Yazı Detayı
10 Ekim 2020 - Cumartesi 12:59 Bu yazı 2087 kez okundu
 
Seçim Öncesi Son Tangolar
Talat Ürer
talat1967urer@gmail.com
 
 

Yıllardır Kıbrıs Türk Halkı kendisini 3 tarafı denizlerle çevrili (Güneyi ayrı değerlendirdiğimden dolayı) hapsetmişliğin ve de tanınmamışlığın getirdikleri, ambargoların uygulanması ve sonrasında iç çatışmalardan (sen-ben) herkesin nemalanmaya çalıştığı bir dönemden geçmesi geçmişi biraz da olsa hatırlatmak için bu cümleler yetti sanırım.

 

Geleceğini bir toplum olarak ekonomik gücü kendi kendini yönetmeye yeterli olmayan ülkeler mutlak surette bağımlılık veya bağların sağlamlaştırılması yönünde adımlar atmak zorunda.

 

Yani “çık git ne seni nede paranı istemiyoruz” nağraları hep zazar verici olmuştur bu topluma ve vermeye de devam etmekte. Bilinmeyen bir denklem haline getirilen toplum yaşantısının zamanla gerçek dışılığı ve hayal dünyasında yaşayan liderlerimiz ile de yürüdük tökezleye tökezleye...

 

Nereye gittiğimiz belli olmadan, yüzümüzü Güneye çevirdik, Avrupa Birliği dedik olmadı, anlaşma dedik olmadı...

 

Tabii ki şimdi bir adayımız var “Aldığımız topraklardan bir kısmını geri verirsek anlaşabiliriz” cümlesini telafuz etmiş. Yıllardır Güneyin dayatmaları ile AB de bir adım ileri atılmasının tıkacı gibi dursa da, tam anlamıyla 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’ ni “Sözde Cumhuriyeti” AB tek taraflı olarak birliğe katmış olması, Kıbrıs Türk Halkının hep adım atmasının önünde durulmasına neden olmuştur. Bu da yıllardan beri gelen anlaşma istmeyişlerinin ta kendisidir.

 

Burada çoban ile yılanın hikayesinden çıkarsama yapacak olursak yılanın çobana son söylediği söz olarak “sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken hiçbir zaman dost olamayız”  bu nu anlamamız gerekmektedir ki “Barış asla olamaz” ancak “Federasyon” denilen hususta “iki ayrı Devlet” koşulundan başka alternatifin olmadığı da apayrı bir olaydır.

 

Doğu Akdeniz ve Karadeniz de gerçekleşen doğal gaz ve petrol aramaları sonrasında artık anlaşılmıştır ki garantörün de Kıbrıs Türk Toplumuna katmak istediği değerleri artırma çabasını “Tanınmışlık” görmezden gelmemek lazım aslında. Bir adım ileri gidememenin cesaretsizliği “pısırık” içinde yüzen toplum, adım atmak için birilerinin bu adımları atarken karşılarında “Çin” seddi gibi bir duvar olduğunun hayal edilmesi ile hep geri adım atılmıştır.

 

Bu gün Türkiye Cumhuriyeti’ nin desteği ile cesatretlenen Türk Toplumu “Hayalet Kent” betimlemesi ile kısmen de açılmış olması, yıllardır nedir ve nasıldır burası diyen topluma görme ve hissetmeyi de yaşatmıştır. Bu toplum artık dışa açılmaya “AÇ”  bu da Turizm, sağlık ve eğitim ile ancak mümkün olabilecektir. Gelişmemişliğin diye bir cümle kullanmak yerine ülkemizde başlatılan eğitim ve sağlık yönündeki “Üniversiteler adası” tabirini daha da ileriye götürme adına yapılan ARGE çalışmaları ve atılan adımları perçinleyen “üretken bir toplumun yeşermesi” diye niteliyorum.Pek yakın zamanda da bunu hep birlikte meyvelerinin yetiştiğini göreceğimize inancım tamdır.

 

Gelelim Cumhurbaşkanlığı seçimine. Toplum yararına olan her bir adımı kabullenemeyenlere herzaman hazımsızlık olarak niteliyorum. Bu toplum böyle olaylara açken bu cesareti gösterenlere pervasızca kullanılan sözleri kınamamak elde değil. Şunu belirtmek isterim ki zamanı belki yanlış ancak; bu kesinlikle yapılması ve atılması gereken adımdı. İşte buna karar vermek lazım. “Cesaret” isteyen bu olaylara karşı sesini pek de fazla çıkaramayan Güney, artık “okun yaydan çıktığının” farkında. Bu hususta geriye dönüş olamaz, olmamalı...

 

Sözlerimin sonunda şunu da belirtmek isterim ki; gelecek hepimizin ve bununda tek başına olamayacağı “finansal” apaçık ortada. Yeterli olamadığımız sürece Garantörlük hakları gereği Türkiye Cumhuriyeti ile “kardeş ülke” olarak  yanyana ve omuz omuza yürümemizin bir gerekliliktir.

 

İşte bu hususu düşünerek seçimlerdeki son tangoları iyi değerlendirmek lazım. Barş çığırtkanlığı ile  artık yürüyemeyeceğimizin farkına varmanın zamanı geldi ve geçti. “Federasyon kaçınılmazdır.”

 

Son söz olarak şunu eklemek isterim ki; mecazi anlamıyla “tek ayakla yaşamın sürdürülebilirliği, protez takılsa da yaşam kalitesini artırmak için çok çaba sarfetmek lazım” o yüzden bir bütün olarak hareket edebilecek ve ileriye “TANINMIŞLIĞA” atılacak adımların önüne tıkaç olacaklarla değil.

 
Etiketler: Seçim, Öncesi, Son, Tangolar,
Yorumlar
Haber Yazılımı