Serbest Piyasa Ekonomisine Müdahale Etmek Çok Sakıncalıdır
Date Added: 30 Aralık 2020, 15:54

1974 Barış Harekatı sonrası, Kuzey Kıbrıs kendine uygun bir ekonomik model ararken, iki farklı görüş ortaya çıkmıştı. Türkiye’de ve de eski Soviet Sosyalist Cumhuriyetlerinde yaygın olarak uygulanan ‘Planlı Ekonomi’ye geçilsin’ savunucuları vardı. Bu görüşü savunanlar, Türkiye’de iktisat eğitimi alanlardı.  Bu sistem Komünizmden esinlenerek piyasanın Devletçi bir yöntemle yönetilmesi ve kurulacak Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) ile piyasaya mal ve hizmet sağlamayı, fiyatları da, Devlet’in belirleyeceği bir sistem öngörmekteydi. Diğer grupta ise, başını Özay Mehmet, Özalp Sarıca ve Nail Asaf’ın çektiği, serbest piyasa ekonomisi savunucularıydı. Bu kişilerin eğitimleri London School of Economics, Colombia Üniversitesi gibi Nobelli iktisatçılar yetiştiren üniversitelerdi. O dönemde, Özalp Sarıca 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Merkez Bankası Başkan yardımcısı, Özay Mehmet ise, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Economic and Labor Planning Departmanı’nda Senior Economist olarak çalışan iktisatçılarıydı. Rahmetli Cumhurbaşkanımız Denktaş Bey ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ileri gelenleri, Kıbrıs’ın Kuzeyi için en uygun modelin ‘Devletçi’ bir ekonomik model olduğunu uygun görmüşlerdir. KİT’ler kuruldu. Herkese iş yaratma öncelikti. Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu ve Federe Hükümet 1977 yılında Mal ve Hizmetlerin denetlenmesi ile ilgili bir mevzuat çıkararak yürürlüğe koydu.

*****

ETİ, K. T. Turizm İşletmeleri, Cypruvex, KIBET, SÜTEK, TÜK, Kıbrıs Türk Denizcilik İşletmeleri, BRTK, KTHY, AYKO, Ankara Möble ve daha diğerleri hep böyle çalıştırıldı. Bu kurumlar, Devletçi anlayışla yönetildikleri ve uluslararası rekabet ortamına uyum sağlayamadıkları için teker teker zarar eden batık kurumlar haline getirildiler. Sonunda da birçoğu tasfiye edildi, işsizler ordusu yaratıldı.  Oysa, Özay Mehmet’in, Özalp Sarıca’nın ve Nail Asaf’ın önerileri dikkate alınmış olsaydı, bugün serbest piysas ekonomisini nasıl daha rekabetçi durumda uygulayabilirizi tartışıyor olacaktık.

*****

1980 Askeri darbesinden sonra Türkiye’de Turgut Özal hükümeti kuruldu ve dışa açık liberal ekonomi politikaları uygulanmaya başlandı. Anavatanımız Türkiye ile entegre bir ekonomi programı yürüttüğümüz için, bizde de daha liberal bir ekonomik yapıya geçildi. Bugün  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ‘Serbest Piyasa Ekonomik Sistemi’ vardır.  Devletimiz kamu hizmetlerinin halkımıza bedava götürülmesi için elinden gelen her türlü imkanı ve desteği sağlamaktadır. Ancak, son 30-40 yıldır ülkemiz KKTC’de uygulanan ekonomik sistem ‘Serbest Piyasa Ekonomik Sistemi’dir’. Serbest piyasada fiyatlar piyasa koşullarınca oluşmakta, tüketiciler rekabet koşullarında belirlenen şartlarda tüketim eğilimlerini kendi tercihlerine göre serbestçe ve özgürce yapabilmektedir. Bu sisteme Devlet’in yürütme kanadı erkiyle müdahale edilmesi son derece sakıncalıdır. Hükümetlerin fiyat mekanizmasına müdahale girişimleri piyasanın rekabet koşullarının bozulmasına ve piyasanın çöküşüne yol açacak tehlikeler içermektedir. Ekonomi Bakanlığı’nca, 1977 tarihli tüzüğün (2008’de en son değiştirilmiş haliyle)  temel ihtiyaç malları da dahil olmak üzere, ithal mallarının satış fiyatlarına müdahale etmesi ve de narh koyması (üst fiyat belirlemesi), piyasanın rekabet temelli yapısını bozmasının yanında, piyasada aracı olan tedarikçi, bayi ve satıcıların zarar görmesine neden olacaktır. Böylelikle, piyasa paydaşlarının da zarar görmesine ve dolayısıyla bu paydaşlar da çalışanların dolaylı olarak zarar görmesine neden olacaktır.

*****

KKTC’de ucuzluk yaratma, fiyat istikrarı sağlama ve gereksiz enflasyon yaratıcı önlemleri almayı murad eden bu girişimi, yine serbest piyasa koşullarına bırakmayı önermek, serbest piyasa ekonomisinin en temel koşuludur. Burada atılması gereken en öncelikli adım, piyasada pahalılık yaratan ve devlet eliyle ithal mallara konan yüksek vergi ve fonları gözden geçirmektir. Piyasada rekabet bozucu unsurları tespit edip, Serbest Piyasa ekonomisinin kurumlarıyle rekabet bozucu unsurları ortadan kaldırmaktır. Örneğin Rekabet Kurumu, ya da Anti-Dumping gibi kurumlar devreye girmeli ve rekabeti oluşturacak koşulları yeniden tesis etmektir.

****

Rekabet sistemi ve serbest piyasanın görünmez el kuramı, piyasadaki fiyatların yeniden piyasada kabul gören denge fiyatlara gelmesini sağlayacaktır. Esas maliyet yaratan bir başka konu da, enerji maliyetlerinin aşırı yüksek oluşudur. Elektrik tekeli nedeniyle enerji maliyetleri çok yüksektir. Akaryakıt, dünya petrol fiyatlarına göre ülkemizde aşırı yüksektir. Bunun dışında özel iletişim vergisinin çok yüksek olması da, ayrıca pahalılık yaratan önemli bir kalemi oluşturmaktadır. Hükümetin ilk hamlede bu üç konuda adım atması ve esas pahalılık yaratan enerji, iletişim ve akaryakıt fiyatlarını düşürmeye yönelik müdahalesi olmalıdır. Dünya akaryakıt fiyatlarında son 3 yılda muazzam düşüşler yaşanmıştır. Brent Petrol varil başı fiyatları 120 ABD dolarından 50 ABD dolarına gerileyerek piyasaların canlanması için fırsatlar doğmuştur. Piyasada ithal mallara devlet eliyle müdahalede bulunmak, bir süre sonra bazı malların kıtlaşmasına, alternatif ürün çeşitliliğinin yok olmasına, rekabet ortamının daha da bozulmasına, işşizlik oranının yükselmesine ve en önemlisi de, Güney Kıbrısa ticaret kayması etkisi yaratmasına neden olacaktır.

*****

Serbest Piyasa’da Rekabet ekonomisinden uzaklaşmak, KKTC gibi küçük ölçekli ada ekonomisine büyük ve tamir edilemeyecek yaralar açacaktır.