hükümetin her türlü çabayı göstereceğini vurgulayan Bakan Berniyye, mali yönetimde disiplinin sağlanmasının Suriye’nin gelecekte hibe ve kolaylaştırılmış finansmanlardan daha fazla pay almasına olanak tanıyacağını belirtti.
Elde edilen bu kazanımların Suriye’nin uluslararası kalkınma süreçlerine entegrasyonunu hızlandırdığını ifade eden Berniyye, bu sürecin sürdürülebilir bir iyileşme ve uzun vadeli ekonomik büyümenin yolunu açacağını kaydetti. (SANA)
***
Girit’te 5.1 büyüklüğündeki artçı deprem, 5.7 büyüklüğündeki depremin ana olay olduğu görüşünü güçlendiriyor
Sismologlara göre, Cuma günü öğlen saatlerinde Girit’in güneydoğusundaki Ierapetra kıyılarında kaydedilen 5.1 büyüklüğündeki artçı deprem, daha önce meydana gelen 5.7 büyüklüğündeki depremin ana şok olduğu görüşünü güçlendiriyor, ancak kesin olarak doğrulamıyor.
Bilim insanları, şu ana kadar kaydedilen artçı deprem dizisini “düzgün” olarak tanımlıyor; bu, genellikle ana olayla tutarlı bir model. Bununla birlikte, kesin sonuçlar çıkarmak için henüz çok erken olduğu konusunda uyarıda bulunuyorlar. Girit’in güneyindeki açık deniz bölgesi, yüksek sismik potansiyeliyle biliniyor, ancak yerleşim alanlarından uzaklığı büyük etki riskini azaltıyor.
Adanın Yunan Akdeniz Üniversitesi’nde sismolog olan Gerasimos Papadopoulos, deprem dizisinin ana deprem senaryosunu desteklediğini söyledi: “5.7 büyüklüğündeki depremden sonra düzgün bir dizi deprem yaşadık. Bu, birkaç saat sonra meydana gelen 5.1 büyüklüğündeki depremle doğrulandı. Bu nedenle, 5.7 büyüklüğündeki depremin ana deprem olma olasılığı güçleniyor.”
Selanik Aristoteles Üniversitesi’nde sismoloji profesörü olan Kostas Papazachos, 5.7 büyüklüğündeki bir depremin ardından 5 büyüklüğünde bir artçı depremin tipik olduğunu belirtti, ancak ihtiyatlı olunması gerektiğini vurguladı: “Bölgenin büyük depremler konusunda özel bir geçmişi olduğu için, bu tür yorumlar için henüz çok erken. Kesin bir değerlendirme yapmak hala mümkün değil.”
Her iki bilim insanı da bölgenin güçlü sismik aktivite geçmişine dikkat çekti. Papadopoulos, Mayıs 2020’de meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki depremi hatırlatırken, Papazachos ise bölgenin, 7’nin üzerinde büyüklükte depremler üretebilen Yunanistan’ın dış yay hattı boyunca yer aldığını vurguladı.
Şiddetli sarsıntıya rağmen herhangi bir hasar bildirilmedi. Belediye Başkan Yardımcısı Manolis Tzortzis, bölgesel incelemelerin herhangi bir sorun tespit etmediğini söyledi: “Sarsıntı şiddetliydi, ancak başka bir sorun yoktu. Hatta okullar Cuma sabahı açıldı.” (Kathimerini)
***
Özel Savcı, Eski Cumhurbaşkanı Yoon’un Pyongyang’a İHA göndermesi iddiasıyla 30 yıl hapis cezasına çarptırılmasını talep etti
Özel savcı Cho Eun-suk başkanlığındaki ekip, Cuma günü eski Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol’un, 2024 yılında Pyongyang üzerine askeri İHA gönderme emri verdiği iddiasıyla düşmana fayda sağlama suçlamasıyla 30 yıl hapis cezasına çarptırılmasını talep etti.
Ayrıca Seul Merkez Bölge Mahkemesi’nden eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’un da aynı suçlamayla 25 yıl hapis cezasına çarptırılmasını istedi.
Cho’nun ekibi, Ekim 2024’teki iddia edilen gönderimin, Yoon’un iki ay sonra gerçekleşen başarısız sıkıyönetim girişimine bahane olarak kullanılmak üzere Kuzey Kore’nin misillemesini kışkırtmayı amaçladığına inanıyor. (Yonhap)
Hazırlayan: Emre SOLAK (Ajans Cyprus – Ankara)






