AJANS CYPRUS & KIBRIS AKTİF SÖZCÜ ÖZEL RÖPORTAJ | 30 Ağustos’ta yaşanan ve can kayıplarıyla sonuçlanan deniz faciasında aynı gemiyle Türkiye’ye gitmeye hazırlanan iki kız kardeş, annelerinin yolculuk öncesindeki endişeleri üzerine feribot yerine uçağı tercih etti. Günlerdir kötü rüyalar gördüğünü söyleyen anne F.A., kızlarını gemiyle göndermek istemedi. Kaptan baba A.A. eşinin endişesini dikkate alırken, kızları S.A. ise daha önce aynı gemide yaşadığını öne sürdüğü korkutucu yolculuğu anlattı. Ajans Cyprus’a konuşan aile üyelerinin ifadeleri, faciaya giden süreçte yaşananları ve felaketin ardından hissettiklerini gözler önüne serdi.
Bir Düğün Yolculuğu, Bir Diş Kontrolü ve Değişen Planlar
30 Ağustos deniz faciası, hayatını kaybedenlerin yakınlarında derin acılar bırakırken, aynı gemiyle yolculuk yapmayı planlayan ancak son anda seyahat şeklini değiştiren bir ailenin hikâyesi de dikkat çekti.
Ajans Cyprus, iki kız kardeşten S.A., anneleri F.A. ve denizcilik mesleğinde yaklaşık 40 yıllık deneyimi bulunan kaptan babaları A.A. ile ayrı ayrı görüştü.
Üç aile üyesinin anlattıkları, sıradan bir Türkiye yolculuğunun nasıl unutulmayacak bir aile hatırasına dönüştüğünü ortaya koydu.
Ailenin Türkiye’ye gitme planının iki nedeni vardı. Yakın bir akrabalarının düğününe katılacaklar, aynı zamanda küçük kız kardeşin diş kontrolünü yaptıracaklardı.
Anne F.A., kendisinin düğüne katılamaması üzerine kızlarından aileyi temsil etmelerini istediğini anlattı.
“Görümcemin kızının düğünü vardı. Ben gidemedim. Kızlarıma benim yerime gitmelerini söyledim. Küçük kızımın da diş kontrolü vardı. Hem düğüne katılacaklar hem de kontrollerini yaptıracaklardı.”
Kızlar yolculuk için hazırlıklarını tamamladı. Valizler hazırlandı, feribotla seyahat seçeneği üzerinde duruldu.
Ancak anne F.A.’nın günlerdir yaşadığını söylediği huzursuzluk, ailenin planlarını değiştirdi.
“İçimde Bir Sıkıntı Vardı, Bir Şey Olacağını Hissediyordum”
Anne F.A., Ajans Cyprus’a verdiği röportajda yolculuktan önceki günlerde sürekli kötü rüyalar gördüğünü anlattı.
Rüyalarında daha önce kaybettiği yakınlarını gördüğünü, bazı rüyalarını ise uyandığında hatırlayamadığını belirten F.A., yaşadığı huzursuzluğu ailesiyle paylaştığını söyledi.
“Rahmetli halamı ve denizde kaybettiğim kardeşimi görüyordum. Bazı rüyalarımı hatırlayamıyordum ama içimde, göğsümde bir sıkıntı vardı. Bir şey olacağını hissediyordum fakat ne olacağını bilmiyordum.”
Kızlarının başlangıçta bu endişelerini olağan karşıladığını belirten anne, onlara defalarca içinin rahat olmadığını söylediğini ifade etti.
“Çocuklarıma, ‘Bakın kızlar, içimde bir sıkıntı var’ diyordum. Onlar da ‘Anne, senin hep için sıkılıyor’ diye karşılık veriyorlardı.”
Annenin bu anlatımı, kendisinin yolculuk öncesinde yaşadığı duygusal durumu yansıtıyor. Aile üyeleri, daha sonra meydana gelen kazayla bu endişeler arasında kişisel bir bağ kurduklarını ifade ediyor.
Kaptan Baba: “Eşimin Endişesini Dikkate Aldım”
Ailenin babası A.A., 1985 yılında balıkçılıkla başladığı denizcilik mesleğini uzun yıllardır sürdürüyor.
Denizin tehlikelerini yakından tanıyan kaptan baba, kızlarının geçmişte sık sık deniz yoluyla Türkiye’ye gittiklerini, uygun hava koşullarında bu seyahatleri güvenli bulduğunu anlattı.
Ancak 30 Ağustos yolculuğu öncesinde aile içerisinde uçak ve feribot seçeneklerinin değerlendirildiğini belirtti.
Feribot biletlerinin uçak biletlerinden daha uygun olması nedeniyle başlangıçta deniz yolculuğunu düşündüklerini ifade eden A.A., eşinin endişeleri üzerine kararlarını değiştirdiklerini söyledi.
“Eşim bana huzursuz olduğunu, içinin sıkıldığını ve bir şeyler olacağını hissettiğini söylüyordu. Ben de ‘Sende böyle bir sıkıntı varsa belki bir şey vardır. O zaman kızları uçakla göndereyim’ dedim.”
Kaptan baba, eşinin isteğine karşı çıkmadığını ve kızlarının uçakla seyahat etmesini kabul ettiğini vurguladı.
“Anne, Valizlerimiz Hazır, Nasıl Gitmeyelim?”
Ailenin büyük kızı S.A. ise yolculuk sabahı yaşananları ayrıntılarıyla anlattı.
Deniz yolculuklarını sevdiğini, babasının kaptan olması nedeniyle kendisini denizde güvende hissettiğini belirten S.A., o sabah kız kardeşiyle valizlerini kontrol ettiklerini söyledi.
Annesinin odalarına gelerek yolculuğa çıkmamalarını istediğini anlatan S.A., aralarında geçen konuşmayı şöyle aktardı:
“Annem odamıza geldi ve ‘Kızlar, bugün gitmeseniz olur mu?’ dedi. Biz de ‘Anne, nasıl gitmeyelim? Hazırlıklarımızı yaptık, valizlerimiz hazır’ diye karşılık verdik.”
Annesinin kötü rüyalar gördüğünü söylemesine rağmen gitmek istediğini belirten S.A., başlangıçta bu tür hislere inanmadığını dile getirdi.
“Anneme, ‘Sen hep böyle şeylere inanıyorsun. Biz gidelim, ne olacak?’ dedim. Ama annem ısrar etti. Bir şey olacağını hissettiğini söyleyerek gitmememizi istedi.”
S.A.’nın anlatımına göre anne F.A., kızlarını ikna edemeyince kaptan olan eşini aradı.
Ailenin ortak kararıyla deniz yolculuğundan vazgeçildi ve kız kardeşler Türkiye’ye uçakla gitti.
S.A.’dan Dikkat Çeken İddia: “Önceki Yolculukta Ayaklarımın Olduğu Yerde Su Vardı”
Röportajın dikkat çeken bir diğer bölümünde S.A., daha önce gerçekleştirdiği bir deniz yolculuğunda yaşadıklarını anlattı.
2024 yılında Girne-Mersin seferinde yolculuk yaptığını belirten S.A., geminin denizin ortasında durduğunu ve yolculara teknik bir arıza bulunduğunun söylendiğini ifade etti.
“Denizin ortasında gemi durdu. Bize teknik bir sıkıntı olduğu ve giderildikten sonra devam edeceğimiz söylendi. Yaklaşık bir saat bekledik. Klima çalışmıyordu. Yolcular dışarı çıkıp hava alamıyordu.”
S.A., bulunduğu bölümde su gördüğünü de ileri sürdü.
“Geminin su aldığını kendi gözlerimle gördüm. Çünkü ayaklarımın olduğu yerde su vardı.”
Genç kadın, bu yolculuktan sonra ailesine aynı gemiyle yeniden seyahat etmek istemediğini söylediğini anlattı.
Kaptan baba A.A. da kızının kendisine gemiyle ilgili rahatsızlığını aktardığını doğruladı.
A.A., “Kızım bana ‘Baba, ben bundan sonra bu gemiyle gitmem’ dedi. Ben de bundan sonra uçakla göndereceğimi söyledim” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte kaptan baba, geminin teknik durumu hakkında doğrudan bilgi sahibi olmadığını belirtti.
Facia Haberini Aldıklarında Büyük Şok Yaşadılar
Kız kardeşler, Türkiye’ye uçakla gittikten sonra binmeyi planladıkları geminin kazaya karıştığını öğrendi.
S.A., haberi Türkiye’deki akrabalarından aldığını belirterek ilk anda ne yapacağını bilemediğini anlattı.
“Çok büyük bir şok yaşadık. O gemide olsaydık neler yaşayabileceğimizi düşündük. Kız kardeşim benden küçük. Böyle bir durumda onu nasıl koruyabileceğimi düşündüm.”
Annesi F.A. ise facia haberini aldığı günü unutamadığını söyledi.
“O sabah yine kötü rüyalar görerek uyandım. Kahvaltı yapıyorduk. Kardeşim beni aradı ve geminin battığını öğrendim. Büyük bir şok yaşadım.”
Haberi öğrendikten sonra yaklaşık bir hafta boyunca uyumakta ve günlük yaşamını sürdürmekte zorlandığını anlatan anne, yaşadığı duyguları şöyle dile getirdi:
“Bir hafta kendime gelemedim. Ağladım, uyuyamadım. Yemek yerken bile aklıma geliyordu. Kızlarım da çok etkilendi.”
Kaptan Baba Kurtarmaya Gitmek İstedi, Ancak Olay Yerine Ulaşamadı
Facianın yaşandığı gün liman çevresinde bulunan kaptan A.A., olaydan nasıl haberdar olduğunu da Ajans Cyprus’a anlattı.
Tıraş olduktan sonra teknesinin bulunduğu bölgeye gittiğini, burada bir kalabalık gördüğünü belirten A.A., geminin devrildiğini öğrendiğinde ilk başta inanamadığını söyledi.
“Ne olduğunu sordum. Bana geminin devrildiğini söylediler. ‘Nasıl devrildi?’ dedim. İlk başta inanamadım.”
Bazı kaptan arkadaşlarının tekneleriyle kurtarma çalışmalarına katıldığını öğrendiğini belirten A.A., kendisinin de yardım etmek istediğini ancak teknesinin yapısı ve hava koşulları nedeniyle olay yerine gidemediğini ifade etti.
“Benim teknem yüksek direkli. O günkü hava şartlarında denize çıkmaya uygun değildi. Diğer arkadaşlarımız çıktı. Biz limanda bekledik. Bir yardım ihtiyacı olursa hemen harekete geçmek istedik.”
Olay yerine ulaşamamasının kendisini üzdüğünü belirten kaptan baba, “Keşke daha erken haberimiz olsaydı. Keşke yetişebilseydim, ben de yardımcı olabilseydim” dedi.
“Benim Kızlarım O Gemide Olsaydı Ne Yapardım?”
Yıllardır denizde çalışan A.A., faciayı yalnızca bir kaptan olarak değil, iki kız çocuğunun babası olarak da değerlendirdi.
Kızlarının o gemide bulunabilecekleri düşüncesinin kendisini derinden etkilediğini belirten A.A., duygularını kısa ama çarpıcı sözlerle anlattı:
“Benim kızlarım orada olsaydı ne yapardım? Bunu düşündüm. Çok kötü etkilendim.”
Eşinin endişelerini dikkate alarak deniz yolculuğundan vazgeçmiş olmalarını bugün farklı değerlendirdiğini belirten A.A., yaşananların ailesine bakışını da etkilediğini söyledi.
“Çocuklarımı daha fazla anlamaya başladım. Ailemin değerini daha iyi anladım.”
“İyi Ki Annemi Dinleyip Gitmemişim”
S.A. da facianın ardından annesinin kararına bakışının değiştiğini söyledi.
Normalde rüyalara ve bu tür hislere fazla inanmadığını belirten genç kadın, yaşananların ardından o sabahki konuşmaları sık sık hatırladığını anlattı.
“İyi ki annemi dinleyip gitmemişim. Allah korudu, ucuz kurtulduk. Belki o gemide biz de olabilirdik. Şu an hayattayım ve bunun için mutluyum. Ama hayatını kaybeden insanlar için de çok üzgünüm.”
Kız kardeşiyle arasındaki bağın da güçlendiğini ifade eden S.A., facianın kendisine ailesiyle geçirdiği zamanın değerini hatırlattığını söyledi.
“Biz zaten abla kardeşten çok arkadaş gibiydik. Ama bu olaydan sonra birbirimize daha da bağlandık.”
Bir Annenin Geçmiş Acıları Yeniden Canlandı
Anne F.A.’nın gemi yolculuklarına yönelik endişelerinin arkasında geçmişte yaşadığı aile kayıpları da bulunuyor.
Kardeşini denizde kaybettiğini anlatan F.A., kardeşinin ölümünün de kendisinde derin izler bıraktığını söyledi.
“Daha önce ailemde büyük acılar yaşadım. Kardeşimi kaybettiğimde çok ağır bir dönem geçirdim. Kızlarımın başına böyle bir şey geldiğini düşünmek bile istemiyorum.”
F.A., facianın ardından geçmişte yaşadığı acıların yeniden canlandığını, kızlarının hayatta olmasına sevinirken yaşamını yitiren insanların aileleri için büyük üzüntü duyduğunu belirtti.
“Kızlarım İçin Sevinçliyim, Hayatını Kaybedenler İçin Üzgünüm”
Üç ayrı röportajın ortak noktası, ailenin kendi yaşadıklarını anlatırken faciada hayatını kaybedenleri unutmaması oldu.
S.A., özellikle çocukların yaşamını yitirmesinden çok etkilendiğini söyledi.
Kaptan baba A.A., denizde zor durumda kalan insanlara yardım etmenin önemini vurguladı.
Anne F.A. ise yakınlarını kaybeden ailelere sabır diledi.
“Allah yardımcıları olsun. Allah kimseye bir daha böyle acılar göstermesin. Hayatını kaybedenlerin ailelerine sabır diliyorum.”
Röportajın sonunda bir anne olarak o gün yaşadıklarını nasıl özetleyeceği sorulan F.A., yaşadığı karmaşık duyguları şu sözlerle anlattı:
“Kızlarım için sevinçliyim ama hayatını kaybeden insanlar için çok üzgünüm. Bir yandan çocuklarımın hayatta olmasına seviniyorum, diğer yandan o insanların acısını düşünüyorum.”
30 Ağustos’ta yaşanan facia, bir ailenin yolculuk planını değiştirmesinin ardından geriye dönüp baktığında hissettiği şükrü, korkuyu ve kayıpların yarattığı derin üzüntüyü aynı hikâyede buluşturdu.
İki kız kardeş için o gün, yalnızca çıkmadıkları bir deniz yolculuğu değil; yaşamın değerini ve aile bağlarının önemini yeniden düşündükleri bir dönüm noktası olarak hafızalarında kaldı.


