Yazı Detayı
07 Ekim 2020 - Çarşamba 17:54 Bu yazı 1510 kez okundu
 
Ekonomik Kriz Gölgesinde Seçim ve Olası Hükümet Senaryoları
Prof.Dr. Vedat Yorucu
vyorucu@hotmail.com
 
 

Döviz krizi, hem Türkiye’de, hem de Kuzey Kıbrıs’ta halkımızı perişan etmiştir. Dolar, Euro ve Sterlin aldı başını gitti. Sterlin 10 TL’yi aşarken, Euro 9.30 TL, Dolar da 7.85 TL’den işlem görüyor. Döviz düşer mi? Pek olası değil. Neden değil? Çünkü, Türkiye’ye ne doğrudan yabancı sermaye akışı var, ne de sıcak para girişi yaratacak yabancı turist akışı var. Peki bu duruma dayanabilecek güç var mıdır? Maalesef Merkez Bankası Rezervleri 42 milyar Dolar’ın altına indi. Dayanacak gücü yok denebilir. Peki nasıl engellenebilir dövizin ateşi? Dövizin düşmesi için TC Cumhuriyet Merkez Bankası faiz gösterge oranını en az yüzde 6 gibi  (600 baz puan) hissedilir oranda arttırmalıdır. Böylece, hazine bonosu alımları cazip olabilir, yabancı fonlar Türkiye’ye gelebilir.  Bu durum mümkün müdür? Mümkün olsa bile, enflasyon baskısı nedeniyle karar alıcıları bu konuda adım atmamakta kararlı. Bir süre daha döviz artmaya devam edecektir.

***

Bizde ise, Pazar günü sandık başına gidilecek. Adaylar arasındaki seçim yarışı kızıştı. Kapalı Maraş’ın sahil şeridinin halka açılmasını eleştiren adaylar var. Bu konuda adımın yalnış atıldığını yorumlayan adaylar da var. Kimine göre olumlu, kimine göre olumsuz. Peki sahil şeridi kapalı mıydı? Aslında değildi. Yıllardır Derinya’dan geçerek kapalı Maraş’ın denizinde yüzmeye giden on binlerce insan vardır. GKK’nın sivil halka bedavaya açtığı bu alanda denize giriş ve plaj kullanımı mümkündür. Şimdi ise, tellenmiş alanı da tamamen kaldırıp, Gazimağusa’nın denizle tamamen buluşması sağlanacak. Yurt dışından turist beklemek yerine, Güney Kıbrıs’tan da dileyenlerin plajlardan ve kafelerden Euro harcayarak yararlanmalarına imkan tanınabilecek. Belki de yüzbinlerce Rum, Maraş’a akın edecek, işletmeler döviz kazanacak. Mağusa hem öğrenci, hem de Rum ve yabancı turist ile dolacak. Burada olumsuz birşey yok. Neden yok? Derinya kapısının açılması için de çok mücadele edildi. Sol cenah yıllarca mücadele verdi, Sivil İnsiyatif oluşturdu. Sonunda AB finansman sağladı, açılımlar gerçekleşti, yeni bir sınır kapısı daha açıldı. Şimdi sahil de açılacak.

***

 

Gelelim seçimlere etkisine. Bir adayın bu konuda insiyatif üstlenerek rakiplerini devre dışı bırakırcasına öne çıkmış olması, hükümet ortaklarından Halkın Partisi’ni rahatsız etti. Hükümetten çekildiğini açıkladı. Anayasal süreç çalışıyor. UBP Milletvekili Hüseyin Özgürgün 16 aydır mecliste yok. UBP aritmetik olarak bir eksikle temsil ediliyor. CTP’nin de bir üyesi Meclis Başkanı olduğundan, mecliste aritmetikte bir eksik daha varmış gibi. Şimdi Cumhurbaşkanlığı adayları arasından vekil olan birisi makama seçildiği takdirde, bir partinin bir sandalyesi daha boşalmış oluyor. Toplam sayı 47’ye iniyor. Bu aritmetikte sandalye dağılımı dikkate alındığında, ya 4 partili bir hükümet modeli denenir, ki bence çok zor olur, ya da dıştan teknokrat kabine kurulur ve UBP dışındaki partiler güvenoyu verir, ya da UBP-CTP koalisyonu oluşturulur. Bu pandemi döneminde hiçbir parti yıpranmayı göze almaz. Yani hükümette yer almak istemez. Bir üçüncü seçenek de, erken seçim kararı alarak, halkın yetki vereceği partilere seçim sonrası hükümet kurma görevi verilmiş olunur.

***

 

Tüm bunların arakesitinde, bir de referandum oylaması var. Anayasanın yargıç sayısını düzenleyen ve gördüğüm kadarıyla toplumun geniş kesiminden destek gören bir oylama yapılacak. Bu konuda yapılan değişiklik önerisine önemli oranda destek oyu çıkacağı algısı hakim. Yargıçlarımızın görev sürelerinin ve emekliye çıkma yaşlarının uzatılacak olması bence de olumlu. Mahkemelerin daha rahat çalışması hiç kuşkusuz adaletimize, hukukumuza ve demokrasimize hizmet edecektir.

 
Etiketler: Ekonomik, Kriz, Gölgesinde, Seçim, ve, Olası, Hükümet, Senaryoları,
Yorumlar
Haber Yazılımı