Home Candaş Özer Yolcu Başın özgürlüğü gerek, basından önce.

Başın özgürlüğü gerek, basından önce.

by admin

Ortada bir mide, nefs ve doyumsuzluk iradesizliği var.

Buzdolabı dringa olmalı!! Mangal şart, viskinin kalitelisi, şarabın en eskisi, mezelerin envaisi, sigara İngiliz, puro Küba’dan olmalı.

Kirada da olsa en iyi semtte oturmalı.

Aksi halde ne adam ne de insan yerine konulmazsın.

Bakanlar değil, milletvekili bile gara mersedezinan gezerkan, senin neyin eksik gazeteci gardaş!

Genetik kodların ya Alaman ya İngiliz.

Orta sınıf tabaka, otorite zaafiyeti ve ezilen olma korkusu mevcutken. Tarafsız olamazsın, olsan aç kalır sürünürsün!!!

Solsan Türkiye’ye, sağsan Rum’a küfretmezsen gazeteci yerine koymazlar.

Solsan AB girişim kaynakları, sağsan AKP patronlarına biat edeceksin.

Bir de en az iki bakanla dostluk derecesinde yalakayakınlığın olmalı!!

Ve kim ne derse desin, basının özgür olduğunu tekrarlayacaksın.

Gazeteci, halktan aldığı kalem gücüyle, siyasetçiyi eleştiri bombardımanıyla yönlendiren değil, halkın haklılığını ve çıkarlarını koruyan olmalı. Bir de sponsorluk, reklam gailesi varsa. Aksi halde halkın değil, patron çıkarlarına göre kalem oynatırsın.

Hal bu haldeyken gazetecinin de kalem dansıyla konforlu ve rahat yaşama düşkünlüğü varsa basın özgürlüğü diye bir şey yoktur.

Bir yönetim esaslılığı ve otoritesi varsa hiç bir özgürlük hakiki değildir.
Özgürlük, bir başkasının veya diğer görüşün, inancın sınırlarında son bulur.

Kimisinin özgürlüğü zenginlik, para pula dayanır. Kiminin özgürlüğü iktidarda olup parayla birlikte yönetimi de ele geçirmeye endekslidir.

Basın özgürlüğü ne demek acaba?

Bir kaç tahmin aktaralım:

Benim Tanrım en kutsalıdır, kitabım en doğrusudur. Savunduğum siyaset en olması gerekendir. Destek verdiğim siyasi lider mesih mertebesinde, partisi de en ulvi cemaate sahiptir hastalığı mı?

Öngördüklerim esas alınmazsa felakete sürükleniriz. Bildiklerim öğrenilmesi bilinmesi gerekilenlerdir. En doğrusunu biz biliriz.

Zira kalemim kelam kerametlidir obsesyonu mu?

Bir de siyasi haberlerini gerçekçilik doktrini sananlar var. Yahu siyaset bilimi nedir ondan haberin var mı?

Hadi gelin “Siyaset” kelimesini etimolojik olarak inceleyelim.

Kök kelime “Siyasa” Devlet işlerini yürütmek veya herhangi bir işte tutulan yol, uygulanan veya topluma uyarlanan siyasal yönetim yöntemi, anlamındadır.

Siyaset: En eski anlamıyla “Ölüm cezalarının uygulandığı yer”i tanımlamak manasında kıllanılmış ilkin.

Peki güncel siyaset mantığı nedir?

Kaç defa anlatacağım bir iki satır önce açıkladığım şeydir.

Benim bildiğim ve iddiam en doğrusudur takıntısından başka bir şey değil.

Herkesin doğrusu vazgeçilmezdir oysa.

Neyse; esas konumuz olan basın özgürlüğüne gelelim. İyi de birader siyasi güdü ve saçma politikalarımızdan kurtulamıyoruz ki
“Basın Özgürlüğü” adına iki satırı rahat rahat bir şeyler yazalım.

Her olgunun, realitenin ve sistemin torpil çarkıyla döndüğü bir memlekette özgürlük, hele ki basın özgürlüğü fena sırıtır.

Basın kartı KKTC’de hiç bir halta yaramasa da, kart komisyonunun torpili onayını almalısın. Aksi taktirde basın menşeinli gazeteci olamazsın.

Ha unutmadan!

Cep telefonuna fotoğraf çekme özelliği ekleneli, iki satırı bir araya getirip yazmak şöyle dursun. Doğru düzgün konuşamayanlar, Türkçe kullanamayanlar bile gazeteci KKTC’de.

Diğer yandan maaşlı veya asgari ücrete tabii bir basın çalışanıysan, gel de basın özgürlüğünden bahset. Gülerler adama.

Bağımsızlık mücadelesi veren bir adada (K.Kıbrıs) ne denli özgür bir basından söz edilebilir ki.

ama öyle.

Özgürlük mücadelesi veren ülkenin özgürlük vaadleri veren solu ve basını.

Özgür olduğumuzu iddia eden sağ basınının da Türkiye’den gelen maaşlarla kalkındığı bir basın ortamımız var.

Bu ortamda kim ne kadar özgür sizce:

AB emperyalizminden beslenen sol siyaset basını mı? Türkiye’den alınan deren katkılarıyla ayakta duran sağ siyaset basını mı?

Kararı siz verin!!!

Medya patronları siyaset rüzgarına göre yön değiştirip örtülü ödeneklerle kamufle edilirken ve hıçkırıncaya kusuncaya avanta yerken.

Ve haramdan ölmezken.

Ve tatbik sahasındaki basın emekçisi asgari ücrete tabii ilken…

Ve açlıktan karnı davul/zurna zil çalarken ve bu karın gurultusu kafa gürültüsüne dönüşüp düşünce ve irade gücünü zayıflatıyorken..

Ben de kalkmış basın özgürlüğünden dem vuruyorum. Aaah ne safça ve saçma!!
Başın özgür ve serin, gözün/gönlün ve karnın tok değilse, basın özgürlüğüne çok var daha!!!

Basınımızın gözü gönlü tok mu sizce?

Baş özgürlüğü yoksa bas özgürlüğü de yok.

Related Articles

Ajans Cyprus