Home Kıbrıs Avukatlar sordu, Emekli Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel Anlattı.

Avukatlar sordu, Emekli Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel Anlattı.

by Editör

KKTC Yargısının Saygınlığını Korumak ve  Yargıyı  Daha Saygın Hale Getirmek Nasıl Mümkün Olabilir?

KKTC Emekli Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel, KKTC Yargısının saygınlığını korumak ve yargıyı daha saygın hale getirmek nasıl mümkün olabileceğine dair Avukat Şengül Göksu ile Avukat Orhan Arsal’ın sorularını yanıtladı.

Yargının saygınlığını korumak ve artırmak için yapılan bu çalışma sosyal medya üzerinde konuya ilgi duyanların bilgisine sunulacağını belirtilen söyleşinin 16 bölümden oluştuğu ve bu çalışmayı her gün arkadaşların bilgisine sunacağız denildi.

Soru:  Türkiye’de Uygulanan Kıta Avrupası Sistemi (Kontinental  Law ) İle  Kıbrıs’ta Uygulanan  İçtihat Hukuku Sisteminin ( Anglosakson Law, Common Law) Çok Farklı Olduğunu Söylüyorsunuz. Kontinental Sistemin Farkı ve Özellikleri Nelerdir?

CEVAP :  Türkiye’de uygulanan Kontinental sistemin yargılama yöntemine “Inquisitorial” denir. Bu yöntemi “Araştırıcı yöntem” olarak isimlendirmek  mümkündür. Bu yöntemde yargılama işlemi, İçtihat Hukuku Sisteminde  olduğu gibi  iki eşit tarafın mücadelesi olarak gerçekleşmez. Devlet tarafından görevlendirilmiş bir  yargıç tarafından devlet adına yapılır. Gerçeği bulup sorunları  çözme görevi taraflarda değil  devletin görevlendirdiği yargıçtadır.

Kontinental sistemde yargıç aktif bir rol üstlenir. Duruşmalarda soruları sorar. Tarafların iddialarını dikkate almakla birlikte bunu kendi görevini daha iyi gerçekleştirmek için yapar. Yasaları uygulayarak yargılama  görevini yerine getirir. Bu nedenle yasalar oldukça ayrıntılıdır.  Hemen her konuda bir yasa vardır ve yargıcın bunu uygulaması beklenir.

Kontinental sistemde yargıç gerçeği kendisi arar. İnisiyatifi ele alarak emredici kararlarla araştırmayı gerçekleştirir.

Soru:  Bu Özellikler Kontinental Sistemin Daha Üstün Olduğunu  Göstermiyor Mu?

Evet bu özellikler   ilk anda  Kontinental  sistemin daha üstün olduğunu gösterir. Yargılamanın daha süratli ve daha adil olacağı izlenimini verir. Böylece tarafların ve avukatların davaları erteleme içgüdüsünün  önüne geçileceği ve daha disiplinli bir iş yapılacağı düşünülür. Ancak pratikte gerçekleşen sonuç bunun tam tersidir. Gözlemlerimiz ve deneyimlerimiz bize iki tarafın iradesi ile gerçekleşen İçtihat Hukuku Sisteminde  davaların  daha erken sonuçlandığını ve daha iyi sonuç verdiğini göstermiştir.

Soru: İçtihat Hukuku Sistemi Kusursuz Bir Sistem Mi?

CEVAP: Hiçbir hukuk  sistemi kusursuz  değildir. İçtihat Hukuku Sisteminin de kusurları vardır. Bazen bu sistemde de ciddi  bozulmalar olmaktadır.

İngiliz İstinaf Mahkemesi yargıcı  Lord Denning’in bir kararında belirttiği sözleri anımsayalım.  “İngiltere’de yargının son derece düzgün çalıştığı ve  tek kişinin bile haksızlığa uğramadığı bir dönem olmuştur. Bugün İngiltere’deki yargı için  aynı şeyi söyleyemem”. Bu sözler geçmişte sistemin bir süre düzgün çalıştığını fakat zamanla bozulduğunu anlatmaktadır.

Yargının düzgün çalışması  yargıya ve dolayısıyla yargıçlara saygı duyulması sonucunu  doğurur. O zaman sormamız gerekiyor. Geçmişte Kıbrıs’ta sistemin daha düzgün çalışması nasıl mümkün oluyordu? Hangi nedenlerle şikayetler başladı ve yargıçlara duyulan saygı azaldı?

Birlikte çalıştığım hukukçu arkadaşlarla Mahkemelere duyulan saygının azalması konusu  üzerinde  çok durduk. Yaptığımız gözlemler ve çalışmalar sonunda  vardığımız kanı şöyledir. İçtihat Hukuku Sisteminde  bozulmalar olmasının  nedeni sistemin temel ilkelerinden uzaklaşılmasıdır.

Şu halde geçmişte Mahkemelere duyulan saygıyı yeniden canlandırmak  için bu sistemin temel ilkelerinin öğrenilmesi ve hatasız uygulanması gerekir.   Deyim yerindeyse yargıda fabrika ayarlarına dönülmesi gerekmektedir.

Soru: Bizde Uygulanan İçtihat Hukuku Sisteminin Kusurları Nelerdir?

CEVAP: Dünyanın en adil hukuk sistemlerinden birini oluşturma idealini benimseyip bu perspektiften ülkemizdeki yasal sorunları irdelediğimiz zaman çarpıcı gözlemler yapar ve çarpıcı sonuçlara varırız. “Case Management” in gelmesiyle hukuk sistemimize Kontinental ilkelerin girdiğini ve sorun yarattıklarını gördük. Buna benzer bir sorun da yasaların yorumunda meydana gelmiş ve şekilci yorum denilen bir yorum yöntemi adaletsiz sonuçlara neden olmaya başlamıştır. Bu yorum yönteminin yargıyı etkileyeceğini ve bozulmasına neden olacağını görünce bir grup hukukçu arkadaşla birlikte karşı mücadele vermeye başladık.

Bir süre sonra benzer sorunun geçmişte İngiltere’de de yaşandığını, 1852 yılında gerçekleşen bir reformla bu sorunun ortadan kalktığını ancak daha sonra, zaman zaman geriye dönüşler yaşandığını bu nedenle adaletsiz sonuçlara neden olacak uygulamalar gerçekleştiğini öğrendik. İngiltere’de olumsuz gelişmelere karşı mücadele veren yargıçların kararlarını inceledik. Doğal olarak onların görüşlerine katıldık

Soru: İçtihat Hukuku Sistemi İle Kontinental Sistemin  İyi Taraflarını Alarak Birlikte Uygulamak Veya Daha İyi Bir Sistem Oluşturmak Mümkün Değil Mi?

CEVAP: KKTC de karşılaştığımız sorunlardan biri sistemin temel ilkelerinin bilinmemesi ve bu ilkelerden uzaklaşılmasıdır. Diğer bir neden ise Türkiye’de uygulanan Kontinental kuralların bilerek veya bilmeyerek  İçtihat Hukuku Sistemi içine alınması ve birlikte  uygulanmaya çalışılmasıdır. Bu yaklaşım hukuk sistemimizde  ciddi sorunlar yaratmıştır.

Yaptığımız araştırmalar  bize iki hukuk sistemini birbirine karıştırmanın doğru  olmadığını aksine sakıncalı olduğunu göstermiştir.  Bunun nedeni iki sistemin temel  ilkelerinin  çok farklı, hatta ters olmasıdır. Birinde doğru olan diğerinde yanlıştır.

Bazı akademisyenlerin ifadesine göre bu durum trafikte yolun solunda veya sağında gitmeye benzemektedir. İki yöntem bir birine  karıştırıldığı zaman  durum trafikte  bazen yolun solunda bazen de sağında gitmeye benzeyecektir. O zaman  kazaların meydana gelmesi kaçınılmazdır. KKTC dahil İçtihat Hukuku Sistemi uygulayan birçok  ülkede  bu sorun yaşanmıştır.  Genelde dünya hukukçuları iki sistemi ayrı ayrı kendi içinde, temel ilkelerden ayrılmadan  uygulamayı tercih etmektedirler. Bunun daha iyi sonuç doğuracağına inanmaktadırlar.

Düşünmemiz gerekir. Bir yargıç ya hakem konumunda mümkün olduğu ölçüde pasif ve tarafsız  kalarak önündeki mücadeleyi yönetecek ve duruşma sonunda hangi tarafın başarılı olduğunu gerekçeleri ile açıklayarak ve  olayı emsal davalarla  kıyaslayarak  karar verecektir. Ya da tarafları ve tanıkları kendisi  sorgulayarak gerçeği kendisi bulmaya çalışacaktır. Bu iki davranışın birlikte yapılması mümkün değildir. Bu nedenle Kontinental sistem ile  İçtihat Hukuku Sisteminin birbirine karıştırılması pratikte iyi bir sonuç vermemiştir.

KKTC yargısından şikayetleri analiz ettiğimiz zaman sorunlardan bir bölümünün  Türkiye’de uygulanan Kontinental kuralların,  KKTCde  uygulanmaya çalışılmasından  kaynaklandığını  görürüz.  Bu durum sadece KKTC de gerçekleşmiş değildir.  İngiltere’de ve daha başka Anglosakson ülkelerinde de aynı sorunlar yaşanmıştır.

Soru: Diğer İçtihat Hukuku Sistemi Uygulayan Ülkelerde de  Aynı Sorunlar Yaşandığını Söylüyorsunuz. Bu Ülkeler Sorunlarını  Nasıl Çözdü ?

CEVAP: Dünyanın tüm ülkelerinde  idealist hukukçular vardır. Yargının bozulmaması ve daha adil hale gelmesi  için mücadele ederler.

İnsanlık bozuk hukuk sistemlerinden ve hatalı uygulamalardan büyük acılar çekmiştir ve çekmeye devam etmektedir. Belki de  insanlığın en büyük ayıbı tamamen adil yargılama yöntemlerine henüz ulaşamamış olmasıdır.

İdealist hukukçuların çalışması ve mücadelesi sayesinde birçok ülkenin yargısının bozulması önlenmiş ve gelişmesi sağlanmıştır.

 Soru: İçtihat Hukuku Sisteminde Yargı Sorunlarını Çözmek İçin Hatalı Yollara Mı  Başvuruldu? Eğer Hata Yapıldıysa Ne Gibi Hatalar Yapıldı?

CEVAP: Evet, maalesef öyle oldu. İçtihat Hukuku Sisteminde yargıcın Adversarial (Eşit tarafların karşılıklı mücadelesi yöntemini)  uygulaması gerekir. Bu yargılama yöntemini doğru uygulamak için  yargıcın  pasif kalması ve  iki taraf arasında gerçekleşen mücadeleyi tarafsız bir şekilde yönetmesi  gerektiğini görmüştük. Buna karşılık  Kontinental sistemde   yargıcın  inisiyatifi  ele aldığını  ve araştırmayı doğrudan kendisinin yaptığını gördük.  Yargıdaki sorunları çözerken bu temel özellikleri dikkate almamız önemlidir. Maalesef çoğu kez bu hususlara dikkat edilmeden değişiklik yapılmaya çalışılır.

Örneğin bazen  İçtihat Hukuku Sistemi sorunlarını çözmek için  yargıçların otoritesi artırılır. Böylece yargıçların  tarafları ve  avukatları daha fazla  kontrol edip disiplin sağlayarak sorunları önleyeceği düşünülür. Halbuki Kontinental sistemde yararlı olan bu değişiklik  İçtihat Hukuku  Sisteminde yararlı değildir.   Çünkü İçtihat Hukuku  Sisteminde  yargıcın pasif ve tarafsız olması gerekir.  Yargıçların otoritesini  artırarak sorunlara çözüm aramak bu sisteme uygun değildir.

İçtihat Hukuku Sisteminde  sorunları  çözmek ve  yargıyı geliştirmek için sistemin temel ilkelerine  uygun bir değişiklik düşünülmelidir.  Bunun için tarafların iradesini daha kolay  ortaya çıkaracak ve gereksiz tartışmaları önleyecek değişiklikler düşünmeliyiz.  Maalesef  bizde bir çok değişiklik bu bilinç içinde yapılmamıştır. Yargıçların yetkisi artırılarak sorunlar çözülmek istenmiştir. Bu ise kırtasiyeciliğin artmasına  ve gereksiz tartışmalara neden olmuştur. Hukuk sistemimizde sorunlar yaşamamızın en önemli nedenlerinden biri de hatalı yöntemlerle sorunları çözmeye çalışmamızdır.

Related Articles

Ajans Cyprus