Katil ne deniz, ne gemi, sermaye sahipleri.

Google'da Abone Ol service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Yüreğim dağlana dağlana izledim. Küçük çocuğum elimden kaydı gitti diyordu bir anne.
Ve hüngür hüngür ağlayarak kayıp annesini istedi koskoca, dağ gibi bir genç adam.
Farketmez, yaşı kaç olursa olsun evlat anneye, anne evlada hasret yaşar.

Annelerin evlatsız, evlatların annesiz kalmasına kimler sebep oldu?
Bu kaza mı cinayet mi?
Uzman verilerini incelediğimizde bu sermaye cinayetidir…

Neden ve nasıl mı? Aynen şöyle:

Fransa tarafından imal edildi edileli sorunlu, hasarlı ve sakıncalı olduğu söylenen.
Hatta bu nedenden ötürü üretim fabrikası kapatılan.

Yedi düvel denizden kovulmuş 260 kişilik yüzen tabutu, sırf ucuz fahişe diye,
25 senedir sen ne diye koynuna aldın a AK denizim ve işbirlikçileri.

Onca dürüst gemi mühendisi halkında kötü rapor yazmış, onca ahlaklı yönetim kızağa çekmiş. Onca adaletli alıcı işletme kötü geçmişini öğrenince vazgeçmiş.

Peki;
Durgun göl, koy, körfez, fiyort sularının harcı olan bu katile, sen nasıl kucak açtın?

Tespit edilen kaza, yaralanma, arıza ve uyarılara rağmen Katle’maran gemiye sen niye yardım ve yataklık ettin?

Hangi yetkiliye ne menfaat sağlandı. Hangi imza ita amirine ne vaad edildi ve sana düşen pay ne idi de bu gemiyi sularına indirmelerine izin verip 8 kişinin katline, 20 kişinin gaibine kabil oldun!!

Çocukluğumdan bu güne, aşkına yandığıma küstüm bugün.
Mavisini kararttım gözümde, dalgasını tokatladım.

Ak’ını kararttın deniz.
İşbirlikçi ihmalkarlarınla, iş bilmez işgüzarlarınla, iş bitirmez riyakarlarla bir olup cinayet işledin.

Şimdi bu acıyı ve ömür sürecek travmasını, hangi siyasi parti dindirebilir. Hangi dönem hükumeti özür diler geçmişe dönük ihmaller zinciri için.
Ve bu neyi ve kimi geri getirir.
Hangi acıyı nasıl dindirir, mümkünü yok.

1 Eylül bugün, saat sabahın ikisi, ruhumda garip bir sancı var.
Dünya Barış Günü bugün, ama ben sana küsüm.

Bedenimi nasıl hissetsem bilemez haldeyim.
Gamlı gamlı bir baykuş ötüyor öte başta. Daha berisinde bir köpek ürüyor.
Bir otomobil sesi çalınıyor kulağıma çok ötelerden.
Nereye gidiyor sabahın köründe.
Denize değil heralde, biz sana küstük deniz.

Başka bir ihmaller kurbanı Şampiyon melekler uçuşuyor gecenin karanlığındaki yarı dolunayda.
Gökyüzünde depremden kalma yıkık duvar parçacıkları, göçük tavan taşları, unutulmamış acı zerrecikleri tozarıyor.

Senden bir kara haber daha geliyor AK deniz.
Çok geçmeden, 24 saat dolmadan siyaset savaşları başlıyor. Herkes birbirini suçluyor.
İstifa et çek git diyor birileri. Birileri faciadan SİYASET rantI hasat ediyor.
Herkes ölümün yüzü soğumadan payına düşeni kapmak istiyor.

Bir genç hanım polis kayıp yakınlarını azarlıyor, azılı cazgır gibi ciyak ciyak..
Allahım o neydi, mahşerin çirkinleri.

1 saatten fazla seninle cebelleşenlerin acıları tüterken gecede.
Ve yuttuğun canları kusmadan henüz sen.
Aklıma bir saat vicdansız koynunda canhıraş cankurtaran, sahil güvenlik bekleyenler geliyor.

Kıbrıs’ın Hristiyan ahalisi bile ikiye bölünüyor. Oh diyen de çıkıyor içlerinden, ah diyenler de.

Neyse ki sonunda insanlık kazanıyor ve ah diyenler oh diyenleri alt ediyor.
Bir kısım alemin gavur dediği o güzel insanlar bile senin yüzünden acıya boğuluyor.

Yattım uyuyamadım, uyandım, yerimde duramadım.
Midem taş kesildi, ağzım kurudu, yiyip içemedim, içim kurudu senin yüzünden, “Sen de kuruyasın AK deniz” diyesim var.
Diyemem, diyemedim.

Esir aldığın çocuklar var derinliklerinde, yüzme bilmeyen masum analar, işçi garibanlar.
Yüzme bilen kolların kulaçlarını, bileklerinden, kulunçlarından kırdın.

Küstüm sana deniz.
Uzun süre affedemeyeceğim bir kırgınlık yaşattın bize.
Sen ak değil, kara bir çocuk katilisin artık ela gözümde.
Sus hemen başkalarının üstüne yığmaya çalışma bu günahı.

Evet, elbet onlar da suçlu.
Can alan kadar cana kasteden de.
Ölüm kadar, ölüme, insani hatalarla sebep olanlar da suçlu elbet.

Geçmiş olsun lafını hiç sevemedim. Sevmeyeceğim de.
Geçti gitti, oldu bitti, hadi kaldığımız yerden devam edelim hayata gibi bir saçmalık yok.

Geçmiş olsun demek kolay. Deme, geçmeyecek. Ömür boyunca geçmeyecek bir acı, bir sancı, bir eksiklik, yoksunluk hissi bu.

Zenginlik hırsı, ucuz teknede can hamuru yoğuranların, onların un harcına su katanların suçu bu.

Kıbrıs’ta ulaşım!

Kayıp canlara yanarken!!!
Yahu her işiniz mi kofti olur.
Her yönden ısgarta, her açıdan kalitesiz,
her nevi standart dışısınız..

Kara, deniz, hava..
Hiç bir ulaşım yöntemimizde hayır olmaz mı yahu!!

Kara yolları langufalı, toplu taşıma araçları hurda.
Denizdeki tüm taşımacılık araçları külüstür. Denetimsiz ve saldım çayıra!
HAVA yolları ise dünyanın en pahalı uçuş ayaklarını satar.

YETER ARTIK.
Kıbrıs Türk Halkı’nın canını , hayatını hafife almaktan vazgeçin..

Ve bunun sorumlusu tek bir parti, tek bir dönem ve tek bir kişi değil.
Gelmiş geçmiş tüm KKTC yetkililerdir.

Katil ne deniz, ne gemi, sermaye sahipleri.
Bizi Takip Edin
Bize Katılın