1. Haberler
  2. Yaşam
  3. En Yakın Dost

En Yakın Dost

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Geçen gün bir dostumla kahve içerken elim sakarlıkla fincana gitti ve kahve bembeyaz örtüye yayıldı. O an içimde yükselen o tanıdık sesi duydum: “Yine yaptın yapacağını, neden daha dikkatli değilsin, rezil oldun!” Dostumun “Önemli değil,” deyişini bile duymuyordum; çünkü ben o sırada kendi iç mahkememde sanık sandalyesine çoktan oturmuştum.

Sonra durdum ve düşündüm. Neden kendime karşı bu kadar acımasızım? Neden başkalarına sunduğum o geniş kredi limitini, konu kendim olunca hemen iptal ediyorum?

Hep duyarız; “Kusur görendedir,” derler. Genelde bu sözü başkalarını eleştirmemek için bir kalkan gibi kullanırdım. Ancak fark ettim ki, ben en büyük kusuru kendi bakış açımda barındırıyorum. Eğer aynaya baktığımda sadece “yanlışlarımı”, “kırdığım potları” ve “yetersizliklerimi” görüyorsam; aslında bakışım bulanık demektir.

Kendi üzerimdeki bu aşırı denetim, bir süre sonra sorumluluk duygusundan çıkıp bir iç infaza dönüşmeye başlamıştı. Tekamül yolculuğumda fark ettim ki; kusuru kendimde aramak beni uyandırıyor evet, ama kendimi o kusurdan ibaret sanmak beni derin bir uykuda hapsediyor.

Hayatım boyunca “Dostunu kendin gibi sev” ilkesini hep dışarıya doğru çalıştırdım. Sevdiklerimin hatalarını örttüm, onlara şefkat gösterdim, düştüklerinde ellerinden tuttum. Fakat bir gün koçluk koltuğuna kendi iç sesimle oturduğumda acı bir gerçekle yüzleştim: Ben kendimin dostu değil, gardiyanıymışım.

Birini “kendim gibi” sevebilmem için, önce sevilmeye değer bir “kendim” inşa etmem gerekiyordu. Eğer ben kendime merhamet göstermezsem, başkasına gösterdiğim şefkat ne kadar sahici olabilirdi ki? Kendimi hırpalarken bir başkasını sevmek, aslında temeli olmayan bir bina inşa etmek gibiydi.

Kendi Hikayemin Dervişi Olmak

Eskilerin o meşhur derviş hikayesini hep kendime hatırlatırım. Hani derviş yolda tökezleyince “Kimi kırdım?” diye sorar ya… Ben de artık tökezlediğimde kendime şunu sormaya başladım: “Şu an kimi kırıyorsun? Dışarıdaki birini mi, yoksa şu an bu hatayı yaptığı için yerin dibine soktuğun o içindeki çocuğu mu?”

Hafız-ı Şirazi’nin o eşsiz sözü artık baş ucu cümlem oldu:

“Bana benden daha yakın olan O, benim kendime karşı bu kadar sert olmamı istemezdi.”

Bu sözü her hatırladığımda, elimdeki o hayali kırbacı yavaşça yere bırakıyorum.

Benim için gelişim, artık kusursuzluk peşinde koşmak değil. Aksine, noksanlığımla barışıp o noksanlığın içindeki hikayeyi sevebilmek. Kendimi sorguladığım o anlarda artık sadece “Neyi yanlış yaptım?” demiyorum; “Bu hatadan kendimi yaralamadan ne öğrenebilirim?” diye soruyorum.

Artık biliyorum ki; ben kendime dost olmadan, bu dünya üzerinde gerçek bir dostluk kurmam mümkün değil. Kendime gösterdiğim şefkat, tekamül yolculuğumun en kıymetli yakıtıymış.

Bugün aynaya baktığımda, sadece hatalarını gören o eski yargıcı değil; elinden tutulmayı bekleyen, çabalayan ve her haliyle sevilmeyi hak eden o kadim dostu, yani kendimi görüyorum. Ve ona fısıldıyorum: “İyi ki varsın, seninle yürümek güzel.”

 

En Yakın Dost
+ -

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Bizi Takip Edin
Bize Katılın