1. Haberler
  2. Yaşam
  3. Kırılan Yerden Yeşermek

Kırılan Yerden Yeşermek

featured
Google'da Abone Ol service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yol Kazalarından Sonra Aynı İnsanı Bilinçle Yeniden Seçebilmek

Başlangıçta her şey pürüzsüz görünür. İlk seçimin o sarhoş edici büyüsü, yolun hep düz, havanın hep güneşli olacağı yanılgısını fısıldar kalbimize. Oysa yaşamın kendi doğasında sarsıntılar, virajlar ve öngörülemeyen fırtınalar vardır. Zamanla, birlikte yürüdüğümüz o yolda kaçınılmaz olarak tökezleriz. Beklentiler çarpışır, egolar sürtüşür, geçmişin sessiz yaraları beklenmedik anlarda kanar. İlişkimizin tam ortasında meydana gelen bu “yol kazaları”, aslında sevginin bitiş çizgisi değil; ruhsal ve duygusal farkındalığımızın gerçek anlamda sınandığı o kutsal eşiktir.

Bir zamanlar, kırılan bir şeyin bir daha asla eskisi gibi olamayacağına, çatlakların birer kusur olduğuna inanırdım. Kaçmak, yeni ve pürüzsüz başlangıçlar aramak, o ilk anın zahmetsiz büyüsünün peşinden gitmek zihnin en kolay kaçış yoludur. Fakat kendi içime doğru yaptığım yolculuk bana çok daha derin bir gerçeği öğretti: Gerçek sevgi, kusursuzlukta değil, o kırıklardan sızan ışıkta saklıdır. Bir kriz anından, büyük bir sarsıntıdan ya da kalp kırıklığından sonra, toz duman dağıldığında karşındaki o tanıdık yüze bakıp “Seni tüm bu enkazın içinde bile, bilerek ve isteyerek yeniden seçiyorum” diyebilmek, aşkın ulaştığı en olgun mertebedir.

Aynanın Kırıldığı An: Yol Kazaları ve Yüzleşme

İlişkilerimizde yaşadığımız o şiddetli savrulmalar, aslında karşımdaki insandan ziyade kendi iç dünyamın sarsıntısıdır. Karşımdaki kişi benim en dürüst aynamdır ve o kaza anlarında, aynaya yansıyan suretimin sadece aydınlık değil, karanlık yüzüyle de tanışırım.

Kendi tahammülsüzlüğümle, korkularımla, haklı olma çabamla ve kontrolü elden bırakamayan egomla burun buruna gelirim. O anlarda “Ben nerede hata yaptım?” ya da “O neden böyle davrandı?” diye suçlu aramak yerine, “Bu sarsıntı, benim içimde neyi uyandırmaya çalışıyor?” sorusunu sorabildiğimde asıl dönüşüm başlar.

Yol kazasından sonra onu yeniden seçmek, yaşananları unutmak veya acının üzerini örtmek demek değildir. Tam aksine, o kazanın bize bıraktığı hasarı her iki tarafın da dürüstçe üstlenmesidir. Kendi payıma düşen sorumluluğu alıp, onun acısına şefkatle yaklaşabildiğimde; savunma kalkanlarımı indirip çıplak bir ruhla karşısında durabildiğimde, yeniden doğarız. Kaleme aldığım “Aşka düşersin” kitabımda da tamda bazen kendi karanlığıma; ama önemli olan, o karanlıktan çıkarken elini tuttuğum insanı yepyeni bir gözle görebilmeyi anlatmayı amaçlıyorum.

“Aşk, ilk görüşte olan biten bir şey değildir. Aşk, bininci kazadan sonra bile birbirinin gözlerine bakıp, ‘Buradayım ve seninle yürümeye devam ediyorum’ diyebilme cesaretidir.”

Her Sabah Yenilenen Bir İrade

Bilinçli seçim, bir kez yapılıp ömür boyu yürürlükte kalan bir sözleşme değildir; her sabah yeniden edilen bir yemindir. Kırgınlıkların ardından aynı insanı bilinçli bir farkındalıkla yeniden seçtiğimde, onu dünkü haliyle değil, bugünkü, o kazadan sağ çıkmış, dönüşmüş haliyle kabul etmiş olurum. Bu, pasif bir katlanma hali değil; son derece aktif, canlı ve irade dolu bir eylemdir.

Bizler, bu yaşam çemberinin içinde sürekli büyüyen, genişleyen ve değişen varlıklarız. Dün tökezlediğimiz taş, bugün basıp yükseldiğimiz basamak olur. İlişkinin kalbinde yaşanan bir kriz, eğer yeterince ruhsal olgunlukla kucaklanabilirse, iki insanı birbirine hiç olmadığı kadar sağlam bağlar. Çünkü o zaman sevgi, sadece “iyi günlerin” süsü olmaktan çıkar; en karanlık geceleri bile aydınlatan, sarsılmaz bir deniz fenerine dönüşür.

Kırıkların Arasından Filizlenen Bağ

Yaşanan savrulmalardan sonra aynı kalple aynı insanı seçmek, içsel dünyamızda sessiz ama güçlü yeminler etmektir aslında. Artık kusursuz bir eş ya da hiç tökezlemeden yürüyeceğimiz kusursuz bir yolculuk arayışından tamamen vazgeçiyorum. Biliyorum ki gerçeklik, tüm o sancılı iniş çıkışlarıyla, öngörülemez sarsıntılarıyla çok daha zengin, çok daha öğretici. Karşılaştığımız her krizin bizi birbirimizden uzaklaştıran bir uçurum olmasına izin vermek yerine, bunu ikimizin de daha derin bir öz-şefkat geliştirmesi için değerli bir fırsat olarak görüyorum. Seni sadece bana yaşattığın o sakin huzur için değil; ruhumun dehlizlerindeki potansiyeli ortaya çıkaran o zorlayıcı aynalığın için de seviyor ve tüm kalbimle seçiyorum.

Sonunda anlıyorum ki, en derin kökler fırtınalı havalarda toprağa tutunmayı öğrenen ağaçlara aittir. Yaşadığımız o yol kazaları, köklerimizin birbirine daha sıkı sarılması, bağlarımızın yüzeysellikten kurtulup ruhun en derin katmanlarına inmesi için birer lütuftur. Ve ben, her fırtınanın ardından, dağılan dallarımızı birlikte toplamak, kendi yaşam çemberimizde yeniden yan yana durmak için; o büyük ve sarsılmaz bilinçle seni her defasında, yeniden ve yeniden seçiyorum.

Kırılan Yerden Yeşermek

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Bizi Takip Edin
Bize Katılın