Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, hükümetin asgari ücretliyi hayat pahalılığı karşısında koruduğunu belirterek ücret artışlarını ve çalışanlara verilen destekleri hatırlattı. Peki vatandaş açısından gerçek tablo ne? Maaşın kaç lira olduğundan çok, o parayla markette, kasapta, akaryakıt istasyonunda ve ay sonunda ne kadar ihtiyaç karşılanabildiği önem taşıyor.
Ajans Cyprus/ Analiz Haber
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Başbakan Ünal Üstel’in hayat pahalılığına ilişkin açıklamalarına yönelik CTP’den gelen eleştirilere yanıt verdi.
Hasipoğlu, hükümetin asgari ücretliyi hayat pahalılığı karşısında ezdirmediğini savundu. Asgari ücretliye bu yıl 12 bin TL ek katkı sağlandığını ve çalışma hayatına verilen desteklerin aylık yaklaşık 400 milyon TL’ye ulaştığını söyledi.
Peki bütün bu rakamlar vatandaşın cebinde ne anlama geliyor?
Asıl soru burada başlıyor.
2021’de 4 Bin 324 TL, Bugün 61 Bin 677 TL
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre Eylül 2021’de net asgari ücret 4 bin 324 TL idi.
Temmuz 2026’dan itibaren geçerli net asgari ücret ise 61 bin 677 TL.
Yani maaş rakamı beş yıl içinde çok ciddi şekilde büyüdü.
Fakat vatandaş açısından tek başına bu rakam yeterli değil.
Çünkü 2021’deki 4 bin 324 TL ile bugünkü 61 bin 677 TL aynı değerde değil.
Aradan geçen yıllarda ekmekten süte, etten akaryakıta, elektrikten kiraya kadar hemen hemen bütün temel giderler de arttı.
Bu nedenle asıl karşılaştırılması gereken rakam maaş değil, maaşın alım gücü.
Vatandaşın Hesabı Çok Daha Basit
Ekonomik terimleri bir kenara bırakalım.
Bir asgari ücretlinin hayatına bakalım.
2021 yılında aldığı maaşla;
kaç kez market alışverişi yapabiliyordu?
Kaç litre benzin alabiliyordu?
Ev kirası maaşının ne kadarını götürüyordu?
Elektrik faturası ödendiğinde elinde ne kalıyordu?
Çocuğunun okul giderlerini karşılamak için maaşının ne kadarını ayırıyordu?
Bugün aynı soruların cevabı nedir?
Vatandaşın gerçek alım gücünü gösterecek olan karşılaştırma budur.
Maaş Artarken Fiyatlar da Durmadı
KKTC İstatistik Kurumu’nun Ağustos 2026 verileri, hayat pahalılığının devam ettiğini gösteriyor.
Ağustos ayında fiyatlar bir önceki aya göre yüzde 3,04 arttı.
Yılın ilk sekiz ayında fiyatlardaki artış yüzde 24,01 olurken, son bir yıllık artış yüzde 37,70 olarak açıklandı.
Üstelik artış vatandaşın günlük hayatında en fazla karşılaştığı alanlarda devam ediyor.
Gıda, ulaşım, eğitim, konut ve enerji…
Yani maaş yükselirken vatandaşın harcamaları da yükselmeye devam ediyor.
61 Bin 677 TL Çok Para mı?
Rakama tek başına bakıldığında 61 bin 677 TL, 2021’in 4 bin 324 TL’sinin yanında oldukça yüksek görünüyor.
Ama bir maaşın yüksek veya düşük olduğunu rakamın büyüklüğü belirlemez.
O maaşla ne alabildiğiniz belirler.
Örneğin maaşınız iki katına çıkarken ihtiyaçlarınızın fiyatı üç katına çıkıyorsa cebinizde daha fazla para görünmesine rağmen gerçekte fakirleşmiş olursunuz.
Tersi durumda, maaş fiyatlardan daha hızlı yükseliyorsa alım gücünüz artar.
Dolayısıyla bugün cevaplanması gereken soru:
“Asgari ücret kaç lira oldu?” değil, “Asgari ücretlinin alım gücü ne oldu?”
12 Bin TL Destek Önemli, Ama Kalıcı Maaş Artışı Değil
Hasipoğlu’nun işaret ettiği 12 bin TL’lik destek de önemli.
Bakanlık, belirlenen şartları taşıyan asgari ücretli KKTC vatandaşlarına Şubat ve Mart aylarında 6’şar bin TL olmak üzere toplam 12 bin TL destek sağladı.
Bu para elbette alan çalışan açısından önemli bir katkı.
Ancak burada da bir ayrımı yapmak gerekiyor.
12 bin TL, her ay maaşa eklenen kalıcı bir ücret değil.
İki taksit halinde sağlanan bir destek.
Bu nedenle asgari ücretlinin uzun vadeli alım gücünü değerlendirirken maaş ile geçici destekleri birbirinden ayırmak gerekiyor.
400 Milyon TL’nin Tamamı Asgari Ücretlinin Cebine Girmiyor
Bir başka dikkat çeken rakam ise aylık yaklaşık 400 milyon TL’lik çalışma hayatı desteği.
İlk bakışta oldukça büyük bir rakam.
Ancak bu paranın tamamı doğrudan asgari ücretlinin cebine giren para değil.
Açıklanan desteklerin içinde çalışanların yanı sıra işletmelere ve farklı sektörlerde istihdamın korunmasına yönelik destekler de bulunuyor.
Dolayısıyla 400 milyon TL’yi doğrudan çalışanlara dağıtılan aylık para olarak değerlendirmek doğru olmaz.
Hasipoğlu Ne Diyor?
Hasipoğlu’nun açıklamasının özeti şu:
Hükümet asgari ücreti artırdı, çalışanlara ek destek verdi, işletmelerin üzerindeki bazı yükleri hafifletti ve hayat pahalılığı karşısında çalışanı korumaya çalıştı.
Bakan ayrıca hayat pahalılığının vatandaşları etkilediğinin kabul edilmesiyle ücretlerin artırılması arasında bir çelişki olmadığını savunuyor.
Hükümet açısından bakıldığında ücret artışları zaten hayat pahalılığının etkisini azaltmak için yapılıyor.
Ancak vatandaş açısından tartışma burada bitmiyor.
Market Kasasında Maaşın Kaç Kat Arttığı Sorulmuyor
Vatandaş maaşını aldığında önce rakama bakıyor.
Sonra hayat başlıyor.
Kira ödeniyor.
Elektrik ödeniyor.
Market alışverişi yapılıyor.
Araca yakıt konuluyor.
Çocuğun okul giderleri karşılanıyor.
Borçlar ve diğer faturalar ödeniyor.
Ve ay sonunda geriye kalan paraya bakılıyor.
İşte hayat pahalılığının vatandaş açısından en basit ölçüsü burada ortaya çıkıyor.
Maaş arttıktan sonra ay sonunda cebinde daha fazla mı, daha az mı para kalıyor?
Rakam Büyüdü, Peki Hayat Kolaylaştı mı?
2021’de net asgari ücret 4 bin 324 TL idi.
Bugün 61 bin 677 TL.
Maaşın TL olarak çok ciddi biçimde arttığı tartışmasız.
Ancak aynı dönemde hayatın maliyeti de büyük ölçüde değişti.
Bu nedenle yalnızca “asgari ücreti artırdık” demek vatandaşın ekonomik durumunu anlatmaya yetmiyor.
Aynı şekilde yalnızca fiyatların yükseldiğini söylemek de ücret artışlarını görmezden gelmek anlamına gelir.
Gerçek tabloyu ortaya koymanın yolu ikisini aynı anda karşılaştırmaktan geçiyor.
Asıl Cevaplanması Gereken Soru Bu
Hasipoğlu’nun açıklamasından sonra kamuoyunun önüne konulması gereken en anlaşılır hesap aslında oldukça basit:
2021 yılında bir asgari ücretle kaç ekmek alınabiliyordu, bugün kaç tane?
Kaç kilo et alınabiliyordu, bugün kaç kilo?
Kaç litre benzin alınabiliyordu, bugün kaç litre?
Ortalama bir kira maaşın ne kadarını götürüyordu, bugün ne kadarını götürüyor?
Elektrik ve temel mutfak giderleri çıktıktan sonra çalışanın elinde ne kalıyordu, bugün ne kalıyor?
Bu soruların cevapları ortaya konulduğunda tartışma siyasi söylemlerin ötesine geçer.
Çünkü vatandaş için ekonominin gerçek ölçüsü bordrodaki rakam değildir.


