Yazı Detayı
19 Şubat 2019 - Salı 00:35 Bu yazı 1261 kez okundu
 
Yurdum Çıldırmış Olmalı
Doç.Dr.Nazım S.Burgul
nazim.burgul@neu.edu.tr
 
 

İktidar yalakası gazeteciler çok da yoktu o zamanlar; Olanlar da zaten en azından yontulmuştu, abartmazlardı.

“Ne seni, ne de paranı istemiyoruz” deyip de sabahın köründe 13’ncü maaşa salan sendika ağaları da yoktu o yıllarda.

Hayvancıların henüz Başbakan’ın gancellisini yıkmadığı yıllardı.

Elektiriğe 1 yılda toplamda yüzde 93 zam yapılmamıştı hiç.

Muhasebeci de yoktu o zamanlarda zam cinsinden.

Fırsatçılar yanında bazı hırsız marketler ötesi tedarikçiler de yoktu.

Grevlerin bile bir raconu vardı. Zümresel çıkarlar peşinden koşulmazdı.

Toplumsal varoluş geyiği filan da gevelenmezdi yurtseverlik ayağına. Vicdani Red hikâyesi filan da yoktu zira millet doğuştan Mücahid.

Hellim, bolibif, mezar taşı veya kolda serum filan yayımlayacak bir sosyal medyamız da yoktu.

Sofrasındaki ekmeğini paylaşmayan muhteremler de solculuk’tan falan bahsedemezlerdi. Mâlum, Kraliçe’nin STG cinsinden çok da azmadığı yıllardı, acıtmazdı. Amerikan Doları’nın 5,5’i (ki maalesef yakın gelecekte 6,5’a takacaklar) hayalimizde bile tezâhür etmezdik.

Londra’nın Harringay semtindeki bildik Yaşar Halim Market’te molohiyanın yok sattığı yıllardı.

Palmolive filan da yoktu Derviş Atakan’ın bahsettiği arap’sabunu kokulu zamanlardı. Daha New Yorkun İkiz Kulelerine çakmamışlardı;

San Antonio Spurs’un ikiz kuleleri Amiral ve Tim’in ha’bire double double yaptığı yıllardı. T

atillerde Ankara’dan Kıbrıs’a gelmek için uçak rezervasyonu yapmak üz’re 6 ay önceden torpil bulmaya çabaladığımız yıllardı; O uçaklarda sinyalle birlikte millet graven A veya Benson’cuğunu yakardı zıkkım.

siyah damalı taksiler çağıydı. Dizi işleri zaten yoktu; renkli tv’yi geçtik; kanal bile yoktu zapping yapacak. Darbe’leri marşlarından öğrenirdik külüstür ses vermesi için vurmalı sazlı muamele yaptığımız televizyonumuzdan.

Jordan’lı geceler için saati kurar ve Bulls formamızla NBA finallerini izlerdik Ekselansları ve arkadaşlarıyla coşardık.

Dansözü bir rüyamızda, bir de TRT’den görürdük. Çocuklar için Adile Naşitli Uykudan Önce, yetişkinler içinse İkiz Tepeler ve Dallas pek revaçtaydı, Feri Cansel hemşehrimiz de üç film birden devamlı filmleri meşhurdu.

Televizyonunuzu kapatmayı unutmayın diye uyarı yazısı yazardı kanaldaki gececi emekli ağabey.

İnternet mi? Yok öyle bir hayal gücü. Bilgisayar mı? ZX Spectrum veya Comadore 64 vardı sırf oyun için. Isınan adaptörünü buzdolabına koyardık.

Wi-fi’larımız, iPad’lerimiz, akıllı telefonlarımız, çanak antenlerimiz yoktu ama daha mutluyduk vesselâm.

İktidar yalakası veya parayla köşeyi geçtik, sayfasını satan gazeteciler tek tük’tü. Bülent Ersoy’un daha dönme’diği yıllardı.

Tarkanımız yoktu ama Sanat Güneşimiz ve Superstarımız vardı; Beatles, Tom Jones ve Elvis de cabası. Ruhumda hicranını söyletme hikâyesi’nin meşhur olduğu yıllardı;

Ortaköy Akar Gazinosu’ndaki alabalklara Ortaköy Halk Fırını Talat Ağabey’den çıkma üç-beş diş sıcak çörek veya pilavuna atardık.

Benzinci Vedat her sabah ballı sütüyle har har ederdi o zamanlar; Tekti maşallah.

Sürekli araba değiştirme hevesimiz yoktu; Olsa da zaten imkân yoktu.

Soleks marka motosiklet kâfiydi. Paketçi filan yoktu; Herkes yemeğini kendi evinde yapardı. Büyük Hamam dolar taşardı, tellak meraklısı çoktu.

Pişmiş aşa su katılmazdı o dönemlerde. Dereboyu’nda taştan kurulmuş kalelerle çift kale mahalle maçları yapardık, arkasına da pirililerimizle gucci, gofti veya lingiri. Muz zengin meyvesiydi; Kivi, mango filan hakgetire;

Birçoğumuz bahçelerdeki aşırma mandalinalara tâlim ederdik.

Çulluk’un piliçleri ve Galadari’nin kefirli ayranı bir yana Latte mi? Yok daha neler; Kahveci Asaf Dayı’dan en çok sumada içebilirdik.

Açık hava sinemaları vardı Filiz Akın’ın buğulu gözlerindeki Ayhan Işık’lı nayır n’olamaz’lı.

Üç beş film birden filmlerini izlememize izin yoktu o yıllarda; Ahmet Becerikli, Nadide, Küçük Aysel ve Altıparmak Dayı candı;

Yasemin kokan Çağlayan’da kurulan bayram yeri tek eğlencemizdi; çarpışan arabalara istiflenmek için birbirimizi çiğnerdik. Anibal Buba’nın şeftalisine bayılırdık rahmetlere; Sadiye Umuroğlu ve Buket Tosun Ablalarmızın leziz yemeklerine tapardık sağolsunlar.

Her köşe başında bir meyhane veya çorbacı yoktu o zamanlar; Sağır’ın Meyhanesi ve Deve kâfiydi. Yağcı’nın helvasını mı? Anca bayram namazı sonrası tadardı millet, tabii parası olana hergün helâldi. 

Çiğ köfte zevkimiz yoktu o dönem; Paraşüt’ün lahmacunu, Sabır’ın köftesi ve Zekai Dayı’nın şiş’i tadından yenmezdi. Dondurma mı? Sadece Resa Dayı’da bulabilirdik, bir de Londra Pastanesi’nden. Islatılmış ekmeğe çay şekeri serpiştirirdik o yıllarda;

Sonradan Blue Band margarinini de ekledik mönüye. Gato veya tramisu yerine şarlot tatlısı veya ekmek kadayıfı vardı; mahallemizin Fahriye Ablası tadında. Çek ve senet kullanmazdı büyüklerimiz o dönemlerde zira sözleri senetti.

Kapılar kilit kilit üzerine kapanmazdı. Komşuluk hat’rı tabii ki de vardı. Arif Hoca yanında Mustafa Doğrusöz Ağabeyimizin SÖZ’deki köşe yazılarını defalarca okurduk;

Şener Levent USTA’nın yazıları da klasik yine tadından yenmezdi. Ozan Demiralp, Hüseyin Kayım ve takım arkadaşları “Oyna GG” şeklinde Kıbrıs Federasyon Kupası’nı henüz kaldırmışlardı.

Çetinkaya hükümet takımıydı o zamanlar. Sahillerimiz Bakanlar(!) Kurulu kararlarıyla daha peşkeş çekilmemişti o zamanlarda, denize girmek bedavaya yakındı 3 kuruş.

Yoğurtlar süt tozondan değil saf sütten yapılırdı. Raleigh marka üç vitesli bisikletlermizle gezerdik ayağımızdaki Esem, Sebo veya Mekap marka ayakkabılarla kırmızı başlı bülbül avlamaya çalışırdık.

Ailecek Arasta ve Ortaköy Halk Fırını arasına sıkışmış bir’gezi turumuz vardı o yıllarda. Daha ileriye geçilemezdi. Geçilse de ayda bir denize gidilirdi ma’aile.

Yakın Doğu Üniversitesi yoktu o zamanlar. Koçero Tepeleri denirdi şu anda binlerce gencin eğitim, öğretim ve yönetim sürecine tâbî tutulduğu bu bereketli bölgeye, Allah bereket versin.

İşte, o yıllarda bu derece azılı provkatörler yoktu; Buna karşılık taşlı sopalı vandallar da yoktu;

En fazla hakeme renga atılırdı yazık; Yurdum çıldırmış olmalı;

Akıl Ezan; Hepimize; İnşâAllah. Hasretle ve saygıyla bu deneme yazımız. Nokta.

 

 
Etiketler: Yurdum, Çıldırmış, Olmalı,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
15 Eylül 2020
Madeni haz
98 Okunma.
05 Ağustos 2020
Umut mu? Sadece bir isim
2079 Okunma.
27 Haziran 2020
UEFA’nın dâhiliden gazelleri
1587 Okunma.
06 Haziran 2020
Mesele değil to be or not to be
2381 Okunma.
03 Haziran 2020
Yazar Önce Okurdur
399 Okunma.
01 Haziran 2020
Çetinkaya'da yeni menzil ne?
280 Okunma.
14 Mayıs 2020
Ahşaptan bir yangın merdiveni
1130 Okunma.
09 Nisan 2020
Yetenek Yönetimi
2157 Okunma.
04 Nisan 2020
İyilik Yap, Sokağa At
546 Okunma.
22 Mart 2020
Kalashnikov
2668 Okunma.
14 Mart 2020
Ey KKTC Bakanlar Kurulu
2052 Okunma.
01 Mart 2020
THE MANAGER
3003 Okunma.
23 Şubat 2020
Turgut'un şifreleri
1014 Okunma.
22 Ocak 2020
Yolu da yok, seyrü’seferi de
2299 Okunma.
13 Ocak 2020
Ölüm Allah’ın emri, uzaklar olmasaydı.
626 Okunma.
06 Ocak 2020
Catenaccio ölmedi, ligimizde yaşıyor
503 Okunma.
20 Aralık 2019
Gerçek Hikâye; Rıza Çalımbay
875 Okunma.
16 Aralık 2019
En kötü plan bile plansızlıktan iyidir
468 Okunma.
02 Aralık 2019
Bağımsızlık karakterindir
1010 Okunma.
21 Kasım 2019
O bayrağın direğini n’apacağız?
554 Okunma.
04 Kasım 2019
Klavye Başında Herkes Çevreci, Herkes Köpekçi
1054 Okunma.
21 Ekim 2019
Şort ve Çoraplara da Logo Reklamı Şart
971 Okunma.
23 Eylül 2019
Soyunma Odası Kültürü
769 Okunma.
09 Eylül 2019
Bu Nice Okumaktır
1588 Okunma.
06 Eylül 2019
Bumerang
747 Okunma.
16 Ağustos 2019
Spor Terörü
2333 Okunma.
07 Ağustos 2019
Diyetini Egzersizle Sobele
670 Okunma.
12 Temmuz 2019
Her Şeye Rağmen Diren Çetinkaya
503 Okunma.
07 Temmuz 2019
Ajax; “De Toekomst” (Gelecek)
424 Okunma.
29 Haziran 2019
Akıllı Kadınlar Metroseksüel Erkekler
568 Okunma.
26 Haziran 2019
Çarşı’nın Beşikt’aşkı
523 Okunma.
25 Haziran 2019
Ben Aşağıda İmza sahibi Lefkaralı Cemal Bayram
428 Okunma.
06 Mayıs 2019
Her Seçiş Bir Vazgeçiştir
713 Okunma.
21 Nisan 2019
Ajax; “De Toekomst” (Gelecek)
668 Okunma.
14 Nisan 2019
İsterim Manş’ı Yüzerek Geçeyim
672 Okunma.
27 Mart 2019
Cam Tavan Sendromu
797 Okunma.
Haber Yazılımı