Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının uluslararası medya mecralarında çoğu zaman tek taraflı ve çarpıtılmış anlatılarla temsil edildiğini belirterek, dezenformasyonun adadaki gerçeklerin planlı biçimde tahrif edilmesine ve temel insan haklarının açıkça ihlal edilmesine yol açtığını söyledi.
Ertuğruloğlu, Ankara’da Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen “Türk Devletleri Dezenformasyonla Mücadele Forumu”nda yaptığı konuşmada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası medya ile enformasyon mekanizmalarında daha görünür yer almasının bir lütuf değil, hakkın teslim edilmesi meselesi olduğunu vurguladı.
“Medya, egemenliğimizin savunulduğu stratejik bir zemindir”
Konuşmasının başında, foruma ev sahipliği yapan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına teşekkür eden Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının selamlarını iletti.
Ertuğruloğlu, medya ve enformasyonun Kıbrıs Türk halkı için yalnızca iletişim aracı olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Medya ve enformasyon, kolektif hafızamızın, varoluş mücadelemizin ve meşru haklarımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Medya, aynı zamanda egemenliğimizin ve kimliğimizin doğrudan savunulduğu stratejik bir zemindir.”
“Bayrak Radyosu halkın sesi oldu”
1960’lı ve 1970’li yıllarda Kıbrıs Türk halkına yönelik saldırıların yaşandığı, iletişim kanallarının susturulmaya çalışıldığı döneme dikkat çeken Ertuğruloğlu, Aralık 1963’te sınırlı imkânlarla kurulan Bayrak Radyosu’nun, Kıbrıs Türk halkının onurunun, direncinin ve var olma iradesinin sesi olduğunu söyledi.
Bugün Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’nun (BRTK) bu misyonu sürdürdüğünü belirten Ertuğruloğlu, Enformasyon Dairesi ile Türk Ajansı Kıbrıs’ın (TAK) da uluslararası kamuoyuna doğru bilgi aktarımı ve dezenformasyonla mücadelede hayati rol oynadığını kaydetti.
“İki devletli çözüm tartışmaya açık değildir”
Kıbrıs meselesine de değinen Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının on yıllardır süren izolasyon ve ambargolara rağmen meşru haklarından vazgeçmediğini vurguladı.
Adada adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün ancak egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde iki devletli modelle mümkün olabileceğini belirten Ertuğruloğlu:
“Bu ilkeler, Kıbrıs Türk halkının tartışmaya açık olmayan, özden gelen haklarıdır.” dedi.
Uluslararası toplumun adadaki iki egemen eşit devlet gerçeğini kabul etmesinin, yalnızca Kıbrıs’ta değil, bölgesel istikrar ve güvenlik açısından da zorunlu olduğunu ifade etti.
“Dezenformasyon insan hakları ihlaline dönüşüyor”
Kıbrıs Türk halkının uluslararası spor, kültür, akademik ve ticari alanlarda sistematik ve haksız kısıtlamalara maruz bırakıldığını dile getiren Ertuğruloğlu, şunları söyledi:
“Kıbrıs Türk halkı, uluslararası medyada çoğu zaman kasıtlı, tek taraflı ve çarpıtılmış anlatılarla lanse edilmekte, kimi zaman ise bilinçli biçimde görünmez kılınmaktadır. Bu durum, siyasi bir ihtilafın ötesinde, uluslararası hukuk ve evrensel insan hakları açısından kabul edilemez bir ihlaldir.”
Türkiye ve Türk Dünyası’na teşekkür
Ertuğruloğlu, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin kararlı ve ilkeli desteğinin her zaman yanlarında olduğunu vurgulayarak:
“Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konulan güçlü duruş, Kıbrıs Türk halkına yalnız olmadığını hissettirmiştir.” dedi.
Ayrıca, KKTC’nin 2022 yılında Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olarak kabul edilmesinin, Türk Dünyası dayanışmasının somut ve tarihi bir göstergesi olduğunu ifade etti.
“Hakikat, ancak birlikte savunulduğunda güç kazanır”
Dezenformasyon, manipülasyon ve dijital propaganda ile mücadelenin ancak eşgüdüm ve ortak hareketle mümkün olabileceğini belirten Ertuğruloğlu, KKTC’nin bu süreçte aktif katkı sunmaya hazır olduğunu söyledi.
“Biz inanıyoruz ki; hakikat, ancak birlikte savunulduğunda güç kazanır.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.






