1. Haberler
  2. Kıbrıs
  3. Teğmenler olayında gözden kaçanlar…

Teğmenler olayında gözden kaçanlar…

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir önceki köşe yazımda bazı olaylarda, ki bu olaylar Türk milletini doğrudan etkiliyor ve felaket üstüne felaket yaşatıyor, şeytanın gizli olduğu bazı ayrıntıları dile getirmiştim.

Şeytanın gizli olduğu ayrıntılardan bir tanesi de teğmenlerin ve idari amirlerinin ihracı konusudur…

Antiparantez yazının başından belirteyim, “bu vatandaş” çocukken kurşun yağmuru ve bombalar arasında kalıp da muhtemelen o anlarda Tanrı’nın yardımıyla sağ çıkmış olsa da, sonrasında gelişen süreçte kendi hayatını ve ailesi dahil, daha birçok tanıdığının hayatını, varlığını TSK’nın fedakarlıklarına bağlayan, borçlu hisseden bir vatandaştır!

Bu yüzden de “bu vatandaşın” teğmenler olayı temelinde başlayıp, olayın genelinde söyleyecek sözü vardır…

Teğmenlerin ve amirlerinin ihracının temelini oluşturan gerekçeleri basında yayınlandığı şekliyle buldum, tekzip edilmediği için de gerçek kabul ediyorum.

Bir kısmını doğrudan alıntıladım, ve ifadelerin arasına parantez içinde büyük harflerle bir vatandaş olarak eleştiriler yazdım, anlayana…

“”Somut olayın her biri tek tek değerlendirildiğinde (SOMUT OLAYLARIN HERBİRİ DENECEKTİ HERHALDE, TÜRKÇE’DE İFADE KAYMASI OLMUŞ, HİÇ DE YAKIŞIK ALMAMIŞ!) TSK ve Harp Okulları’nın temel değerlerine ilişkin olan fiillerin tören gününden daha önceki günlerden (“GÜNLERDE” OLACAKTI) başlayan süreç ve olayın oluş şeklinin toplumda karşıtlık hissi oluşturabilecek (OLAY DENEN ŞEY  ATATÜRK’E VE CUMHURİYETE BAĞLILIK YEMİNİ VE İFADELERİDİR, EĞER BİRİLERİNDE BU İFADELERE KARŞI HERHANGİ BİR HİS OLUŞUYORSA, BU İFADELERE KARŞI OLANLAR VEYA KARŞIT HİSLER BESLEYENLER NANKÖR VE CUMHURİYET DÜŞMANI HAİNLERDİR, BUNLARIN MI HASSASİYETİ DİKKATE ALINIYOR, YOKSA!), Subay Andı olarak bilinen ve yönergeden kaldırılan andın içeriğindeki değerlerin dışlandığına dair algı yaratacak (ALGI YOKTUR, GERÇEKLER VARDIR, ATATÜRK VE CUMHURİYET DEĞERLERİ BİR KESİM NANKÖR HAİN TARAFINDAN DIŞLANMIŞTIR, ATATÜRK VE CUMHURİYET GERÇEĞİNDEN NEFRET EDENLER VARDIR, SUBAY ANDI DA BU YÜZDEN ZORAKİ KALDIRILMIŞTIR) ve sonuç olarak TSK’nın tartışılmasına neden olabilecek protest bir davranış disiplinsizlik (ATATÜRK’E VE CUMHURİYET DEĞERLERİNE BAĞLILIK İFADESİNİN NESİ PROTEST BİR DAVRANIŞ VEYA DİSİPLİNSİZLİKTİR? YOKSA AMAÇ ATATÜRK VE CUMHURİYET DÜŞMANLARINI MEMNUN ETMEK MİDİR?) olarak kabul edilecektir.””

-Mustafa Kemal Atatürk’e  ifade eden ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ sözünü amacı dışında ve karşıtlık içeren protest (MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ İFADESİ GAYET AÇIK BİR İFADEDİR, BU KADAR AÇIK VE NET BİR İFADE AMACI DIŞINDA NASIL ALGILANABİLİR VE NESİ PROTEST OLABİLİR Kİ? ÇOCUKLAR ATATÜRK’ÜN ASKERLERİYİZ DERKEN APAÇIK DUYGULARINI VE DÜŞÜNCELERİNİ BELİRTMİŞLER! KARŞITLIK VARSA, BU SÖZLERE VE DUYGULARA KARŞI OLAN KİMMİŞ, ESAS ONLARI GÖRELİM!) bir eylemde  kullanmak disiplinsizlik olacağı gibi (MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ DEMEK KANUNSUZ BİR EYLEM MİDİR? PEKİ, KANUNİSİ NASIL OLABİLİR Kİ, BİRİ İZAH ETSİN DE ÖĞRENELİM!) sözün değerini de azaltan bir davranış olacaktır(MUSTAFA KEMAL’E VE CUMHURİYET DEĞERLERİNE BAĞLILIĞI SAMİMİYETLE VE AÇIK AÇIK İFADE ETMEK SÖZÜN DEĞERİNİ NASIL AZALTIYOR Kİ? İZAH EDİLSİN DE ANLAYALIM!!!).

-Böylelikle eylemler, TSK’yı tartışılır hale getirerek (ÖNCE BİR EYLEMDEN BAHSEDERKEN, ŞİMDİ  ÇOĞUL EYLEMLERE GEÇTİK, ATATÜRK’E VE CUMHURİYETE BAĞLILIĞI İFADE ETMEK NE ZAMANDAN BERİ TSK’YI TARTIŞILIR HALE GETİRMEK DEMEK OLUYOR? ATATÜRK DEMEK TSK DEMEKTİR, CUMHURİYET DEMEKTİR, HER İKİSİNİN DE KURUCUSUDUR!) , toplumda ayrışmalara sebep olmuş (ATATÜRK’E VE CUMHURİYETE BAĞLILIK İFADESİ TOPLUMDA AYRIŞMALARA NEDEN OLUYORSA, SORGULANMASI GEREKEN ATATÜRK VE CUMHURİYETE BAĞLILIĞINI İFADE EDENLERİN TUTUMU DEĞİL, BU İKİ DEĞERİN VARLIĞINDAN NEFRET EDEN NANKÖR HAİNLERİN VE SATILMIŞ, CUMHURİYET DÜŞMANI ALÇAKLARIN TUTUMUDUR!) ve ordunun vatan millet Atatürk’e olan sevgisinden hiç şüphe duymayan millet nezdinde yıpranmasına neden olmuştur (ORDUNUN ATATÜRK’E OLAN SEVGİSİ DERKEN HERHALDE GERÇEKTEN ATATÜRK VE CUMHURİYET DEĞERLERİNE SADIK OLAN VATAN EVLATLARINDAN BAHSEDİLİYOR, AKP İKTİDARI DÖNEMİNDE ORDUNUN İÇİNE DOLUŞTURULAN FETÖCÜLERDEN VE TSK’YA KUMPAS ÜSTÜNE KUMPAS KURAN, ORDUYU TARİHTE GÖRÜLMEMİŞ BİR İHANET SÜRECİYLE YIPRATMAK İÇİN ELLERİNDEN GELENİ YAPAN HAİNLERDEN VE ALÇAKLARDAN DEĞİL…)

-Söz konusu eylem toplumda asker yemininden vazgeçilmiş gibi TSK’ya olan güveni sarsar bir kanaat oluşmasına sebep olmuştur (İŞTE BU İFADE DÜPEDÜZ UYDURMA BİR İFADEDİR ÇÜNKÜ ATATÜRK VE CUMHURİYET DEĞERLERİNE İNANAN, SAHİP ÇIKAN HİÇ KİMSEDE BÖYLE BİR KANAAT OLUŞMAZ! HERHALDE BURADA TOPLUM DİYE TANIMLANMAK İSTENİRKEN TAM İFADE EDİLEMEYEN GÜRUH ATATÜRK VE CUMHURİYETİN TESCİLLİ DÜŞMANLARIDIR, Kİ ATATÜRK VE CUMHURİYET ADINI DUYDUKLARINDA ÇILDIRIYORLAR, NE KADAR ALÇAK, SAHTEKAR, İKİYÜZLÜ VE NANKÖR OLDUKLARINI HER HALLERİYLE BELLİ EDİYORLAR, HER KÖŞEYE SIKIŞTIKLARINDA ATATÜRKÇÜ KESİLİYORLAR, RAHATA ERİNCE DE ATATÜRK VE CUMHURİYET DEĞERLERİNE TEKRAR SALDIRMAYA BAŞLIYORLAR…YOKSA, VATANINA, MİLLETİNE SADIK GERÇEK ATATÜRKÇÜ VE CUMHURİYETÇİ İNSANLARIN HİÇBİRİNİN TSK’YA EN UFAK BİR GÜVENSİZLİK FİLAN DUYDUĞU YOKTUR, AMMA VE LAKİN, ATATÜRK VE CUMHURİYET DÜŞMANLARININ DA EN UFAK BİR SEVGİSİ VEYA GÜVENİ YOKTUR, ÇÜNKÜ ONLAR ZATEN TESCİLLİ CUMHURİYET DÜŞMANLARIDIR)

Netice: Eğer gencecik teğmenler ve idari amirleri komutanlar, ki hepsi de sadece TSK’nın değil, bu milletin bağrından kopan çok değerli vatan evlatlarıdır, uyduruk sebeplerle ihraç edildiler ve böylece ta 2000’li yılların başından beri TSK’ya karşı kurulan ve tek amacı TSK’yı yıpratma amacı taşıyan komplolara bir yenisi daha eklenmiş oldu!

Peki bu sansasyonel ihraç sürecinin gerçek gerekçesi neydi, şimdi esas ona bakalım, yani şeytanın gizli olduğu ayrıntıya!

Şeytanın gizli ayrıntısı diyorum da, aslında gizli ayrıntı filan yok, ayrıntı apaçık ortadadır, yeter ki görmek isteyin!

Eğer balık hafızalı değilseniz, hatırlarsınız, 22 Ekim 2024 tarihinde AKP’nin MHP’den sorumlu başkan yardımcısı rolünü büyük başarıyla yerine getiren Devlet Bahçeli denen zat, durduk yerde kalktı, başta Amerikan emperyalizmi olmak üzere, Türkiye’yi yüz yıldan fazladır yıkmak için uğraşan emperyalist güçlerin en top uşaklarında Apoş’u alladı, pulladı, çağrı yaptı, Meclis’e gelsin, (TSK’nın yurt içinde çoktan temizlediği ve sınırların dışına sürdüğü) PKK’ya silah bırakma çağrısı yapsın dedi!

Sanki tarihte dünyanın en güçlü emperyalistlerine karşı emsalsiz bir kurtuluş savaşı sonunda kurulan TBMM yolgeçen hanıdır da 40 binden fazla askerin, yüzlerce öğretmenin ve memurun, ve keza binlerce vatandaşın katlinden sorumlu iki paralık bir terörist müsveddesini Meclis’e çağırıyor!

Ortalık ekonomik krizlerden, deprem felaketinin getirdiği yıkımdan, abuk subuk siyasi krizlerden, emperyalist odakların besledikleri envai tür terörün getirdiği yıkımdan, açık hava mülteci kampına döndürülen memleketteki kontrolsüz göçün yarattığı kaostan, her köşeden fışkıran uyuşturucu çetelerinden, artık yürünmez hale gele sokaklardaki terörden per perişanken bunlara Bahçeli efendinin söyleyecek tek bir sözü yok, ama, sorumluluklarından kurtulmak, hedef saptırmak, sanal ve sansasyonel gündem yaratmak için iki paralık bir terörist müsveddesinden medet umacak kadar da ayağa düşmüş!

Üstelik, fedaileri de utanmadan her ağızlarını açtıklarında “sayın apoş” filan diyorlar!

Türk milliyetçisiyiz diyenlerin geldiği hale bakın!

Ve, bunlar bu akıl tutulmasıyla koskoca Türkiye devletinin ve Türk millerinin kaderine hükmediyorlar, geçmişte yaşananları tekrar tekrar yaratmak için ellerinden geleni yapıyorlar!

İşin kötüsü, bu çağrının hemen arkasından, 24 saat geçmeden, 23 Ekim tarihinde TUSAŞ saldırısı geldi ve bu saldırı neticesinde Bahçeli efendi ve kendisine bu çağrıyı yaptıranlar PKK’nın aslında ne demek olduğunu, gerçekte PKK adı altında birbirinden bağımsız davranan, birçok odak tarafından farklı amaçlarla kontrol edilen ve yönlendirilen, devletin iç güvenlik gücünü bile rahatlıkla aşabilen, TSK sınırları ve sınır ötesini korurken iç güvenlik zafiyetleri yüzünden içerdeki hücrelere yerleşen terör odaklarının var olduğunu ve bu odakların canlarının istediği yerde eylem düzenleyebileceklerini, Türkiye’nin içini yolgeçen hanına döndürdüklerini, AKP-MHP ikilisiyle kedi-fare oyunu oynayabildiklerini bir kez daha gördüler ve çuvalladılar…

Kısacası, AKP-MHP ikilisi yine gündem saptırmak için Apoş’u kullanmak ve PKK ile yeni bir kedi-fare oyunu oynamak istedi ama TUSAŞ saldırısıyla daha başından çuvalladı, fare pozisyonuna düştü, ceremesini de suçsuz, günahsız vatandaşlar çekti…

Bu çuvallamanın ardından AKP-MHP iktidarının yine başarısızlıklarını kamufle edecek, kamuoyunun dikkatini başka yönlere çekecek bir manevraya ve bahaneye ihtiyaçları vardı, o bahane de teğmenlerin Atatürk’e ve Cumhuriyet’e bağlılık yeminiyle yaratıldı!

PKK ile kedi-fare oyunu tutmayınca, yıllardır belirli aralıklarla TSK üzerinden çevrilen ve sözkonusu olan da TSK olunca, kamuoyunun dikkatini her şeyden daha fazla çeken  bir bahane ile TSK üzerinden bir kez daha sansasyonel bir kedi-fare oyunu oynamaya, PKK ve Apoş hamlesinin başarısızlığını kamufle etmeye kalkıştılar…

Teğmenlerin resmi tören sonrasında okudukları ve Atatürk ve Cumhuriyete bağlılık yemini ettikleri olay 30 Ağustos 2024 tarihinde oldu, Bahçeli’nin Apoş’a çağrısı ise Ekim’de oldu, amma ve lakin, bu çağrının öncesi de var; Meclis’te emperyalist ustalarının kuklası olarak yıllar yılıdır Kürtçülük propagandası yapan ve 45 yıldır temsil ettikleri zihniyetin sebep olduğu katliamlara ve yıkıma rağmen hem suçlu, hem güçlü tavrından vazgeçmeyerek, mağdurları oynayarak vatandaştan oy devşiren partinin ileri gelenleriyle önce kapı arkasında yine bir şeyler pişirildi, sonra Apoş’un Meclis’e getirilmesi adımı atıldı, sansasyonel bir gündem yaratıldı, nabız yoklanmaya çalışıldı…

Lakin, evdeki hesap çarşıya uymadı ve neticede Apoş’a teklif kamuoyunda çok büyük bir tepki ile karşılandı ve hem AKP’ye hem de koltuk değneği MHP’ye büyük puan kaybettirdi, TUSAŞ saldırısı da işin tuzu biberi olunca, bu tepkilerin odağını değiştirmek için acil bir eylem planı gerekiyordu, bu plan için de bir bahane gerekiyordu,  gerekli bahaneyi de teğmenlerin resmi törenden sonra okuduğu Subay Andı verdi!

Herşeyi bir kenara bırakın, yukardaki alıntılı kısımda da açıkladığım gibi, teğmenleri ve amirleri olan değerli subayları ihraç gerekçesinde bir ifade vardır ki, akıllara zarardır ve eğer bu ifade gerçekse, bu ifadeyi ileri sürenler için tam bir yüz karasıdır!

Neymiş efendim; “olayın oluş şeklinin toplumda karşıtlık hissi oluşturabilirmiş!”

Herşeyi bir kenara bırakın, Atatürk ve Cumhuriyet değerlerine bağlılığı vurgulayan Subay Andı toplumda bir karşıtlık hissi oluşturuyorsa, bu yeminden rahatsızlık duyanlar ve karşı olanlar Atatürkçüler ve laik Cumhuriyet değerlerini savunanlar değildir…

Bu yeminden rahatsızlık duyanlar olsa olsa Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarıdır, çıkar için satılmış vatan hainleridir ve bugün yaşadıkları toprakları ve aldıkları havayı kime borçlu olduklarını unutan, emperyalizmin uşaklığını yapan, çıkarı için vatanı da ruhunu da satmaktan zerre kadar çekincesi olmayan nankör alçaklar olur!

Sırf bu vatan hainleri ve nankör alçaklarda oluşacak “karşıtlık hissi” için de Subay Andı’nı resmi tören dışında okuyan teğmenler ve amirleri disiplinsizlik yaptılar diye TSK’dan ihraç etmek, kötülükten, nefretten, TSK ve Türk düşmanlığından beslenen vatan hainlerinin, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarının ekmeğine yağ bal sürmektir!

Kaldı ki, ortada bu andı okumayın diye bir emir yok, emir olmayınca da emre itaatsizlik yok, emre itaatsizlik olmayınca da nesnel suç yok!

Bu şartlar altında eğer birileri TSK’dan olmayan emre uymadıkları için ihraç edilirse, bu ihraç bir tek sebeple olur, o da Atatürk ve Cumhuriyet değerlerine düşman olan alçakları ve vatan hainlerini tatmin etmek için!

Bu da Cumhuriyetin kurucusu ve kollayıcısı TSK’ya hiçbir şekilde yakışmaz…

Eğer Atatürk’ün askerleriyiz demek suç ise, Apoş gibi onbinlerce asker ve vatandaşın katledilmesinden sorumlu bir terörist müsveddesinden medet ummak, ona af hakkı tanımak, koskoca Türkiye devletini sanki bir terörist müsveddesinin yardımına muhtaçmış gibi aciz göstermek, en büyük suçların ve hatta vatan hainliğinin bile daniskası değil midir!

Ancak, Türkiye’nin yıkılışı ve parçalanışı, Cumhuriyeti kuran Atatürk ve TSK’nın maddi ve manevi değerleri tam anlamıyla yıkılmadan ve yıpratılmadan gerçekleştirilemeyeceğini bildiğimiz için, 2000’li yılların başında AKP’nin iktidara geldiği günlerden beridir TSK’ya karşı kurulan komplolar, entrikalar ve yıpratma harekatları artık bizi şaşırtmıyor!

Tam yüz yıldır gözümüzün içine giren bir gerçek vardır, o da şudur; Türkiye’yi ve TSK’yı doğu Akdeniz coğrafyasındaki emperyalist çıkarları karşısındaki en büyük engel olarak gören güçler, önce Türkiye’yi kuran Atatürk ve Cumhuriyet değerlerini yok etmeyi hedeflediler…

Bunun için de önce Cumhuriyet rejiminin en güçlü ve iradeli koruyucusu ve kollayıcısı olan TSK’yı yıpratmayı her yolla denediler ve halen de deniyorlar…

Biliyorlar ki, TSK yıkılırsa Türkiye de yıkılır, TSK’nın gördüğü zarar oranında Türkiye de zarar görür, emperyalistlerin ve uşaklarının Türkiye coğrafyasındaki hedeflerine ulaşmaları kolaylaşır!

Bu uğraşlarına Adnan Menderes iktidarı döneminde başladılar ve tam gaz da devam ettiler, ama her seferinde çuvalladılar, beceremediler, ancak binlerce yıldır varlığını sürdüren ve insanlık tarihinde dev bir çınar gibi duran Türk milletini her seferinde baltaladılar, darbelediler, bazen kollarını, kanatlarını, dallarını kırdılar, çiçeklerini kopardılar, ama bu dev çınarın ana gövdesine bir türlü istedikleri zararı veremediler…

Sapık irticacıların Menemen’de katlettikleri Kubilay gibi çiçeklerin yerine başka çiçekler doğdu, Şeyh Sait gibi satılmışların kopardıkları çiçeklerin yerine yine yenileri doğdu, ASALA, PKK, FETÖ, IŞİD, EL NUSRA ve bu gibi emperyalist uşaklarının kopardıkları çiçekler yerine yenileri doğdu, hem vatanı hem de TSK’yı köklerinde tutan çınar ağacı ise baki kaldı, kalmaya da devam edecek…

Çınar bu, kolay büyümüyor, kolay da devrilmiyor…

Teğmenlerin atılmasıyla teğmenler mi bitecek?

Teğmenlerin komutanlarının atılmasıyla, TSK’nın komutanları mı bitecek?

TSK’nın teğmenleri de bitmez, komutanları da bitmez, bitirilemez!

Baltalar da çınarı deviremez, düşmanın gücü yetmez!

Baltalar çınara vurdukça, kendileri körelir, köreliyorlar da!

Düşman da vurdukça yoruluyor, tükeniyor!

Buraya kadar dersini almayanlar varsa;

Atatürk’ün pek de bilinmeyen bir konuşması vardır, isteyen şu linkten okusun;

(https://atamdergi.gov.tr/tam-metin-pdf/451/tur)

Özeti şudur; Atatürk 31 Temmuz 1920 tarihinde Afyonkarahisar Kolordu Dairesi’nde subaylara hitaben yaptığı konuşmada;  “Düşman herkesten evvel subayları öldürür, aşağılar. Subay için “ya istiklal, ya ölüm” vardır.”…der!

Kurtuluş Savaşı sürecinde 6 binden fazla subay hayatını kaybetti, Cumhuriyet kurulduktan sonraki süreçlerde de, Kore Savaşı, Kıbrıs Savaşı ve PKK ile mücadele de dahil olmak üzere, binlerce subay daha hayatını kaybetti…

Peki, Türk Ordusu’nun subayları bitti mi, ya da birileri subay olmaktan geri mi durdu!

Hayır, aksine vatanı için her düşen çiçeğin yerine başka onurlu çiçekler yetişti, onların da aralarında vatan ve millet uğruna tereddüt etmeden canlarını verenler oldu, hala da veriyorlar…

İstiklal Marşı’nın bırakın ilk dörtlüğünü, ilk iki satırını bile okuyamayan ama ahlaksızlıkta, cehalette, çıkar için satılmışlıkta, sahtekarlıkta sınır tanımayan meczupların sere serpe Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı yaptığı, yapmalarına göz yumulduğu ve hatta teşvik edildiği, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığının tavan ve prim yaptığı bugünlerde teğmenlerin ve canını bu millet ve devlet için seve seve tehlikeye atan komutanların da kumpaslara, entrikalara kurban gitmesi, çok da şaşılacak bir şey değil aslında…Çünkü, düşman yine önce subaylara saldırıyor!

Amma ve lakin, bir laf vardır; Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner!

Hesap döndüğünde, canınızı kurtarmak için o saldırdığınız, harcadığınız, hor gördüğünüz, entrikalarınıza kurban ettiğiniz subaylara ve komuta ettikleri orduya ihtiyacınız olur!

Çünkü, yeri geldiğinde, en adisinden hain bile olsanız, düşman karşısında ve nazarında bir kuruşluk bile değeri olmayan canınızı kurtarmak için kendi çocuklarını, ailelerini arkada bırakarak ileri atılan, canını gözünü kırpmadan  feda edenler, depremlerde vatandaşı enkaz altından çıkarmak için ilk koşanlar, karda kapanan dağlardaki vatandaşın ölmek üzere olan çocuğuna ulaşmak için kendi hayatlarını feda edenler, hayat kurtarmak için zamanla ölümüne yarışanlar, siz yatağınızda huzur içinde uyurken sizi bombalarla, kurşunlarla parçalamak üzere gelen kanlı katillerle dağlarda, ovalarda gece karanlığında ölümüne savaşanlar, huzurunuz ve yurdunuzun bekası için düşmana geçit vermeyenler bir tek onlardır, ve dahası, ülkenin ve milletin bekası için de ilk, tek ve son çareniz de onlardır!

Tarih de tekerrürden ibarettir!

Teğmenler olayında gözden kaçanlar…

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin
Bize Katılın
Reklam Engelleyicisi Tespit Edildi

Sitemize katkıda bulunmak için lütfen reklam engelleyicinizi devredışı bırakın.