Home Yaşam-MenüYaşam Kıbrıslı sol sanatseverler ve Hz. İbrahim

Kıbrıslı sol sanatseverler ve Hz. İbrahim

by admin

Bu bir, YDÜ bağlantılı ilk insan, mağara, mağaraya çizilen öküz ve bilimum hayvan resimlerinden Veterinerlik Fakültesine uzanan..

Oradan da:
Toplumsal yaşam, din, tapınma, putlar, Tanrılar, heykeller, sanat ve Kıbrıs Modern sanat müzesi atölyelerinde yapılan sanat eserlerininin, K. Kıbrıs’ın, bir kısım tuhaf solu sanat sevicileri tarafından siyasi olarak Lefkoşa sokaklarına sığdırılmamasının trajik hikayesidir.

İlk insanlar, ilk sanat eserlerini, sanat yaptıklarını bilmeden mağara duvarlarına çizmişler.

Ve bu sayede, insanlık yaşam tarihinden günümüze izler nakletmiştir.
İnsan ve hayvan figürleri, özellikle boynuzlu ve güçlü hayvanları; gücü simgeleyen öküz ve boğa figürleri resmetmişlerdir mağara duvarlarına.

Dinler tarihini incelerseniz, doğa ve doğaüstü olaylardan esinlenen ve korkan inan Tanrı kavramını görselleştirmek için güç ve otorite gördüğü her şeyi, hayvan figürü heykelleriyle simgeleştirmiştir.

Egemenlikler, tarih boyunca heykeller, yazıtlar, taşlar yontarak çeşitli figürler yapıp bunları tabulaştırmışlar ve putlara tapınmaya, onları ilahlaştırmaya, Tanrılaştırmaya kadar vardırmıştır.

Kuran ayetlerinde Tanrısallaştırılmış veya Tanrı kabul edilmiş putlar için ayetler var. Bunlardan bir tanesi şöyle:

Hz. İbrahim bir baltayla puthaneye girer ve oradaki bakır ve ahşaptan olan putları parçalar.

İçerde diğerlerinden daha iri ve gösterişli olan bir put daha vardır ona dokunmaz. .
Bu put, En ihtişamlı ve gösterişli olandır. Tapınağın tanrılarının tanrısıdır ve altından yapılmış bir tahtın üzerine oturtulmuştur.

Sırma elbiseler giydirilip başına tâç konmuş, bereketi artsın diye de önüne yiyecekler konmuştur.

İbrahim Aleyhisselam diğer tüm putları ufaladıktan sonra, baltayı, tapınağın ana Tanrısı sayılan en iri putun boynuna asar.

Akşam tapınmak için puthaneye giren Keldani kabilesi büyük şaşkınlıklarını üzerlerinden attıktan sonra Tanrılarına karşı gelip onlara saldıranın Hz. İbrahim olduğunu çabuk anlarlar ve durumu sorarlar.

Hz. İbrahim onlara şu cevabı verir:
“Büyük put kendisinden başkasına tapınılmasını istemiyor, hatta diğer tanrıları kıskanıyordu. Balta da onun boynundaysa o yapmıştır. Gidin onu sorgulayın ve suçlayın” der.

Bunun üzerime Keldaniler:
“Bilmez misin ey İbrahim! Putlar konuşmazlar” deyince.
Hz. İbrahim şu cevabı verir:
““O hâlde, nasıl olur da kendilerini bile koruyamayan şu âciz putlar, sizi korur? Hâlâ akıllanmayacak mısınız?” Der.

Geçenlerde, Lefkoşa’da Keldanileri üzen bir olay tekerrür etti. Fakat gel gör ki heykellere put muamelesi yapanlar bu sefer Hz. İbrahim veya Keldaniler değil.
Kendilerini sol, aydın, sosyalist sanatseverler olarak lanse eden Kıbrıslı bir kısım koftiden solculardı.

Oysa ki, (herkesin inanç ya da inançsızlığı hiç umurumda değil) bir çoğu seküler veya dinen bir inancı olmayan bu güruh Lefkoşa’nın muhtelif yerlerine kondurulan heykellere karşı gelip, dikilen heykelleri yerlerinden etmişler.

Sanat, önce sanatını icra eden sanatçının yeteneksel düş dünyasının ifade hazzı, zamanı, emeği, sonrasında da sanat adına toplumuna kazandırıp hediye ettiği estetik bakış açısı ve köşelerin yontulmasıdır.

Evrensel sanat, dillerin, dinlerin, ulusların, görüşlerin bir üst makamı ve yeni bir yurt, yeni bir dünya bakış açısını tasarlar.

Evrensel sanat, siyasetlerin üstünde bir makama, güce sahiptir.

Evrensel sanatın gücünü kabullenen, benimseyenler genelde bir toplumun sol siyasetine gönül verenlerdir.

Yani, dil, din, ırk, cinsiyet ve cibilliyet gözetmeksizin sanatı ve sanatçıyı destekleyenlerdir onlar.

Ama tabii ki dünyada..

Gelelim, bir çok gezegenin uydusu sanılan

K. Kıbrıs’a üslenen uzaylı asolların sanat algısına..

K. Kıbrıs’ta bir kısım sol siyaseti ve felsefesi maalesef hala sığ sularda kulaç atıyor ve günün sonunda dünya yüzme şampiyonluğunu hayal ediyor.

İşlerine gelen eser, sanat eseri, gelmeyense tu-kakadır bizim Kıbrıs’ın sol azınlık cenahının çoklarına.

Yani bunların sanatı umursadığı yok. Varsa yoksa her şeyin içinde siyaset arama eğilimindedir çoğu.

Çocukluğumda ve ilk gençlik yıllarımda dere yataklarından killi çamur toplar, küçük heykelcikler yapardım.

Kerpiç evlerinden kopan kireç tebeşirleriyle de boş bulduğum her duvara, kara asfalta resimler çizerdim.

YDÜ girişimiyle Lefkoşa’ya turizm albenisi kazandıracak bir Resim Heykel ve Sanat müzesi tasarlandığını duyduğumda çok heyecanlanmıştım.

Gittim gördüm bir sanat sever olarak hem gurur duydum hem mutlu oldum. Adı, Lefkoşa Surlar İçi Şehir Müzesi..

Peki mağaralara çizilen hayvan figürlerinden Resim heykel Müzesi seviyesine nasıl geldik bir bakalım.

Kavlak, kuru, verimsiz Digomo tepelerine hayalini inşaa etmeyi başaran Sn. Dr Suat Günsel’i 1995 yılında tanıdım.

YAKINDOĞU Üniversitesi’nin resmî açılış törenine çalıştığım gazeteye haber yapmak için ben gitmiştim. Resmî açılışı KKTC Cumhurbaşkanı kurucu lider Sn. Rauf Denktaş yapacaktı.

YDÜ resmî açılış esnasında, sadece iki blok yaklaşık dört katlı dershane binası ve iki üç fakültelik bölümleriyle resmî eğitim öğretim yılına hazırdı.

İki ayrı köşede, ekilmiş iki hurma ağacı vardı. Açılış için bahçe düzenlemesi yapıldığı belliydi. Ama henüz ne ekilen bahçe bitkileri çiçek vermişti ne de yeni ekilen hurmalar toprağına kenetlenmişti.

İki kırmızı blok, iki eğreti hurma ağacı, Denktaş Bey açılışa; Suat bey de eğitim güzergahında yol almaya hazırdı…

Aradan 25 yıl geçti.

Bugün YDÜ, Her branşta eğitim veren, dünyanın bir çok yerinden şu küçük adaya binlerce öğrenci getiren uluslararası bir merkeze dönüştü.

Lefkoşa’nın en büyük tam teşekkülü Tıp Fakültesi Hastanesi ve Veterinerlik fakültesi de bu devasa kampüs dahilinde.

Neden sadece Tıp Fakültesi Hastanesi ve Veterinerlik Fakültesine dikkat çektiğime gelince:

İlk insan, mağara yaşamı, ilk insanların yaşam devamına olanak tanıyan avcılık ve av hayvanlarının mağaralara çizilen resimleri, ilk sanat eserleridir..

Toplumsal yaşam içgüdüsüyle yaratılan insan sonraları heykeli tapınmak için değil, geçmişi geleceğe taşımak maksatlı el sanatı marifetiyle üretmiştir..

İlk insan, mağara, mağaralara çizilen hayvan resimleri, Tanrı heykellerden bu güne ulaşmak ve geleceğe taşıma gayesi.

Kıbrıs mikro-milliyetçi, güya sosyalist, ırkçı sanatseverler YDÜ Surlar İçi Şehir Müzesi’ni neden mi istemiyor veya sokağa konan Boğa heykeline neden mi boğa öfkesi ile saldırdı?

Yanıtlayalım efendim.

Bu sanat dehası heykeller YDÜ’ne bağlı Kıbrıs Modern Sanat Müzesi eğitim atölyelerinde yapılmış eserler.

Söz konusu metal boğa heykeli de Ukraynalı bir sanatçı tarafından, atık metal parçacıkların bir araya getirilmesiyle yapılmış.

Diğer eserler ise Türk dünyasından YDÜ’ne eğitim vermeye veya almaya gelen kendi branşlarında usta sanatçılar tarafından tasarlanmış.

Gelelim işin can damarına.

Kıbrıslı asol sahte sanat sevicilerinin esas karın ağrısı ne?!!

Bu hırs ve gazla sözde SOSYALİST LTB Belediye başkanlığı ve yandaş sanatçı ve sanat sevicileri alelacele.. Lefkoşa sokakları sanat eseri heykelleriyle süslenecekse bu projeyi biz sahiplenir, menfaatinden de biz faydalanırız psikolojisinden hareketle..

Akdeniz Avrupa Sanat Derneği (EMAA) ile 6 adet heykel için işbirliği protokolü imzalamış.

Ne var yani bunda diyerek konuyu anlamayanlar için özetleyeyim:

Dev park projesini hayata geçirme hikayesiyle (ki hala öyle bir park yok) seçimi iki dönemdir kazanan Sol Belediye Başkanı, ikinci döneminde olmasına rağmen.. Devasa park hayali bir yana, çevre düzenlemesi sıfır olan, mevcut parklara heykel kondurmaktan dem vuruyor.

Yani, kel başa altın tarak tasarlatıyor.

Neyse, işin özü:
Lefkoşa Belediyesi mevcut Başkan ve avanelerinin derdi ne çevre, ne estetik, ne de de sanat. Varsa yoksa siyaset, politika lafı güzaf cazgırlığı.

Müslüman YDÜ’nün finanse ettiği heykeller Şeytanın ruhunu. Hristiyan AB’nin finanse ettiği heykeller Meleklerin ruhunu temsil ediyordur kesin. Yoksa ne sakıncası olabilir.

Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelip Kıbrıs’ta heykel ve sanat üreten Türk sanatçıların eserleri haram. AB finansörlüğüyle kendini Kıbrıslı Türk yerine “Kıbrıslı” olarak bilen ve tanıtan sanatçıların eserleri helaldir bizim Kıbrıs’ta

Son sözüm:
Her zaman yaptıkları gibi, Kıbrıs’ın güya sosyalist, sözümona enternasyonal, işine geldiği gibi sanat ve insancıl asolu sanatta da ırkçılık ve mikro-milliyetçilik yapıyor;
işin özü bu.

Ha bu arada, sadece heykel her konuda sponsorlarımız vardır bizim. Sağın sponsoru TC. Solun sponsoru AB’dir. Herkesin sponsor ve siyasi tercihine saygıyla.

Peki bu hikayenin esasadamı olan Dr. Suat Günsel Hoca’mızın suçu günahı ne ki asolun saldırısına uğrayıp, Resim Heykel Müzesi sabote edilip iş yokuşa dürülüyor diye sorarsanız.

Çünkü Suat Hoca Kıbrıs Türk halkına Türkiye Cumhuriyeti ile ve Anadolu halkı ile daha derinden kenetlenme çağrısı yapmıştır da ondan.

Çünkü bizim bir kısım ırkçı asollar Hıristiyan emperyalizmine aşık ve düşkündür.

Yüce mevlam bizi Melek görünümlü şeytanların şerrinden korusun.
Amin.

Related Articles

Ajans Cyprus