Home Yaşam-MenüYaşam “Bir zamanlar Kıbrıs” dizi kompleksi

“Bir zamanlar Kıbrıs” dizi kompleksi

by Editör

Bu yazıyı uzun bulup okumayacak olanlar. Sinema/dizi film/belgesel ve tarihle ilgiliyim demesin)

Yıllardır söylüyorum:
Kıbrıs Şivesi diye bir olgu yoktur, Kıbrıs ağzı vardır.

İkinci söyleyeceğim şey, hiç bir dizi film bire bir tarihe sadık kalarak uyarlanmaz. Bu mümkün değildir ve böyle bir zorunluluğu da yoktur.
Yani, senarist, parayı kim verirse onun düdüğünü çalar.

Her sanatın içinde mutlaka siyasi/sosyal veya politik imaj ve mesaj vardır.

Siz hiç adaletli, tarafsız bir Hollywood Amerikan filmi ya da dizisi izlediniz mi?
Veya yahudi sermaye yapımı bir “Yahudi soykırımı” ile ilgili filmde haklı Alman gördünüz mü?
Gelelim “Bir zamanlar Kıbrıs” dizi fimin yarattığı komplekse:

Bu dizinin çekimi başlamadan önce Kıbrıs’ımızın prodüksiyon/yapım şirketleri aracılığıyla bana da ulaştılar. İki hafta içinde, iki kez toplantı yemeğinde buluştuk.

İlgili arkadaştan öğrendiğim kadarıyla:
TRT ekibi benim ismimi vermiş, bana ulaşmalarını ve Sanat Yönetmenliği niteliğinde benimle çalışmak istediklerini söylemişler;
hatta ağız koçluğu da dahil.

Neticede,
aradan geçen üç aya rağmen henüz gelişen bir şey yok. Bu işten bize ekmek çıkmayacak diye bir şey de yok.

Sonuçta, Kıbrıslı yapım şirketi, TRT “Bir Zamanlar Kıbrıs” ekibi ile anlaşamadığı için, bana düşen iş de askıya alındı sanırım.
Ha bu demek değildir ki bu dizi film kötüdür.
Dizi dediğin uzun sürer, gereksinim duyduklarında bana döneceklerdir.

Bir teklifle bana ulaşılmasına rağmen TRT dizi ekibine sizin gibi yayından önce kinayeli bir ruhla yaklaşıp saldırmadım.
Şimdilik eleştirecek de değilim. Çünkü bu bir sinema filmi veya belgesel filmi değil, adı üstünde dizi film. Uzun soluklu bir iş.

Bir sinema filmini izledikten hemen sonra iyi kötü yanlarıyla eleştirebilirsin. Ama dizi film adına bunu yapmak için çok erken.

Bazı sanat ve tarih düşmanları dizi daha yayına girmeden aforoz etmişlerdi zaten.
Dizi filmlerde senaryo ve oyuncu ekibi zamanla olgunlaşarak olması gerekene dönüşür.

Artı TRT Genel Müdürü’nü atayanın siyaseti, atananın görevidir.

Ticari bir kaygısı olmayan bir dizi filmde tabii ki siyasi bir irade mutlaktır.
İzlersin izlemezsin sana kalmış.

Hikaye taslak olarak belli, senaryo ve kurgu da duruma göre abartılabilir, EOKA veya TMT yanlısı olabilir/olmayabilir veya beğenmeyebilirsiniz bu doğal.

Neden?
Eğer demokratik bir ülkede yaşıyorsak beğenip tasdik edene de, beğenmeyip onaylamayana da saygı göstermeliyiz.

Fakat, eleştirirken:
Bu işlerin zorluğunu bilmek gerek, toplam 12 yıl aktif olarak yaptığım “YOLCU” adlı gezi kültür dizilerini çekmek ve yayına hazırlamak için yaşadığımız maddi, manevi ve araç/gereç/ulaşım ve sponsorluk sıkıntısını bir ben bilirim bir de benimle çalışan yönetmen ve kameraman dostlarım.

O belgesel nitelikli bölümleri çekmek için tam 12 yıl ne kadar paraya emek sarf ettiğimi tahmin edemezsiniz. Etseniz kıçınızla gülerdiniz.

Ama yine de baktım ki izleniyor ve KKTC turizmine katkı yapıyor, Kıbrıs’ımı, yurdumu sevdiğim için devam ettim. Para için değil.

Üstelik 12 yıl süre zarfında benimle (4-5 ay) çalışan tek KKTC vatandaşı şimdilerde BRT’de çalışan M. Alasya adlı arkadaşımdı.

Bizimle çalışmak isteyen KKTC’li talipliler elinde RTC diplomasıyla gelir, ekibe katılıp işi sahada pratikte öğrenip mesleğine ilk adımı atacağına, alacağı ücreti öğrenince çeker giderdi.

Yani bu işler bizim adada bronzo ister,
az paraya yetinip dayanıklılık ve terleme ister.
Öyle koltuğa yayılıp ekranda izlemeye benzemez bu işler.

Uzun ve meşakkatli bir kuluçka sürecinden sonra maddi kaynak, ekipman, kadro, araç/gereçler vs. Çok geniş bir yapım organizasyonunu kapsar bu işler.

TRT Bir Zamanlar Kıbrıs senaryosunu, tarihi gerçekçiliğini ve ağız eksikliğini beğenmediysek:

Hikayenin, önce senaryolaşması için bizden biri kaleme sarılır. Aynı zorluğun altına biz gireriz, bütün sıkıntılarına katlanırız, aylarca gece gündüz çalışıp sadece ekibi oluştururuz.

Yerel şirketlerimiz milyon dolara yaklaşan sermayeyi sponsor olarak ortaya koyar (ki çok gatsottur bizim yerli firmalar) asla bu parayı vermezler.

Bu işler endüstri toplumu olmayı gerektirir, yerli üretim ve tüketim gerektirir.
Bizde endüstriyel üreyim çok düşük çaplarda ve hammadde dışardan geliyor.

Maliyet fiyatı çok yüksek ve satış %300 kar marjıyla çalışılıyor. Dolayısıyla yerli üretimin satışı düşük kaldığı için tüketim sirkülasyonunun dışında kalıyor.
Yani, iş adamı ütüyor, zengin oluyor, ama sanata yatırım yapmıyor.

BRT böyle bir dizi çıkaramaz çünkü kaynak yok. Zaten çoğu yönetmeni maaşlı memur sadece. Devlet ve Belediye Tiyatrosu oyuncularımızın henüz bir oyun salonu bile yok.

Bu konuda çaba sarfeden devlet yetkilisi veya tüzel kişi var mı? O da yok,
Neyse bunlar başka eksiklik ve yaramız.

Oyuncularla, baş rol oyuncularına bölüm başına minimum 100-150 bin TL’den başlayan ücretlerle anlaşıp, sözleşme imzalar ve figüranlar toplarız.

Bu dizilerin çekildiği kameralar 60 bin dolardan başlar, al o kameradan 3 tane.

Otur senaryolaştırdığın Kıbrıs hikayesini uygun tiplere uyarla. Kameramanından asistanına, konaklamadan beslenmeye, yönetmenlerinden şoförüne para saçıp organizasyon yap.

Ve otur sen Çek bu diziyi bakalım becerebilecek misin?

Kıbrıs finans şartlarında iiimmmmksssnsıııız!!!

Hayatında sinema filmi izlemeyenler, fotoğraf çekmekten acizler, kısa film çekmekten mustarip ne kadar boş gezenin boş kalfası varsa usta eleştirmen kesilmişler.

Aslında bunların sanat/emek vs umurunda değil.

Dizi film bahanesiyle Türkiye düşmanları sahneye çıkma fırsatı yakalayınca Karagöz&Hacivat oyunu sergiliyorlar hepsi bu.

Evet her şeyi politize edeceğinize, hadi bize destek çıkın, bizim senaryomuzu/tarihi hikayemizi çekelim.

Hade, kim cesaret eder bu işe!!
Gişe gailesiyle değil, sanat için kim koyar benimle birlikte elini bu taşın altına?

Be bay;
Kıskanma ne olur! Sık bronzoyu çalış senin da dizi filmin olur.

Baştan söyleyeyim, bizim iş adamlarının veya BRT ve veya Kültür Dairesi’nin sanata veya diziye filme atacak parası yoktur ha!

Çok ünlü Kıbrıslı yönetmenler var Türkiye’de çağrı yapın onlara da gelsinler onlar da biziminan bizim hikayemizi çeksinler.
Ağız koçluğu ve sanat yönetmenliği de benden caba.

Hade çağrı yapın birleşelim da biz kendi dizimizi çekelim.

Ha ne den, bu çağrıya!!

Ne deycen, hoca bir hiç.
Eh husol hade!

Ya sen yapacan gaymağını sen yeyesin, ya da yapana saygı duyacan, husolacan.

Annadııın? Gadalaves?

Hade gidin şimdi mangal yakasınız da kafayı çekip şarfoş olasınız da gendinizi central of world belleyesiniz.

Candaş Özer Yolcu

Related Articles

Ajans Cyprus