Yazı Detayı
20 Şubat 2019 - Çarşamba 16:39 Bu yazı 1454 kez okundu
 
Aziz ve Muhterem Devletimiz…
Yrd.Doç.Dr.Ediz Tuncel
ediztuncel@yahoo.com
 
 

Aziz ve muhterem devletimizin gündemini işgal eden, aciliyet arzeden  meşguliyetlerine ve bu meşguliyetlerin diğer konulara göre önceliklerine baktığımızda sıralama gerçekten çok mühim ve gerçekten de dikkate değer:

  1. Kürtajı yasal olarak 10 haftadan 12 ya da 14 haftaya çıkaralım, istenmeyen gebeliklere son verelim!

 

  1. Askere gitmek istemeyen, eline silah almak istemeyen vicdani retçilerimiz var, hepsi itti bitti gitti, bu meseleye acilen bir çözüm bulmamız lazım!

 

  1. Sabıkası olmayan gece kulübü çalıştırabilir, çaktırmadan kadın pazarlayıp vergisini de devlete ödeyebilir, devlet bu iğrençliğe “taraflar” aziz ve muhterem devletimizin yasalarına uyduğu sürece hiçbir sorun yok, al gülüm ver gülüm şeklinde saadet zincirimiz devam edebilir, aksi takdirde,  vatandaşın sabıkası varsa, gece kulübü çalıştıramaz!

 

  1. Ne olacak bu Kıbrıs meselesi, her kafadan bir ses, kimi federasyon diyor kimisi yaşasın KKTC diyor, kimisi de (örneğin Kudret Özersay) ne birini ne de ötekini savunmuyor, sadece Rumu uzlaşmazlıkla suçluyor, ancak kendi fikrini de asla ortaya koymuyor, hem İsa’ya hem de Musa’ya yaranmanın yollarına bakıyor, dengeleri idare etmeye çalışıyor…

 

Peki memleketin esas sorunları neler?

  1. Eğitim sisteminde çaresi olan sıkıntılar, ki bu sıkıntıların temel sebebi ülkeyi ve eğitimi yönetenlerin acizliği ve beceriksizliğidir.

 

  1. Sağlık sistemindeki sıkıntılar, ki bu sıkıntıların temel sebebi nüfusu belli olmayan bir ülkede kısa, orta ve uzun vadede sağlık planlamaları yapılamamasıdır.

 

  1. Ulaştırma ve trafikte yaşanan ölümcül sorunlar, sıkıntılar, ki bu sorunların temel sebebi yine devleti yönetenlerin beceriksizliği ve sorumsuzluğudur.

 

  1. Ekonomik yönden giderek daha büyük bir batağa saplanılması, giderek daha çok tüketim toplumu haline gelmek, üretimin giderek daha kısıtlı ve sınırlı hale gelmesi, toplumun genelinin gelir düzeyinin giderek daha da azalması, devletinse sırf maaşları ödeyebilmek adına halkı soyup soğana çevirmesi.
  2. Sorma gir hanı haline gelen ülkedeki asayiş sorunu, akla hayale gelmeyecek suç türleri ve oranlarındaki akla hayale gelmeyecek artışlar, ki bunların da temel sebebi ülkeyi yönetenlerin beceriksizliği ve acizliğidir.

 

  1. Uyuşturucu belasının artık ülkenin her köşesine yerleştiği gerçeği, ki bunun da temel sebebi yine ülkeyi yöneten siyasi erkin basiretsizliğidir, beceriksizlğidir.

 

  1. Kara para aklama sistemlerinin envai türünün ülkeye iyice yerleşmiş olması, dolayısıyla ülkenin bir mafya ve haydut yatağına dönüşmesi.

 

  1. Genel olarak siyaset anlayışının artık tam anlamıyla kokuşmuş olması.

 

  1. Ülkenin sığınılacak tek liman olan ve herşey yıkılsa bile güvenilebilecek tek kurum olarak ayakta kalması gereken adalet sisteminin hareket alanlarının daralması, kör topal, ağır aksak işlemesi, altyapısının giderek daha sorunlu hale gelmesi,  artık bazı yasaların çağdışı kalması, sistemin tamamen tıkanma noktasına doğru gitmesi, bazı durumlarda, yasalar çerçevesinde değil de insiyatif çerçevesinde alınan ve kamu vicdanına tamamen ters düşen kararlar neticesinde adaletin adaletsiz bir görüntü sergilemesi, alt mahkemelerde alınan kararların nerdeyse yarısının çeşitli sebeplerle üst mahkemelerde bozulmasıyla mahkemelere duyulan güvenin giderek daha çok sarsılmaya başlaması, siyasi erkin de işine gelmeyen mahkeme kararlarına uymayarak, adalet ve hukuk sistemini kasten ve bilinçli şekilde baltalaması.

 

  1. Ülkede ve halk arasında genel olarak huzurun bozulmuş olması, ülkede ganimet ve sömürü düzeninde hiçbir düzelme olmaması, ülke kaynaklarının sadece mutlu bir azınlığın sömürüsüne verilmesi.

 

On tane sorun yeter mi!

Aslında bu liste değil on, yüz, hatta bin bile olabilir, ama genel olarak bu kadarı yeter…

İdareyi elinde bulunduran siyasi erk ne yapıyor, önceliği ne?

 

Uçkuruna sahip olamayanların istenmeyen çocuklarını katletmek için yasal kılıf uydurmaya çalışıyor!

 

Yaşadığı ortamdan bihaber numarasına yatıp da kendini alemin “insancılı” diye pazarlamaya çalışan ödlek tayfasının askere girmemesi için abuk subuk işler peşinde koşturuyor!

Pezevenklik yapmanın yasal kıstasları neler olmalıdır, bunlarla uğraşıyor!

Peki başka?

Bir de, memurların düşüncelerini ifade etmek özgürlüğünü kısıtlamakla uğraşıyor.

Neymiş efendim, “Kamu görevlileri, bağlı bulundukları kurumca yetkili kılınmadıkça kurumlarının hizmet politikası veya hizmetlerin yürütülmesiyle ilgili olarak ve/veya kurumu ile ilgili yanıltıcı bilgi vererek olumsuz etki yaratacak şekilde basın ve yayın organları ve/veya elektronik haberleşme araçları, sosyal medya aracılığıyla yazılı veya sözlü bilgi ve demeç veremezmiş”…

 

Hade ordan!!!

Lafta demokratik bir yönetimle yönetildiğimizi biliyoruz da Gestapo tarafından yönetildiğimizi bilmiyorduk, öğrenmiş olduk!

 

Pek ama, aziz ve muhterem devletimin Gestapo özentisi yöneticileri, siz şu noktaları hiç akıl etmediniz mi;

 

  1. Ala güzel, kamu görevlisi bağlı bulunduğu kuruma yönelik olarak şunu bunu yapamaz diyorsunuz, peki ama Memur A, bağlı bulunduğu zırt bakanlığıyla ilgili olarak değil de pırt bakanlığıyla ilgili yorum yaparsa, bilgi verirse, demeç verirse, bu da hoşunuza gitmezse ne olacak!!!...Bu sefer de hiçbir devlet görevlisi idare ile ilgili hiçbir konuda yanıltıcı veya olumsuz açıklama, yorum filan yapamaz mı diyeceksiniz!!!

 

  1. Kamu görevlilerinin yapacağı açıklamaların, vereceği bilgilerin olumsuz veya yanıltıcı nitelikte olduğuna kim nasıl karar verecek? Bilgi sana göre yanlış, bana göre doğru olabilir, veya tam tersi de olabilir, bilginin mahiyetinin ne olacağına, neye göre algılanacağına, bu algının suç kapsamına nasıl sokulacağına, kim nasıl karar verecek!!!

 

Şimdi bir zahmet oturun, dersinizi baştan çalışın, doğmamış çocukların hayat hakkını da gasbetmeyi bir tarafa bırakın, onca sorun dururken kaybettiğiniz insanlığı ve insanlık onurunu geri kazanmaya bakın…

 
Etiketler: Aziz, ve, Muhterem, Devletimiz…,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
30 Mayıs 2020
Yenisinin etkisi azalmış!
579 Okunma.
10 Mayıs 2020
Maskeli Balolu Korku Filmi…
1496 Okunma.
29 Nisan 2020
Yanlış hesap mezarlıkta biter…
880 Okunma.
15 Nisan 2020
Diktatörlerin dünyası ve diktatör virüs
1053 Okunma.
11 Nisan 2020
Sen gidi seniiiii!!!
814 Okunma.
05 Nisan 2020
NBC ve anılarda Komutan Tahsin Ataizi
689 Okunma.
03 Nisan 2020
Bizi bekleyen “Büyük Değişim”
601 Okunma.
30 Mart 2020
Cehalet, pislik, hastalık ve din sömürüsü
1045 Okunma.
25 Mart 2020
Korona Çorbası...
1449 Okunma.
17 Mart 2020
7. yaşında “doğruluk”… Ve hakettiğimiz!
1860 Okunma.
12 Mart 2020
Şu bizim “emperyalist” virüs…
1349 Okunma.
08 Mart 2020
Kabus bitti gibi, ama dahası var…
1354 Okunma.
29 Şubat 2020
BOP’un son perdesi…
1524 Okunma.
24 Şubat 2020
Cumhurbaşkanlığı seçim tiyatrosundan sahneler…
874 Okunma.
30 Ocak 2020
Adam gibi bir işi yapamadınız gitti!
2048 Okunma.
21 Ocak 2020
Kızımın anlayamadıkları, Salamis Krallığı’nın tuvalet derdi…
749 Okunma.
17 Ocak 2020
KKTC Turizminin tuvalet rantı!
379 Okunma.
01 Ocak 2020
Şaka Gibisiniz!
579 Okunma.
04 Aralık 2019
Atıcılık Federasyonu Bataklığı
2105 Okunma.
19 Kasım 2019
İki canavar arasında kalmak
591 Okunma.
07 Kasım 2019
Yazık ki ne yazık...
856 Okunma.
30 Eylül 2019
“İki” Başbakan Tatar
1370 Okunma.
17 Eylül 2019
Yine Becerdik…
908 Okunma.
30 Ağustos 2019
Satranç Tahtası ve “Uyuyan Güzeller”
2088 Okunma.
23 Ağustos 2019
Daha Başlamadan Akıncı 1 – Diğer Adaylar 0
994 Okunma.
29 Temmuz 2019
Biz Uyurken…
1330 Okunma.
04 Temmuz 2019
Üniversiteleri Nasıl Batırırız ve Sevgili Füzemiz!
449 Okunma.
30 Haziran 2019
Mafyanın Polis “Sevgisi”, Uluslararası Dengeler...
356 Okunma.
29 Haziran 2019
Bozuk Oyunlar, Oyunbozanlar!
310 Okunma.
23 Haziran 2019
“Yeni Dünya” Yaratılırken Bizim Kavgalarımız
385 Okunma.
14 Haziran 2019
Polisi Bırak, Aynada Yüzüne Bak!
439 Okunma.
11 Nisan 2019
Poliste Organize İşler...
988 Okunma.
09 Nisan 2019
Bir Kültür-Sanat Fırtınasının Düşündürdükleri...
517 Okunma.
20 Mart 2019
Göbek Ataraktan Işgal Protestosu ve “Katliam Anatomisi”…
628 Okunma.
19 Şubat 2019
Özersay’ın Sandalyesi, Akıncı’nın Serzenişleri…
605 Okunma.
24 Kasım 2016
YÖDAK Maskaralığında Sona Doğru...
258 Okunma.
Haber Yazılımı