2026 yılının ilk asgari ücreti tartışmaları sürerken, öğrenciler de artan hayat pahalılığı karşısında yaşadıkları ekonomik zorluklara dikkat çekti. Yapılan değerlendirmelerde, asgari ücretin yalnızca işçi ve emekçileri değil, binlerce öğrencinin yaşam koşullarını doğrudan etkilediği vurgulandı.
Öğrenciler, plansız ve öngörüsüz ekonomi politikalarının yarattığı rant düzeninin bedelini en ağır şekilde ödeyen kesimlerden biri olduklarını belirterek, yetersiz bursların gençleri güvencesiz ve kaçak çalışmaya ittiğini kaydetti. Geçim sıkıntısı nedeniyle eğitimin ikinci plana atılmak zorunda kaldığına dikkat çekildi.
“Burslar Ekonomik Gerçeklerden Kopuk”
Açıklamada, Yükseköğrenim ve Dış İlişkiler Dairesi Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları Yasası’nın 16. maddesinin 1. fıkrasına işaret edilerek, bursların yalnızca Ocak ayında belirlenen asgari ücrete endekslenmesinin öğrencileri yıl boyunca değişen ekonomik koşullar karşısında savunmasız bıraktığı ifade edildi.
Bu uygulamanın açık bir adaletsizlik yarattığı belirtilerek, hızla artan enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında öğrencilerin tek bir rakama mahkûm edildiği vurgulandı.
Asgari Ücret Komisyonu’na Çağrı
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun, karar alırken öğrencileri görmezden gelemeyeceği belirtilen açıklamada, alınan her kararın binlerce öğrencinin barınma, beslenme ve eğitim hakkını doğrudan etkilediği kaydedildi.
Öğrenciler, bu sorumluluğun yok sayılamayacağını ve asgari ücret kararlarının yalnızca çalışanları değil, toplumun tüm kesimlerini kapsadığını ifade etti.
“Mücadeleden Vazgeçmeyeceğiz”
2026’ya girerken mevcut düzene boyun eğmeyeceklerini vurgulayan öğrenciler, bursların yıl içinde yapılan tüm asgari ücret artışlarıyla eş zamanlı ve zorunlu olarak güncellenmesi talebini yineledi.
Açıklamada, adaletin, istikrarın ve öngörülebilirliğin yeniden tesis edilmesi için mücadelenin sokakta ve meydanlarda süreceği, erken genel seçim hedefiyle bu taleplerin siyasal alana da taşınacağı belirtildi.





