Yazı Detayı
29 Haziran 2019 - Cumartesi 00:28 Bu yazı 349 kez okundu
 
Bozuk Oyunlar, Oyunbozanlar!
Yrd.Doç.Dr.Ediz Tuncel
ediztuncel@yahoo.com
 
 

Yaklaşık 15 ay süren 4’lü koalisyon fiyaskosunun sonunda Kudret Özersay ve HP’si koalisyondan çekildi diye oyunbozanlıkla suçlandı.


Yazılarımı takip edenler bilir, Kudret Hoca’yı hiçbir zaman samimi bulmadım, hatalarını gerekçelerini de ortaya koyarak eleştirdim.


HP’nin dörtlü koalisyondan çekilmesinin arkasındaki gerekçe veya gerekçeler ne olursa olsun, günün sonunda 4’lü koalisyon oyunu zaten bozuktu.


Tek mesele, önce kimin cesaret edip de bu oyunu hepten bozacağıydı.
Bunun da Kudret Özersay olacağını ta başından yazdık, söyledik, o da “canınız çeker” dedi ve günün sonunda “yapmayacağım” dediği birşeyi yine “yaptı”.
Bunun için eleştirilebilir, ancak işin bir de diğer yüzü var ki, eğer bu olaya tek yönüyle değil de her yönüyle bakarsanız, yaptığını haklı bile görebilirsiniz.


4’lü koalisyon hiçbir yönüyle verimli bir hükümet değildi, iktidara geldiği anda yaptığı tek şey tarihte görülmemiş zamlarla halkı soyup soğana çevirmek, sadece maaşları ödemeye odaklanmak oldu, yapılması gereken birçok şey de yapılması gerektiği şekilde kesinlikle yapılmadı.


Sırf bu bile o koalisyonun bitmesi için yeterli bir sebeptir.
Özersay’ın oyunbozan sandalyesine oturtulmasından hemen sonra ise Anastasiadis ile yaptığı gizli görüşme ortaya çıktı, adına sosyal yemek dendi, ama kimse “yemedi”...


Özersay bir kez daha, üstelik de topu topu iki haftalık bir süre içinde, “oyunbozan” sandalyesine oturtuldu.


Anastasiadis de bunun böyle olması için elinden geleni ardına koymadı, önce Özersay’ın tezgahın içine çekilmesine taraf oldu, sonra da medyada ve siyasette linç edilmesi için yangına benzini döktü...


Anastasiadis’in çok akıllı, hatta şeytani derecede akıllı bir politikacı olduğunu, bugüne kadar gelmiş geçmiş Rum politikacıların ve başkanların içinde en akıllısı, hatta şeytani derecede en akıllısı olduğunu ve bizimkilerin topunun bile onunla baş edemeyeceğini, onunla ancak onun düşündüklerini, planladıklarını anlayacak birinin baş edebileceğini defalarca yazdım ve söyledim.


Özersay’ın iki haftalık bir süre içinde iki kez oyunbozan sandalyesine oturtulması bir tesadüf mü, yoksa ustalıkla planlanan bir oyunun bir parçası mı!!!


Tesadüflere inanmayı çoktan bırakan biri olarak, kapı arkasında birtakım danışıklı dövüşlerin yapıldığını ve farklı varyasyonlara sahip farklı tezgahların hazırlandığını düşünüyorum.


Burada bir toplum mühendisliği var, bir algı operasyonu var, bütün bunlar da farklı noktalara örümcek ağları gerilerek yapılıyor,  bu çok açık ve net.


Kıbrıslı Türkün kafasında birtakım kavramlar oluşturulmaya çalışılıyor.


Özersay da farkına bile varmadan tıpış tıpış örümcek ağlarının içine kapılıyor.
Cumhurbaşkanlığı makamı dahil, kendine bazı hedefler ortaya koymuş olsa da, artık aşırı derecede huzursuzdur, hedef tahtasının ortasındadır, sıkışmış durumdadır ve sıkışık durumda olunca, daha fazla hatalar yapması beklenmektedir.
Bu tip “oyunlara” baktığınızda, hedefin ne olduğu açık ve nettir, Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yoktur, benzer oyunları siyasette defalarca gördük ve görmeye de devam edeceğiz.


Apaçık şekilde tavşana kaç, tazıya tut oyunu oynanıyor.


Bu noktada, eğer Özersay hata yapmaya devam ederse, kılı kırk yarmadan kendini zora sokacak hamleler yapmaya devam ederse, sadece kendi değil, tüm toplum kaybetmeye devam edecek...


UBP ve Başbakan Ersin Tatar ise, bu kaotik ortamda gayet serinkanlı, temkinli, sessiz ve derinden gidiyor, özellikle Başbakan Tatar gerekmedikçe ortaya çıkıp boş boş konuşmuyor, “bol bol kulağa hoş gelen laf salatası yapayım da biraz popülizm olsun” derdine düşmüyor...


Özersay ne kadar kırılgan bir zeminde olduğunun farkında olmasa da, (olsaydı özellikle Anastasiadis’in golünü yemezdi), Tatar yılların verdiği deneyimle ve ekonomist olmanın getirdiği bilgiyle, şu andaki ortamın tam bir kaos ortamı olduğunun, yapılacak en ufak bir hatanın bedelinin siyaseten ve toplumsal olarak ağır olacağını biliyor, rolünü kılı kırk yararak oynuyor.


Hatta, ortağının hatalarını da eleştirilmek üzere toplum önüne atacağına, akıllıca manevralarla dolaylı olarak kapatıyor.


Son birkaç haftalık sürece baktığımızda bu durum açık ve net.
Önemli olan,  bu kaotik ortama bu koalisyon kalıcı çözümler üretebilecek mi sorusunun cevabıdır!
.......................
Türkiye’de tam bir kaosa dönüşen seçim süreci en nihayet son buldu.
Ancak son bulurken son noktayı YSK koymadı, Binali Yıldırım koydu.
Belli ki o da bu süreçten fena halde bunalmıştı ve istemeden girdiği bir süreç içinde girdaba kapılmıştı.


Sandıklar açılıp da sonuçlar ortaya çıkmaya başlayınca, şak diye İmamoğlu’nun kazandığını açıkladı ve daha fazla polemiğe fırsat vermeden işi bitirdi.
Doğrusu da buydu, aksi takdirde Türkiye bir kriz ortamına sürüklenecekti ve insiyatif elden çıkacaktı.


Tüm Türkiye’yi boydan boya saran belediye seçim sürecinde, aslında tek bir kazanan var, o da Ekrem İmamoğlu...


Düne kadar adı bile duyulmayan, bilinmeyen bir siyasetçi olarak bugün adı sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada bilinir hale geldi...


Ancak Türkiye için durum çok farklı...
Türkiye’nin siyaset arenasında İmamoğlu’nun adı tüm siyasi partilerin ve CB Erdoğan’ın da önüne geçti.

Bu noktadan sonra artık Türkiye’nin kaderini belirleyen siyasetçi pozisyonunda iki isim var, Ekrem İmamoğlu ve Recep Tayyip Erdoğan...
Peki ama bundan sonra ne olur?


Açık ve net şekilde söyleyim, önümüzdeki kısa dönem içinde, Türkiye bir taraftan bölgedeki yeni güç dengeleriyle uğraşır ve taraf olurken, diğer taraftan  bu iki siyasetçinin kıyasıya iktidar savaşına şahit olacağız.


İstanbul seçiminin bitmesiyle sadece fırtına öncesi sessizlik yaşanıyor...

 
Etiketler: Bozuk, Oyunlar,, Oyunbozanlar!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
03 Ağustos 2020
Seçimler, reklamlar, gerçekler, zerdaliden düdük…
213 Okunma.
14 Temmuz 2020
KKTC’nin ultra çakma solcuları ve insanlık
796 Okunma.
10 Temmuz 2020
Polisin eline sağlık...
1166 Okunma.
06 Temmuz 2020
Göz göre göre…
344 Okunma.
05 Temmuz 2020
Mizansen ve kağıttan kaplancıklar
441 Okunma.
29 Haziran 2020
“Din” kavramının yeni dünya düzeninde bitişi ve bir avukatın vurguları
765 Okunma.
21 Haziran 2020
Siyasi İntihar
1196 Okunma.
30 Mayıs 2020
Yenisinin etkisi azalmış!
2343 Okunma.
10 Mayıs 2020
Maskeli Balolu Korku Filmi…
1581 Okunma.
29 Nisan 2020
Yanlış hesap mezarlıkta biter…
985 Okunma.
15 Nisan 2020
Diktatörlerin dünyası ve diktatör virüs
1137 Okunma.
11 Nisan 2020
Sen gidi seniiiii!!!
897 Okunma.
05 Nisan 2020
NBC ve anılarda Komutan Tahsin Ataizi
796 Okunma.
03 Nisan 2020
Bizi bekleyen “Büyük Değişim”
646 Okunma.
30 Mart 2020
Cehalet, pislik, hastalık ve din sömürüsü
1100 Okunma.
25 Mart 2020
Korona Çorbası...
1510 Okunma.
17 Mart 2020
7. yaşında “doğruluk”… Ve hakettiğimiz!
1919 Okunma.
12 Mart 2020
Şu bizim “emperyalist” virüs…
1403 Okunma.
08 Mart 2020
Kabus bitti gibi, ama dahası var…
1415 Okunma.
29 Şubat 2020
BOP’un son perdesi…
1574 Okunma.
24 Şubat 2020
Cumhurbaşkanlığı seçim tiyatrosundan sahneler…
919 Okunma.
30 Ocak 2020
Adam gibi bir işi yapamadınız gitti!
2103 Okunma.
21 Ocak 2020
Kızımın anlayamadıkları, Salamis Krallığı’nın tuvalet derdi…
827 Okunma.
17 Ocak 2020
KKTC Turizminin tuvalet rantı!
436 Okunma.
01 Ocak 2020
Şaka Gibisiniz!
639 Okunma.
04 Aralık 2019
Atıcılık Federasyonu Bataklığı
2166 Okunma.
19 Kasım 2019
İki canavar arasında kalmak
632 Okunma.
07 Kasım 2019
Yazık ki ne yazık...
898 Okunma.
30 Eylül 2019
“İki” Başbakan Tatar
1424 Okunma.
17 Eylül 2019
Yine Becerdik…
970 Okunma.
30 Ağustos 2019
Satranç Tahtası ve “Uyuyan Güzeller”
2140 Okunma.
23 Ağustos 2019
Daha Başlamadan Akıncı 1 – Diğer Adaylar 0
1046 Okunma.
29 Temmuz 2019
Biz Uyurken…
1377 Okunma.
04 Temmuz 2019
Üniversiteleri Nasıl Batırırız ve Sevgili Füzemiz!
501 Okunma.
30 Haziran 2019
Mafyanın Polis “Sevgisi”, Uluslararası Dengeler...
433 Okunma.
23 Haziran 2019
“Yeni Dünya” Yaratılırken Bizim Kavgalarımız
437 Okunma.
14 Haziran 2019
Polisi Bırak, Aynada Yüzüne Bak!
483 Okunma.
11 Nisan 2019
Poliste Organize İşler...
1054 Okunma.
09 Nisan 2019
Bir Kültür-Sanat Fırtınasının Düşündürdükleri...
567 Okunma.
20 Mart 2019
Göbek Ataraktan Işgal Protestosu ve “Katliam Anatomisi”…
693 Okunma.
20 Şubat 2019
Aziz ve Muhterem Devletimiz…
1529 Okunma.
19 Şubat 2019
Özersay’ın Sandalyesi, Akıncı’nın Serzenişleri…
655 Okunma.
24 Kasım 2016
YÖDAK Maskaralığında Sona Doğru...
305 Okunma.
Haber Yazılımı