1. Haberler
  2. Kıbrıs
  3. Hükümetin en büyük hatası…

Hükümetin en büyük hatası…

featured
Google'da Abone Ol service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

74’den bugüne 52 yıl geçti, bizim memlekette de tam 52 hükümet kuruldu…
Yani yıl başına bir hükümet düştü…
Böyle bir ortamda sürdürülebilir siyasi istikrar ve sürdürülebilir ekonomik istikrar
mümkün değildir, imkan ve ihtimal yoktur.
Zırt pırt kurulan koalisyon hükümetlerinde mahalle derneğinden öteye gidemeyen
boyuttaki küçük ortaklar kilit parti rolüne soyunup, çoğunluğun iradesini düpedüz esir
alıyorlar.
Hal böyle olunca da, sırf dengeleri (yani, partisel çıkarları ve menfaatleri) korumak
uğruna, kamu menfaati adına hiçbir gerçekçi adım atılamıyor.
Şu andaki üçlü koalisyon hükümetinin en büyük hatalarından biri, geçmiş
hükümetlerin ekonomi konusunda yaptığı hataya düşmek oldu.
Adını serbest piyasa koydukları bizim ekonomik sistemde, tam bir serbest vurgun
düzeni yaratıldı.
Dünyada eşi benzeri yok!… Ülkedeki hayat pahalılığını serbest piyasayı elinde
bulunduran “çeteler” belirliyor…
Asgari ücret denen sefalet ücretine ve kamu çalışanlarının maaşlarına “çetenin”
sebep olduğu hayat pahalılığına yakın bir maaş artışı gündeme geldiği anda, “çete”
anında piyasadaki mal ve hizmet fiyatlarını artırıyor…
Maaş artışları yapıldıktan sonra ise, bir daha artırıyor, böylece yaratılan yapay hayat
pahalılığı ile hem hayat pahalılığını dengelemek için milletin cebine konan üç kuruşu
“hüplüyor”, hem de özel sektörde çalışanların maaşlarını hem özel sektördeki
çalışanlara, hem de kamu çalışanlarına ödettiriyor…
“Çete” gayet akıllı, hem de alemin akıllısı, gerisi ise alemin ahmağı!!!
E, bu düzene izin verirsen elbette olacağı budur…
Para konusunda bir tuhaf, belki de dünyanın en tuhaf memleketiyiz…
Ukrayna’da 10; Fransa’da 195 tane irili ufaklı ve farklı yöntemlerle çalışan;
İngiltere’de 140 cıvarında; İsrail’de hiç yok-tamamen yasak; Rusya’da 18; Türkiye’de
hiç yok; KKTC’de ise aktif 33 kumarhane var…
Bir karışlık memlekette tam 33 aktif kumarhane!
Bizim bunların durumunu yakından bilen ve takip eden bir siyasiye yıllık ne kadar
kazançları olduğunu ve ne kadar vergi verdiklerini soruyorum, cevap; Hiç sorma,
gerçek kazançları tam olarak bilen yok, resmi rakam 1,5 milyar dolar cıvarında, kaçak
kumarda dönen paranın onlarca milyar dolar olduğundan şüphemiz yok… Vergi
ödeme işine gelince, yıllık toplam devlete ödenen vergi 200 milyon dolar civarındadır,
bir de bir bu kadar da yerel hizmet sağlayan tedarikçilere harcarlar…!!!

Fiziki varlığı bilinen kumarhaneleri denetlemek kolay da, sanal ortamda çalıştırılan ve
onlarca milyarın fır döndüğü kumarhaneleri kontrol altına almak, denetlemek ve
vergilendirmek, işin zor tarafı… Çünkü bizim devletin yeterli teknik ve teknolojik
altyapısı yok, maalesef ki…
Devlet bu işe ciddi ciddi eğilse, kontrol altına alabilse, işte o zaman kaçak kumar
baronları havadan kazandıkları onlarca milyar doları devletle ve kazanç sağladıkları
ülke ile de paylaşmak zorunda kalırlar!!!…
Böylece, örneğin, yılda 1 milyar dolar kazanan bir kumarhanenin devlete katkısı
minimum 250 milyon dolarcık olur, cep harçlığı niyetine!!!… Yılda en az 60 milyar
doların fır döndüğü bu sektör kontrol altına alınsa ve gelirin sadece yüzde 25i
vergilendirilse, devletin cebine en az 15 milyar dolar para girer… Adına diyelim
“kardeş” payı…
Ama, belli ki, birileri bizim tanınmayan ve tanınmaması için özel gayret gösterilen,
tanınma konusunda sadece lafla peynir gemisi yürütmeye çalışılan bu memleketçikte
varlık içinde yokluk yaşıyoruz…
Gelelim serbest piyasa denen serbest vurgun düzenine…
Daha önce defalarca yazdık, bir daha yazalım…
Dünyada serbest piyasa diye bir düzen yoktur, adı vardır ama uygulamada öyle bir
şey yoktur, olmaması için gereken yasal tedbirler en ince ayrıntısına kadar
alınmıştır…
Yasalarla yönetilen bütün gelişmiş, çağdaş hukuk devletlerinde ürünlerin ve
hizmetlerin tavan ve taban fiyatları vardır, AB ülkelerinde de aynı durum geçerlidir…
Örneğin, Rum tarafında çoğu ürünün kuzeyde satılan aynı veya muadil ürünlerden
yarı fiyatına veya daha ucuza satılmasının tek sebebi de budur…
Devlet bir ürünün taban ve tavan fiyatını belirlemiştir, taban fiyatı serbest bırakmıştır,
istersen bedavaya da verebilirsin…
Tavan fiyatı da belirlemiştir, ama sınırlamamıştır, istersen on liraya satacağın ürünü
yüz liraya da satabilirsin, ama bunu yaptığın anda devlet bunu niye yaptığına dair
hesap sorar, vergisini de ona göre alır, milleti kazıklayacağım derken kendi yediğin
kazıkla kalırsın…
AB’nin ticaret hukuğunda Article 14 bunu öyle güzel ve kapsamlı bir şekilde
düzenlemiş ki, adamlar özetle sana diyor ki; kar yapacaksan kaliteden taviz
vermeden sürümden yapacaksın, hiçbir ürünü ve hizmeti gereksiz yere uçuk fiyatlarla
satmayacaksın, satarsan hesabını sorarım, vergisini misliyle alırım, hem de öyle bir
alırım ki kazandığın kar oranı elinde devede kulak misali bile kalmaz…
Bizde eksik olan işte budur…
Piyasadaki pahalılık tamamen yapaydır, bunun sebebi de yukarda bahsettiğim
“vurgun çeteleridir”.

Devlet, en azından piyasayı denetlemek için sağlam bir denetleme mekanizması
kurmalıydı, ama bunu 52 senedir yapamadı…
Keşke bu hükümet bunu yapmak için özel bir çaba sarf etseydi, en azından ekonomik
refah konusunda halkın takdirini fazlasıyla kazanacaktı…
Ama, maalesef ki, bu hükümet de bunu başaramadı…
Bizim boş beleş işler muhalefeti gevezelikte şampiyonluğu kimselere kaptırmaz ama
memleketin esas sorunlarına ve çözümlerine dair tek kelime etmez, sadece koltuk
işgal edip, devletin kasasından dünyanın maaşını çeker, gevezeliğe de bol kepçeden
devam eder… Anlayacağınız, bizim muhalefet müsveddeleri de sistemin nasıl
işlediğini gayet iyi bilirler, çıkar çetelerini ürkütmemek için gerçek sorunlara zırnık
değinmezler, değinemezler…
Çünkü; irili ufaklı çıkar çeteleri yıllar boyunca devletin her zerresine ve siyasetine
sızmış, siyasi kararları doğrudan etkiler olmuş, bu yüzden de 52 senede kurulan 52
hükümette tek bir tane bile istikrarlı hükümet kurulamamıştır…
Bugüne kadar kurulan koalisyonların kurucu ortaklarının her biri bir tarafa çekti,
herkes kendi çıkarına ve koltuk derdine odaklandı, kimse önceliği halkın refahına ve
huzuruna vermedi… Vermek isteseydi bile veremezdi çünkü diğer ortakların
çıkarlarıyla da uğraşmak zorunda kalınıyordu, halen de durum öyledir…
Bugün, sorma gir hanına dönen memlekette sadece hapse tıkılan ithal suçluların
devlete doğrudan maliyeti 70 milyon doların üzerindedir, ve bunu ben söylemiyorum,
konuyla doğrudan ilgili olan devlet yetkilileri söylüyor…
Okulların, hastanelerin, ulaşımın, iş güvenliğinin altyapısına harcayarak paramız yok
ama ithal suç makinelerini beslemeye var!!!
Piyasadaki kaçak işgücü ve vergisiz dolanan para kontrol altına alınsa, çıkar
çetelerinin yarattığı ve dehşetli bir enflasyona sebep olan serbest piyasa vurgunları
kontrol altına alınsa, en azından vurgunlara karşılık gelen vergi toplanabilse, devletin
kasası değil bir, on tane bile bütçeyi ihya edecek kadar para girer…
Amma ve lakin, en azından son on yıldır, devletin parası Rum tarafının bizim
piyasadan en az yarı yarıya daha ucuz olan piyasasına akıyor, adamların bütçesi
daha ilk altı ayda neredeyse bizim devletin yıllık bütçesi kadar fazla verdi bile… Bu
da hiç şaşırtıcı değil, çünkü adam kaliteli ürünü ucuza satıp, sürümden çatır çatır
kazanıyor…
Umarım şimdiki iktidar gelecek seçimler sonrasındaki ekonomik hedeflerini gerçek
sorunlar ve çözümleri üzerine cesaretle belirler ve gerekeni de cesaretle yapar…
Yoksa, bir elli yıl daha “geldiğimiz gibi gideriz”, ve günün sonunda, insanlık tarihinde
ekonomik çöküşten sonra yok olan tüm diğer toplumlar gibi, yok olduğumuzla
kalırız…
Neyse, bu yazıyı burada keseyim, kendi değer yargılarınızla, mantığınızla, gerisini siz
tamamlayın…

Hükümetin en büyük hatası…

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Bizi Takip Edin
Bize Katılın
KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.