Bu küçücük ülkede göz göre göre, çoğu ağır suçlar olmak üzere, envai tür ithal suç ve suçlu patlaması yaşanıyor!
Hem toplumun huzuru ciddi şekilde bozuluyor, hem de suçluları mecburen hapse tıktığınızdan dolayı her yıl ithal suçluların bakımına en az 60-70 milyon dolar para harcanıyor, üstelik de vatandaşın cebinden kesilen vergilerle!
Eğitime, sağlığa, ulaşıma, diğer sair altyapıya harcanması gereken para büyük çoğunluğu ithal olan suçluların beslenmesine, bakımına gidiyor.
Memleket resmen sorma-gir hanına döndü, bu durum yıllar yılıdır devam ediyor.
Bu ülkeyi ve toplumu yöneten siyasiler olarak bu durumdan şikayetçisiniz.
Biz de halk olarak şikayetçiyiz, ancak siyasiler olarak sizlerin, iktidar ya da muhalefet hiç fark etmez, bu durumda doğrudan sorumluluğunuz vardır.
Polis sizden yıllar önce, belki de on yıl oluyor, organize suç ve suçlularla mücadele etmek için teknik takip yasalarını çıkarmanızı talep etti, ki bu yasalar, KKTC hariç, dünyanın tüm devletlerinde mevcuttur.
Yasalar hazırlandı, ancak başta CTP ve DP olmak üzere, diğer bazı vekiller ve gerek basındaki gerekse sosyal medyadaki tetikçileri yaygarayı bastı; “Polis yatak odamızı dinleyecek” dediler, kıyameti kopardılar, yasaları bırakın geçirmek, gündeme bile getirmemek için ellerinden geleni yaptılar…
Bu yasalara siyasilerden bir tek eski Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat destek verdi, olması gerektiğini söyledi, muhalefet ise resmen çamura yattı, istenen yasalar üzerinden özellikle polis teşkilatına, ve hatta, polisin idari yönden bağlı olduğu GKK’ya da çamur atmayı tercih etti.
UBP tarafının bir kısmı olmalı dedi, bir kısmı ise sessiz kaldı.
Karşı çıkanların tümü bu yasaların polis tarafından keyfi şekilde kullanılacağını, özel hayat diye bir şey kalmayacağını iddia ettiler.
Şahsen benimle canlı yayına çıkıp da bu yasalara karşı çıkan siyasilerin hiçbiri karşı çıkma gerekçesini mantıklı bir savunma üzerine oturtamadı, bir tek diyebildikleri “polis etraftaki güvenlik kameralarını kullanarak da suçla mücadele edebilir” oldu… Şimdi bu akıla güler misin ağlar mısın!!!
Durum o hale geldi ki, istenen yasaları eleştirecekler ve uygulamaya girmesini engellemek için ellerinden geleni yapacaklar diye, özellikle de sosyal medyadaki tetikçi, ahlaksızlıkta ve işgüzarlıkta sınır tanımayan yaygaracı tayfasının bir tek polis teşkilatını işi gücü olmayan, avaracılıktan onun bunun özel hayatını izleyecek sapıklar çetesi olarak ilan etmediği kaldı, ama bunu da her şekilde ima ettiler…
Yasaları eleştirenler suçlular olsaydı, hadi anlardık, ama herifler suçluların olması gerektiğinden daha çok kraldan daha kralcı kesilmişlerdi… E, bu kadar işgüzarın olduğu yer de haliyle suç ve suçlu cenneti olur, sonra da kına yakarız!
Aslında bu yasalara karşı çıkanların dertleri şuydu; polis kendisine sağlanan yasal imkanlarla organize suç ve suçlularla daha etkin bir şekilde mücadele etmeye başlayınca, teknik takip ağına kendilerin de takılması, kirli ilişkilerinin, kirli çamaşırlarının ortaya çıkması endişesini taşıyorlardı… Bu yasalara karşı çıkmalarının başka da açıklaması yoktu, olamazdı!…
Yoksa, kendi halinde yaşayan, pislikle uğraşmayan, vicdanı temiz, it kopuk haydut tayfasıyla takılmayan sıradan vatandaşın, siyasetçinin bu yasalardan ya da polisten ne korkusu olacaktı ki!!!… Aksine, vicdanı temiz vatandaş güvenliğinin sağlanması için böyle yasaların varlığından ancak memnun olur…
Şimdi ise, memleketin geldiği duruma bakınca, sadece sıradan vatandaş değil, bu memleketin bu hale gelmesinde rolü olanlar da noluyoruz diye bas bas bağırıyorlar…
Coğrafyamız her türlü pisliğin, kötülüğün, terörün en şiddetli şekilde yaşandığı bir coğrafya haline geleli en az 50 yıl var, zaten öncesinde de biz Kıbrıslı Türkler olarak terörün daniskasını yaşıyorduk, durduk yerde sokak ortasında, yol ortasında öldürülmenin, katledilmenin ne demek olduğunu biliyorduk.
Neticede, bıçak kemiğe iyice dayanınca, polis organize suçla (terör, uyuşturucu, insan kaçakçılığı, kara para aklama vesaire) etkili mücadele edebilmek için 2010lardan itibaren bu yasaların zorunluluğunu, aciliyetini dillendirmeye başladı ve gerekli çalışmaları da yaptı.
Ancak siyasi irade hazırlanan yasaları Meclis’in tozlu raflarına şutladı, dosyaları küflenmeye bıraktı.
Polis onca senedir sınırlı sayıda elemanla nüfusunu bilmediğimiz ama en az 150 ülkeden gelen şahıslarla dolup taşmış bir toprak parçasında organize suçla mücadele etmeye çalışıyor.
Memleket resmen sorma gir hanına dönmüş, eline silahı, cebine uyuşturucuyu atan memlekete dalıyor, sonra da ortalık cehenneme dönüyor.
Şu anda, örneğin, hangi emperyalist uşağı cihatçı terör örgütünün ya da hangi etnik terör örgütünün memlekette var olduğuna, veya oluşumuna, gizli hücrelerine dair bir bilginiz ya da bir fikriniz var mı!!!
Yoktur elbette, olabilmesi için önce onları takip edecek teknik ve hukuki altyapıların oluşturulması gerekiyor…
Gerek Türkiye ve yurt dışından, gerekse Rum tarafından bu memlekete isteyen istediği gibi girip çıkıyor, memleket tam bir yolgeçen hanına döndü.
Bu memlekette, Cumhurbaşkanı ve Başbakan dahil, tüm siyasiler, yanlarında birkaç polis koruması olsa da, halk içine çıkıyor, ortalıkta dolanıyor… Ne idüğü belirsizin biri elinde silahla kendince bir sebeple bu memleketin idarecilerinden, siyasilerinden birinin kafasını patlatmayı kafasına koyarsa, memleketin bugünkü şartlarında bunu rahatlıkla yapabilir, hiç şüpheniz olmasın!!!… Bunu da hiçbir şekilde engelleyemezsiniz!!!…Polis koruması her zaman her şartta yeterli olmayabilir, bu kadar basit…
Anlayacağınız, mevcut şartlarda bu ülkede hiç kimse güvende değildir, doğrudan hedef de olabilirsiniz, arada kim vurduya da gidebilirsiniz…
Şimdi derhal aklınızı başınıza toplayın ve tozlu raflarda küflenmeye bıraktığınız dosyaları raflardan indirin, güncelleyin ve derhal uygulamaya koyun.
Ne iktidar, ne muhalefet, ne de Cumhurbaşkanı olarak şikayet etmeye hiç hakkınız yoktur, bu memleketi bu duruma getiren ve elinizde her türlü imkan olmasına rağmen gerekli önlemleri almayan sizlersiniz.
Şikayet etmesi gereken biziz, ve şikayetimiz de vardır!
Bu memlekete ithal suçu ve suçluları getiren, gelebilmesi için kapıyı açan, gelmemesi için gerekli tedbirleri almayan biz değiliz, sizsiniz ve doğrudan doğruya da bugünkü durumdan sorumlusunuz.
Sorumluluğu sadece polise ve sisteme atarak kurtulamazsınız, polis ve toplum sizin sorumsuzluğunuzun cezasını çekmek zorunda değildir, bu çarpık sistemi yaratanlar da sizlersiniz, hem de dosdoğrudan sizlersiniz…
Sizi başımıza yerine getirmediğiniz sorumluluklarınızdan dolayı yaşanan kötülükleri “havaya” şikayet edesiniz, sorumluluğu birbirinize atasınız, günah keçileri yaratma derdine düşesiniz diye değil, kötülükleri engelleyecek tedbirleri alasınız diye seçiyoruz… Hikaye dinlemek değil, icraat görmek istiyoruz…
Polis elbette suçla mücadele edecek, asli görevi budur, ama hem kuruma ihtiyacı olan imkanları vermeyeceksiniz, hem de yetersiz kalıyor diye şikayet edeceksiniz, yok böyle bir dünya!
Dahası, organize suçla ve suçlularla mücadele etmek için sadece polisin teknik, yasal ve personel altyapısını geliştirmeniz ve güncellemeniz de yetmez… Ülkeye giriş çıkış noktalarındaki güvenlik sistemlerini de geliştireceksiniz, ülkeye girmeye çalışan herkesin neyin nesi, kimin sesi olduğunu didik didik edeceksiniz…
Bugünkü mevcut şartlarda isteyen bu ülkeye her türlü silahı sokar, istediği yerde istediği şekilde de kullanır… Akıl koymak ve derhal gereğini yapmak için ortalıkta bir katliam olmasını ve ille de masum insanların katledilmesini mi bekliyorsunuz?
Bakın, Türkiye Cumhuriyeti 1970lerden beridir terörle mücadele eden ve gerek polis gerekse askeri istihbarat altyapısı en gelişmiş ülkelerden biridir, bu vesileyle de devletin kayıtları, hukuk sistemi, güvenlik sistemi her türlü suç ve suçluyu takip altında tutacak şekilde düzenlenmiştir.
Bugünkü mevcut şartlarda ve fiili durumda bizim memleket de Türkiye’nin bir uzantısı gibidir, kimse kimseyi kandırmasın… Durum buyken, yapılması gereken, Türkiye’nin güvenlik sistemini acilen KKTC’ye de entegre etmektir, öyle ki, potansiyel suçlu olabilecek veya olan biri daha ülkeye girerken muhaceret tarafından tespit edilebilsin, anında sınır dışı edilebilsin.
Böyle bir uygulama, dünyanın dört bir tarafından insan yığılan bu memleketteki her türlü suç ve suçlu potansiyelini sıfırlayamasa bile, büyük ölçüde azaltacaktır.
Polisin istediği teknik takip yasalarına karşı çıkanlar “özgürlüğümüze ket vurulacak” diye yaygara yapmışlardı, ben de o zaman bile şunu defaeten söylemiş, yazmıştım; güvenliği garanti altına alınmamış özgürlük özgürlük değildir, başıboşluktur… Güvenliksiz özgürlük olmaz, özgürlükler suçu ve suçluların işini kolaylaştırıyorsa, artık adı özgürlük değil, doğrudan doğruya suç ortaklığıdır…
İthal suç ve suçlular bir tarafa, bu başıboşlukta ülkenin bir başbakanı bile organize suça karıştı, sonra da yargılanmasın diye memleketten kaçtı!
Birçok siyasi ve bürokrat akla hayale gelmedik suçlara karıştı.
Eğer bu ülkede polisin elinde organize suçla daha etkin mücadele edebilmesi için gerekli yasalar olsaydı, herkes haddini bilecekti, herkes suç takip ağına takılmamak için bir halt etmeden önce değil bir, bin defa düşünecekti…
Ve ayrıca, dünyada Adalet Bakanlığı’nın olmadığı tek ülkeyiz ve ısrarla bir adalet bakanlığı kurmuyoruz, neymiş efendim adalet de siyasileşecekmiş…
E, hal böyle olunca, yargı sistemi de, yargıçlar da savcılar da zaten çoktan zan altında kaldı…
Kendi kendini kontrol eden hiçbir mekanizma sağlıklı değildir, her zaman açık vermeye mahkumdur.
Aklımızla, canımızla alay etmeyi bırakın, polisin istediği yasaları bir an önce geçirin, kurun şu adalet bakanlığını, çoklu denetleme mekanizması oluşturun, örnek arıyorsanız İngiltere’ye bakın, mükemmel çalışan bir adalet bakanlığı sistemleri var…
İngiliz döneminden, 1960 öncesinden kalmış yasaları, özellikle de ceza yasalarının da artık güncelleme zamanı çoktan geldi.
Aksi takdirde, bu memleket suç ve suçlu cenneti olmaktan kurtulamaz, bu toplum da huzur yüzü görmez, özellikle de çocuklarımızın can güvenliği giderek artan bir suç tehdidi altına girer, ki zaten şu anda o tehdidin altındayız…
Artık hikaye dinlemek istemiyoruz, en doğal haklarımızı istiyoruz, icraat istiyoruz, güvenlik istiyoruz, huzur istiyoruz, devletin vatandaşı korumak için gerçekten bir şeyler yaptığını görmek istiyoruz, hem de derhal…





