1. Haberler
  2. Kıbrıs
  3. Doktorlar!!!

Doktorlar!!!

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

En sonunda ifade edeceğimi en başından ifade edeyim, gerekirse bir de yazının sonunda ifade ederim…

Doktorlar ve doktorluk mesleği olmasaydı dünyanın en revaçta mesleği mezarcılık olurdu, ortalık mezarcılarla dolardı, mezarlıklar memleketin yarısını, hatta daha fazlasını işgal ederdi, ve en sonunda mezarcılar da öldüğünde, ölülerini gömecek biri bulunmaz, kurtlara kuşlara yem olurlardı…

Dünyanın en zorlu, en fazla sorumluluk isteyen mesleği doktorluktur…

Doktor insan canından sorumludur, en ufak bir hata yapma lüksü yoktur, bazen hataların geri dönüşü de yoktur, o yüzden doktorlar işlerini sıfır hata ile yapmaya çalışırlar…

Bir makinist arabaya bir parça takacağında elinin altında sayısız alternatif vardır, ucuzunu da takar, pahalısını da takar, müşteri nasıl isterse… Bir mühendis mesleğinde kullanacağı malzemenin envai türünü istediği fiyata bulabilir, kullanabilir, yanlış parçayı kullanırsa yerine yenisini, doğrusunu bulup koyar… Bir öğretmen elindeki imkanlar doğrultusunda eksik eğitim verebilir, eksikliği bir süre sonra kapatabilir, öğrencisini mağdur etmez… Ama bir doktor enfeksiyon kapmış ve durumu giderek ağırlaşan bir hastaya doğru antibiyotik yerine sırf ilaçtır, sırf daha ucuzdur diye ağrı kesici verirse, işte o zaman yandı gülüm keten helva… Doktorun işin ucuzuna kaçma lüksü yoktur, hastanın iyiliği için en doğrusu neyse, fiyatına bakmadan o uygulamayı yapar, en doğru malzemeyi kullanır, bilir ki  yaptığı bir hatanın hızlı bir şekilde ölümle sonuçlanma riski çok yüksektir, ama diğer mesleklerin hiçbirinde bu kadar yüksek bir risk yoktur, hatalar fark edildiğinde düzeltilebilir, maliyet de duruma göre idare edilebilir… Ancak, insan canı öyle duruma göre filan idare edilemez!

Bu yüzden doktor olmak sıradan zeka seviyesine sahip olanların yapacağı bir meslek değildir… Doktor adamın aklı da değer yargıları da, sorumluluk seviyesi de, mesleki bilinç seviyesi sıradan vatandaşta, diğer meslek sahiplerinden çok daha hızlı ve iyi çalışır, çünkü bu bir mecburiyettir ve bu mecburiyeti algılamak, içselleştirmek için zeka seviyesi de, zeka kapasitesi de avaraj zekanın üzerindedir…

Ha, bazı doktorların aklı ve yeteneği yüksek olsa da, ahlaki değerleri düşük olabilir, ama istisnalar kaideyi bozmaz, rant delisi olan birkaç ahlaksız yüzünden doktorluk mesleği gibi “insanlığı yaşatan, var eden” bir meslek itibarsızlaştırılamaz…

Son günlerde haberlerde ve sosyal medyada belli kesimler tarafından öyle bir hava yaratıldı ki, akıllara zarar…  Sağlık Bakanı ile doktorlar arasında sanki bir çıkar kavgası varmış, doktorlar işini yapmak istemiyormuş, işinden kaytarıyormuş, Bakan kaçan doktorları kovalıyormuş, doktorlar dünyanın parasını alıyormuş ama yine de gözleri doymuyormuş, hem devletten ballı maaş alıyormuş, hem de işinden kaytarıyormuş, özel sektörde de kayıt dışı çalışarak cebini fazladan dolduruyormuş, vesaire vesaire…

Bunu yapan istisnai doktorlar olabilir, devlet bu gibiler varsa gereğini yapsın, yapmazsa zaten suç ortağı olur… Ancak, sorumluluğunu yerine getirmeyen birileri varsa, bütün doktorları aynı kefeye koymak ve özellikle sosyal medyada bir linç kampanyası başlatmak, doktorlara ve doktorluk mesleğine karşı yapılabilecek en büyük haksızlık ve ahlaksızlıktır.

Sosyal medyada doktorlara karşı linç girişimi başlatanların, koroya katılanların yazdıklarına, söylediklerine baktığınızda sadece geri zekalının önde gideni değil, ahlaksızın ve zırcahilin önde gideni olduklarını, kötülükten beslendiklerini de rahatlıkla görebilirsiniz…

Eleştirilerin ana odağındaki iddia şu; neymiş efendim, doktorlar dünyanın parasını alıyorlarmış da gözleri yine doymuyormuş, işlerinden kaytarıyorlarmış…

Eleştirdiğin mesleği buyur kendin yap, git tıp kazan, otur senelerce beyin yak, insan hayatını korumanın, kurtarmanın ne kadar büyük bir sorumluluk, bilgi ve bilinç isteyen bir iş olduğunu öğren, o sorumluluğu da meslekte olduğun sürece hayatının her anında yaşa desen, alık alık suratına bakarlar, çünkü yakacak beyinleri yoktur, beyinleri doğuştan zaten yanmıştır…

Yanık beyinli olduğu için de bu dingili kopuk toplumda çürük devlet yapısı ve yozlaşmış siyaset sisteminin eseri olarak torpille ya devletin bir deliğine tıkılmıştır, ya da düzenbaz sistemin gidişatına ayak uydurmuştur, işgüzarlığı ve düzenbazlığı öğrenmiştir…

Sağlık Bakanı’nın açıklamasındaki detay belli ki görmek istemeyen, kör gözüne parmağım taktiğini uygulamak isteyenlerin gözlerinden kasten kaçmış; Dinçyürek 700 binlere varan bir rakamdan bahsetti ama bu  rakam bir doktorun aldığı net maaş değildi, en top seviyede maaş çeken ve ek mesaiyi de içine alan hak edişlerin brüt toplamıydı… Dinçyürek böyle bir rakamı ezbere söylememiştir, elbet bir bildiği vardır, ama şu da bir gerçek ki devletten aldığı ödenek toplamı bu rakamlara ulaşan hekimler olsa da, bunlar piramidin en uç kısmıdır, hekimlerin geneli bu rakama ulaşmaz, hatta yarısını bile almaz… Ulaşsalar bile çektikleri sıkıntılara, yaptıkları işin sorumluluğuna baktığınızda, bu rakamları hak etmediklerini kimse iddia edemez…

Bu memlekette asgari düzeyde insanca yaşayabilmek için dört kişilik bir eve en az 200 bin lira girmelidir, mesleğe yeni başlayan, doktor olana kadar, uzmanlaşana kadar anasından emdiği süt burnundan gelen uzman bir doktor ise bu parayı bile almıyor!!!

Yani anlayacağınız, mesleği dünyanın, insanlığın belki de en önemli mesleği olan doktorluğu icra eden bir doktorun maaşı hayatını asgari düzeyde geçirmesi için ancak yeterli oluyor!!!… Yani anlayacağınız, bizim doktorlara reva görülen ücret aslında maaş kılığında sadakadır… Ve, eğer mesaiye kalmazlarsa, ve eğer evliyseler, ve eğer eşleri çalışmıyorsa, ve yine eğer, çocukları da varsa, aldıkları temel maaş ile ıkına sıkına geçinebiliyorlar demektir!!!

Üstüne üstlük, yaratılan sansasyonel ve provokatif söylemlerin neticesinde ise, sosyal medya denen lağım çukurunda iki paralık hayatları, bir kuruş etmez ciğerleri birden çok kez hekimler tarafından kurtarılmış zırcahiller, ahlaksızlar, edepsizler tayfası tarafından da düpedüz linç ediliyorlar!!!

Eleştirecekseniz eğer, bugün memleketin içine düştüğü durumu, çürümüşlüğü, plansızlığı, programsızlığı eleştirin; bugün bu memlekette dünyanın en az 150 ülkesinden gelmiş envai tür insan var, bu kadar küçük bir ülkeye en az 150 ülkeden doluşmuş bir insan güruhu!!!… Üstelik de sayıları yüzbinlere ulaşıyor ve getirdikleri ithal hastalıklar, belalar, dertler, suçlar da cabası!!!

Hastaneler bunlarla dolup taşıyor, 1980lerden beridir sağlık altyapısı geriye sayıyor, plansız programsız artan nüfusa paralel gelişemeyen, giderek tıkanan bir sağlık altyapısı var ve bu yükün sebebi yerli vatandaş değil, bu ülkeye bir sebeple ithal olarak gelenlerdir…

Bu giderek tıkanan sağlık altyapısının ana yükünü esasta doktorlar ve diğer sağlık çalışanları çekiyor… Bu insanlar robot değil, insan!!!… Hayatları sosyal medyada gevezelik yaparak geçmiyor, insan hayatına hizmet ederek geçiyor ve en ufak bir hataları da kendi hayatlarının mahvolmasına bile sebep oluyor…

Birkaçı görevini suistimal ediyor, sorumluluğunu yerine getirmiyor diye tümünü birden aynı kefeye koymak, zırcahilane argümanlarla eleştirmek, linç etmek, itibarsızlaştırmaya çalışmak, en hafif tabirle ahlaksızlıktır, vicdansızlıktır.

Öte yandan, sağlık en pahalı devlet hizmetidir, en ufak bir plansızlık istenmeyen sonuçlar doğurabilir, nitekim doğuruyor da… Bunun sorumlusu tek başına doktorlar, sağlık çalışanları ve Sağlık Bakanlığı da değildir, bunun sorumlusu topyekün bu çürük sistemin harcına taş koyanlardır, yani sorumlu davranacağına gevezelik yapmayı, kendi sorumluluğunu başkasına yıkmayı seçenlerdir…

Şu bir gerçek ki bu memleketteki insan kalabalığı sağlık sisteminin üzerine çok aşırı bir yük bindiriyor, buna rağmen hastaneye yolu düşen herkesi bir doktor görüyor…

Bizdeki sistemi beğenmeyenler gitsinler de dünyanın en gelişmiş ülkelerinde ellerini kollarını sallaya sallaya hastaneye girsinler, bırakın bir uzman doktor görmeyi, pratisyen bir doktor görmeyi olsun istesinler de görsünler bakalım!!!… Yok öyle bir dünya, gerçekten yok…

Dünyanın hiçbir yerinde, bizimki hariç, öyle zınk diye hastaneye gidip de gittiğiniz gibi doktor moktor göremezsiniz, hatta kapısından içeri bile giremezsiniz, hele uzman doktor hiç göremezsiniz… Önce alabilirseniz rendevu alacaksınız, sonra da o tarihe kadar hala sağsanız, o kapı senin bu kapı benim dolanacaksınız, hele bir de yaşlıysanız filan, ayvayı külliyen yediniz demektir… Başvurduğunuz sağlık sistemi sizi yaşatmak için değil, bir an önce temize havale etmek için özel bir çaba gösterir, tedavi edermiş gibi yapar ama kısa yoldan cennete biletinizi keser…

Hani, yukarda verdiği örnek var ya, feci şekilde enfeksiyondan yıkılıyorsunuz, yaşınız başınız da seksen diyelim, size antibiyotik yerine ağrı kesici verirler, ağrınız kesilirse kesilir, sonra da huzurla kısa yoldan cennete gidersiniz… Ağrınız kesilmezse, kıvran kıvrana gidersiniz… Nerden mi biliyorum, birkaç kez şahit oldum da ondan!!!

O yüzden bizim doktorları öpün de alnınıza çakın!!!… Bizim hastanelerde kimse sizi göz göre göre ölüme terk etmiyor, yaşlı başlı insanlar yaşlıdır diye ölüme terk edilmiyor, herkes elden geldiğince yaşatılıyor, bakımı, tedavisi yapılıyor…

Gelelim sorunun özüne… Bu ülkede daha kaliteli sağlık sistemi mi istiyorsunuz, daha kaliteli eğitim mi istiyorsunuz, daha güvenlikli ulaşım mı istiyorsunuz, daha yüksek can güvenliği mi istiyorsunuz, o zaman sosyal medyada gevezeliği, terbiyesizliği bırakın, önce siz kendi kalitenizi, zekanızı, ahlağınızı ve başınıza yönetici diye seçtiklerinizi sorgulayın, başınıza adam gibi kaliteli, liyakatli yönetici seçmeyi öğrenin…

Popülizmle, çıkar çarklarınıza hizmet etsin diye seçtiklerinizle devlet sistemi ancak buraya kadar…

Bakın, bu ülkeye farklı farklı sebeplerle doldurulan insan çeşitlemeleri bir suç işleyip de hapse düştüklerinde, devlete ortalama aylık yükleri adam başına en az iki bin dolardır, bu da yılda 24 milyon doların üstünde bir yük demektir… Konuyu ve rakamları doğrudan bilen bir siyasinin bana söylediği; “hangi elli, hangi altmış milyon dolar, çok daha fazlasıdır…”

Yani anlayacağınız, bizim dingili kopmuş devlet sadece ithal suça ve suçluya her sene en az elli milyon dolar harcıyor… Sadece bu gereksiz harcamalar doğru yere harcansa, memleketteki tüm okullar, hastaneler ve yollar ihya olur, hem de bir yılda!!!… Ve siz bunu görmüyorsunuz, ya da görmek istemiyorsunuz, ama hayatınızı kurtarmak için ter ter tepinen bir hekimin hakkı olan, alması gereken ücreti eleştiriyorsunuz, sırf gevezelik olsun diye…

Bu ülkedeki, bu toplumdaki sorunların en temel sebebi, bostanda korkuluk bile olamayacak insancıkların söz sahibi olmasıdır… Konuşma, seçme ve seçilme hakkı olmasıdır…

Ve sevgili doktorlarımız, sizden de bir ricam var;  şöyle bir ay greve gidin, sadece çocuklara bakın, bırakın mezarcılara biraz iş çıksın, ortalık biraz temizlensin, ki buna da acilen ihtiyacımız var…

Yoksa, bir taraftan tatlı canı sıkıya girdiğinde sizin kapınıza dayananlar, diğer taraftan da sizi eleştirecek diye gevezelik yarışmasına girenler, yarın bizi yönetecek olanları seçmek için yine sandığa gidecekler ve liyakat filan da aramayacaklar… Kendi elleriyle  liyakati değil, popülizme, çıkar ilişkilerine hizmet edenleri seçecekler, sonra da onların beceriksizliğinin hesabını sormak için günah keçileri arayacaklar, sizin üç kuruş maaş da yine gözlerine gözlerine girecek…

Doktorlar!!!
+ -

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Bizi Takip Edin
Bize Katılın