Hür-İş Federasyonu ve Kamu-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu, Filo Jet faciasından hayat pahalılığına, yangın tüplerindeki fiyat denetiminden sendikaların toplumsal rolüne kadar gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Serdaroğlu, Filo Jet faciasında kamu otoritesinin denetim sorumluluğunun araştırılması gerektiğini belirtirken, Ekonomi ve Enerji Bakanı Hasan Taçoy’u yangın tüplerindeki fiyat denetiminde “geç kalmakla” eleştirdi.
Hür-İş Federasyonu ve Kamu-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu, Ada TV’de Cüneyt Oruç’un programına konuk olarak gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.
Serdaroğlu; Filo Jet faciası, hayat pahalılığı, temel tüketim ürünlerindeki fiyatlar, yangın tüplerinin denetimli mal kapsamına alınması ve sendikaların toplumsal sorumlulukları konusunda açıklamalarda bulundu.
“Tüplerde Yaptığınızı Temel Gıdada Da Yapın”
Yangın tüplerinin zorunlu hale getirilmesinin ardından fiyatların önce 2 bin 900 TL seviyelerinde olduğunu, daha sonra 2 bin 200-2 bin 300 TL seviyelerine gerilediğini belirten Serdaroğlu, fiyat denetiminin daha erken yapılması gerektiğini savundu.
Vatandaşların önemli bir bölümünün ürünü satın almasının ardından denetimli mal kapsamına alınmasını eleştiren Serdaroğlu, “Vatandaş ürünü aldıktan sonra denetime tabi tutuyorsunuz. Eğer zorunlu hale getirilecekse fiyat denetimi en başta yapılmalıydı” dedi.
Ekonomi ve Enerji Bakanı Hasan Taçoy’a temel tüketim ürünleri konusunda da çağrı yapan Serdaroğlu, “Ete, süte, yumurtaya, ekmeğe koyun. Çocuk mamasını, çocuk bezini ve temel temizlik ürünlerini kapsama alın. Yangın tüpünde yapabiliyorsanız bunlarda da yapabilirsiniz” ifadelerini kullandı.
Taçoy’un böyle bir adım atması halinde destek vereceğini belirten Serdaroğlu, “Yaparsa alkışlarım. Eleştireceğimiz yerde eleştireceğiz, doğru yaptığında da hakkını vereceğiz” dedi.
“Filo Jet’te Asıl Soru, Faciadan Önce Ne Yapıldı?”
Filo Jet faciasında devletin kazanın ardından yürüttüğü çalışmaları görmezden gelmediğini vurgulayan Serdaroğlu, asıl tartışılması gereken konunun facia öncesindeki denetimler olduğunu söyledi.
“Ben devlet hiçbir şey yapmıyor demiyorum. Ancak facia sonrasında ne yapıldığını konuşurken, facianın yaşanmaması için öncesinde ne yapıldığını da sormamız gerekiyor” diyen Serdaroğlu, kazanın önlenebilir olduğu yönündeki görüşünü dile getirdi.
Cezai sorumluluğun devam eden adli süreç sonunda yargı tarafından belirleneceğinin altını çizen Serdaroğlu, kamu otoritesinin denetim yükümlülüğünün ise ayrıca sorgulanması gerektiğini belirtti.
“Bir vatandaş limana gidip gemiye binerken güvenliğinden şüphe duymamalı. Devletin gerekli kontrolleri yaptığını bilmelidir. Yaşam hakkını korumak devletin temel sorumluluğudur” dedi.
“Hiçbir Maliyet İnsan Hayatından Önemli Değildir”
Geminin bakım ve denetim süreçlerinin tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini belirten Serdaroğlu, “Denetimler yapılmadıysa nedenini, yapıldı ve eksiklik tespit edildiyse gereğinin neden yerine getirilmediğini sormalıyız. Hiçbir maliyet insan hayatından daha önemli değildir” diye konuştu.
Facianın ardından mağdurlara sağlanan hukuki, sağlık ve diğer desteklerin önemli olduğunu belirten Serdaroğlu, esas görevin bu tür olayların yaşanmaması için gerekli tedbirleri önceden almak olduğunu ifade etti.
“Sendikacı Sadece Üyesinin Sorunuyla İlgilenmez”
Kayıp yakınlarının yanında bulunmasına yönelik eleştirilere de yanıt veren Serdaroğlu, sendikacının yalnızca kendi üyelerinin çalışma koşullarıyla ilgilenemeyeceğini söyledi.
“Bugün orada bu insanlar oturuyorsa yarın benim üyelerim de, ben de, siz de oturabilirsiniz. Önce insanız” diyen Serdaroğlu, Türk-İş’in KKTC temsilcisi olduğunu ve faciadan etkilenenler arasında sendikalı çalışanların ailelerinin de bulunduğunu belirtti.
“Türkiyeli-Kıbrıslı Tartışmasına Dönüştürmeyin”
Sosyal medyada yaşanan tartışmalara da değinen Serdaroğlu, Erhan Arıklı ve Bertan Zaroğlu’na her yoruma yanıt vermemeleri çağrısında bulundu.
Kendisinin de sosyal medyada hakaretlere maruz kaldığını belirten Serdaroğlu, “Ben Güney göçmeniyim, bana da yapılıyor. Her şeyi Türkiyeli-Kıbrıslı meselesine bağlamamak ve toplumu bölmemek gerekir” dedi.
Serdaroğlu, kişilerin kökenine değil, yürüttükleri görev ve sorumluluklarına bakılması gerektiğini vurguladı.
“Sendikalar Siyasetin İçinde Olmalı”
Sendikaların ülke meselelerinde söz söylemesi gerektiğini belirten Serdaroğlu, bunun parti siyasetiyle karıştırılmaması gerektiğini ifade etti.
“Sendikalar siyasetin içinde olmalı ama doğru yönde. Devleti yıpratmak için değil, devlet kötü yönetiliyorsa bunu söylemek için” diyen Serdaroğlu, toplumsal sorunlar karşısında sessiz kalmayacaklarını kaydetti.
“Maaş Ödemek Marifet Değildir”
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Serdaroğlu, hayat pahalılığıyla mücadelenin daha kapsamlı politikalar gerektirdiğini belirterek, hükümetlerin kamu çalışanlarının maaşlarını ödemesinin başarı olarak sunulmaması gerektiğini savundu.
“Maaş ödemek marifet değildir, hükümetin yükümlülüğüdür” diyen Serdaroğlu, bireysel değil toplumsal düşünülmesi gerektiğini belirtti.
Serdaroğlu, “Bir daha anneler ağlamasın, kardeşler ve babalar aynı acıyı yaşamasın diye sorumlulukların ortaya çıkarılmasını istemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.


