Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) bünyesinde düzenlenen “Kıbrıs’ta Yeni Dönem” başlıklı konferansta konuşma yaptı.
CTP’den verilen bilgiye göre, dün akşam TEPAV ev sahipliğinde gerçekleştirilen konferansın moderatörlüğünü TEPAV AB Çalışmaları Merkezi Direktörü Nilgün Arısan Eralp üstlendi. Akademisyenler, diplomatlar ve siyasetçilerin katıldığı etkinlikte açılış konuşmasını yapan Eralp, CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin özgeçmişine değinerek sözü İncirli’ye bıraktı.
Konuşmasında, Tufan Erhürman’ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle Kıbrıs siyasetinde önemli bir dönüşüm yaşandığını ifade eden İncirli, yeni dönemin temel ilkelerini “kapsayıcılık ve uzlaşı kültürü” olarak tanımladı. İncirli, “Toplumun tümünü kucaklayan, kapsayıcı siyaseti hedefleyen ve sorunlara uzlaşı içinde çözüm arayan yeni bir siyasi anlayış var. Biz de CTP olarak bu anlayışı sürdüren bir eksende ilerliyoruz.” dedi.
CTP’nin kuruluşu ve temel değerlerine de değinen İncirli, partinin buğday başağı sembolünün Kıbrıs Türk halkının kimliğini, varlığını, refahını ve sosyal adalet anlayışını temsil ettiğini söyledi. CTP’nin; insan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi, barış, ekonomik kalkınma ve Avrupa Birliği değerlerini savunan, demokratik sol bir kitle partisi olduğunu vurguladı.
Cumhuriyet Meclisi’nde kadın milletvekili oranının yüzde 22 olduğuna dikkat çeken İncirli, siyasette kadın temsiliyetinin artırılmasının demokratikleşme açısından hayati önemde olduğunu belirtti.
“Kıbrıs’ta yeni bir siyasi anlayışla yeni bir dönem başladı”
Kıbrıs sorununda uzun süredir müzakeresiz bir dönemin yaşandığını, güven artırıcı önlemlerin yerinde saydığını ve çözüm sürecinin tıkandığını savunan İncirli; ekonomik kriz, mülkiyet sorunu, güvenlik endişeleri, gençlerin göçü, yolsuzluklar ve kamusal hizmetlerdeki çöküşün sorunları daha da derinleştirdiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte Kıbrıs’ta yeni bir siyasi dönemin başladığını dile getiren İncirli, CTP’nin adayı Tufan Erhürman’ın yüzde 63 oyla, üç iktidar partisine karşı tarihi bir farkla Cumhurbaşkanı seçildiğini hatırlatarak, Kıbrıslı Türklerin kamuoyu yoklamalarını yanılttığını söyledi.
İncirli, “19 Ekim akşamı Kızılbaş Meydanı’nda ortaya çıkan tablo; eşitlik, kardeşlik, kapsayıcılık ve saygın bir duruşu temsil ediyor.” ifadelerini kullandı.
“Kıbrıs sorunu çok katmanlı ve çok boyutlu”
Kıbrıs sorununun tarihsel gelişimine değinen İncirli, meselenin 1963’ten bu yana yalnızca iki toplum arasında yaşanan bir siyasi sorun olmaktan çıktığını; uluslararası hukuk, bölgesel güvenlik ve Doğu Akdeniz’deki jeopolitik dengelerle bağlantılı, çok katmanlı bir yapıya dönüştüğünü söyledi.
CTP’nin, 1959 Zürih Anlaşmaları’nın ortaklık ruhuna ve siyasal eşitlik ilkesine dayalı, iki bölgeli ve iki toplumlu federal çözüm modeline bağlı olduğunu vurgulayan İncirli, Kıbrıs’ta kalıcı barış, istikrar ve uluslararası entegrasyonun ancak kapsamlı bir çözümle mümkün olabileceğini ifade etti.
“Kıbrıslı Türklerin geleceği Rum tarafının insafına bırakılamaz”
Annan Planı süreci, ardından gelen uluslararası düzenlemeler ve Crans-Montana Konferansı’nın çöküşüne değinen İncirli, statükonun giderek kalıcı hale geldiğini savunarak, Kıbrıslı Türklerin geleceğinin Kıbrıslı Rumların insafına bırakılamayacağını vurguladı.
Çözüm sürecinin neden tıkandığının “suçlama oyunu”na başvurmadan analiz edilmesi gerektiğini belirten İncirli, uluslararası aktörlerin yeterince inisiyatif almamasının ve taraflar arasında eş zamanlı siyasi iradenin ortaya konmamasının başlıca nedenler olduğunu kaydetti.
Süresiz ve ucu açık müzakere süreçlerinin defalarca hayal kırıklığı yarattığını ifade eden İncirli, Tufan Erhürman’ın seçilmesiyle birlikte yeni bir umut doğduğunu söyledi. Siyasi eşitliğin pazarlık konusu yapılamayacağını vurgulayan İncirli, sürecin takvime bağlı, sonuç odaklı ve geri dönüşü olmayan bir çerçevede yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Güven artırıcı önlemlerin kapsamlı çözümün alternatifi olmadığını ancak sürece katkı sağladığını ifade eden İncirli; kapalı Maraş, yeni geçiş noktaları, karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık hakları ve iki toplumlu iş birliğinin önemine değindi.
“KKTC-TC Mali ve İktisadi İşbirliği Protokolleri daha etkin yönetilmeli”
İncirli, TEPAV’ın daha önceki çalışmalarına atıfla, KKTC kamu yönetiminde politika üretme, uygulama ve denetleme kapasitesinin yetersiz olduğunu savundu. Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı, bütçe açıkları, borç yükü, yolsuzluk iddiaları ve kamusal hizmetlerdeki sorunların toplumsal güveni zedelediğini ileri sürdü.
Kayıt dışılıkla mücadele, nüfus sayımı ve orta vadeli planlamanın önemine dikkat çeken İncirli, KKTC-TC Mali ve İktisadi İşbirliği Protokollerinin daha etkin ve şeffaf şekilde yönetilmesi gerektiğini söyledi.
Konuşmasının ardından soru-cevap bölümüne geçilen konferans, katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi.





