1. Haberler
  2. Yaşam
  3. Yaradan Merheme: 2026

Yaradan Merheme: 2026

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Belki de hissettiğin o eksik tat, damağında kalan burukluğun sebebi, 2025’in sadece takvimden düşen yapraklar değil, ruhumuzda iz bırakan derin kesikler olmasındandır. Şimdi gel, kapıları kapatıp gürültüyü dışarıda bırakalım ve seninle o kesiklerin sızladığı yere, kalbinin tam ortasına bir yolculuğa çıkalım.

2025, senin için de, dünya için de sıradan bir yıl değildi; kabul edelim, omuzlarımıza bıraktığı yük ağırdı. Dünyanın bir ucunda dengelerin yeniden sarsıldığına, okyanus ötesinden esen rüzgarların ve Trump’ın gölgesinin belirsizliği nasıl artırdığına şahit olduk. Hemen yanı başımızda, Gazze’de ve Ukrayna’da barış kelimesinin içinin nasıl boşaltıldığını, insanlığın sınavı nasıl kaybettiğini izledik. Ama asıl fırtına, kendi evimizde, bu küçük adanın toprağında koptu. Hatırla; Temmuz sıcağında Limasol ve Baf sırtlarından göğe yükselen o kara dumanları… Ciğerlerimiz yanarken hissettiğin o çaresizliği hatırla. Ve sonra, yıl biterken doğanın bize “ben buradayım” dediği o günü; Gönyeli’yi, Lefkoşa’yı yutan sel sularını… Evler çamura bulanırken, aslında sarsılanın binalar değil, o çok güvendiğimiz konfor alanlarımız olduğunu anladık. Siyasetin gürültüsü, sandıktan çıkan yeni isimler, sokaklara taşan kimlik ve inanç tartışmaları arasında en çok da “biz kimiz ve birbirimize ne kadar tahammülümüz var?” sorusuyla yüzleştik.

İşte tam bu yüzden, 2026’nın kapısında dururken yapacağın muhasebe, sadece kendi banka hesabınla veya kariyer hedeflerinle sınırlı kalamaz. Çünkü bu yıl sana çok kıymetli ve sert bir ders verdi: Tek başına iyileşemezsin. Komşunun evi sular altındayken senin evinin kuru kalması, bir zafer değildir.

Şimdi o eşikte dururken, gözlerini kapat ve kendine o en zor, o en derin soruyu sor: Tüm bu yıkımın ortasında, senin kalbini en çok hangi sızı kanattı? O sızıyı iyi tanı, çünkü o acı senin pusulandır. Belki yanan bir orman, belki haksızlığa uğrayan bir çocuk, belki de toplumdaki o derin kutuplaşma… İçindeki o huzursuzluk, aslında sana “Kalk ve bir şeyler yap” diyen ruhunun çığlığı olabilir mi?

2026 vizyonunu çizerken, bu kez kalemi “Ben ne kazanacağım?” diye değil, “Ben ne sunacağım?” diye tutmaya cesaretin var mı? Sahip olduğun hangi yetenek, bugüne kadar sadece senin dünyanı aydınlattı da, artık başkalarının karanlığına fener olmayı bekliyor? Belki kelimelerin şifalıdır, belki ellerin üretkendir, belki de sadece dinlemeyi bilen o sabırlı yüreğin, bir başkasının en büyük ihtiyacıdır.

Gerçek uyanış, meditasyon minderinden kalkıp, çamurlu bir sokağa inebilmektir. İçsel yolculuğun, dışarıdaki bir yaraya merhem olduğu an tamamlanır. Yeni yılda, hiç tanımadığın bir insanın gözlerinin içine bakıp, onun hikayesini en az kendininkiler kadar kutsal sayabilecek o genişliğe erişebilir misin? Kendine dön ve sor: “2026 bittiğinde, arkamda bıraktığım iz sadece kendi ayak izim mi olacak, yoksa düştüğü yerden kaldırdığım insanların el izleri de o hikayeye karışacak mı?”

Bu yıl, senin “ben”den “biz”e geçtiğin yıl olsun. Çünkü dünya yeterince parçalandı; onu birleştirecek olan, senin içindeki o hizmet aşkıyla parlayan ışıktır. Hoş geldin, sadece yaşamaya değil, yaşatmaya adanmış yeni hikayene.

Yaradan Merheme: 2026
+ -

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Bizi Takip Edin
Bize Katılın