Kolay bir iş değil gibi görünmekte.
İnsanı oldukça zorlayan bir durum diye düşünmekteyim.
Aslında çok bildik bir psikoloji deneyidir, Delilerin Arasında Akıllı Olmak…
Ama bugünlerde bizdeki durumla özdeş bir anlama ulaştı.
Nedense herkes akıllı, ama herkes de deli.
Bakıyorum, okuyorum ve dinliyorum.
Ülkede herkes bir şeyler anlatmakta.
Herkesin anlatacak bir şeyleri var.
Sürekli bir biçimde hem de.
Özellikle de sosyal medyanın icadından sonra çığırından çıkmış bir durumla yüz yüzeyiz.
Yüz yüzeyiz ama ne kadar farkındayız, işte ondan çok emin değilim.
Çevremdeki insanların tamamı akıllı.
Kimsede bir hata yok, kimsede bir kusur yok.
Peki o zaman deli kim..?
Tek bir kişi mi bu deli..?
Geriye kalan hepimiz akıllı mıyız..?
Ama durum tam tersine.
Bizdeki ana duygu herkesin deli, tek akıllının da kendimiz olduğu yönünde.
Gerçekten de öyle mi..?
Değil tabii ki..!
Ama öyle olduğunu düşünmekteyiz.
İtiraftan geçtim artık.
Kimse yaptığını itiraf etmiyor bu ülkede.
Ama en azından bari bir özeleştiri yapsak.
Nafile..!
O da yok.
“acaba bende de biraz hata var mıdır” sorusunu sormuyoruz artık.
O nedenle de toplumun en değerli çivisi çıkmış durumda.
Saygı çivisi.
Herkesin deli ve kendimizin bu deliler içerisindeki tek akıllı olduğuna o kadar eminiz ki..!
Sürekli saldırı halindeyiz.
Bunu bir hak olarak görüyor ve namlunun ucunda tuttuğumuz kişilerin de hakları olduğunu unutuyoruz.
Masumiyet karinesinin bile ne kadar geçerli olduğunun tartışıldığı bir ülke haline geldik.
Şimdi yakın bir zamanda yapacağımız iki seçim var.
İkisi de aynı günde.
Bu seçimlerin kazananı ve kaybedeni olacaktır mutlaka.
Ama aslında herkesin kazandığı bir ortamda olabilirdi.
Ama biz bunun yerine herkesin kaybettiği bir ortamı tercih etmekteyiz.
Elbette ki siyasi bir sorumluluk söz konusu ise bu ödenecektir.
Ödemeyi de halk vereceği veya vermeyeceği oylar ile sağlayacaktır.
Ama işte hepsi bu..!
Daha ötesi yok, olmamalı da..!
Eğer olursa sıkıntı büyür.
Daha ötesine geçersek insanların kişilik haklarına saygısızlık etmiş oluruz.
Sosyal medyada bir çok haber sitesi var.
Bunu her zaman desteklerim.
Ama kalite de çok önemli.
Etik değerlere uygun olmak da çok önemli.
Tetikçilik yapmanın mübah olduğu bir dönemdeyiz ne yazık ki.
Yalan yanlış haberler havada uçuşurken ne yazık bir bir avuç arkadaşımın doğruları yapmak ve doğru kalmak için verdikleri mücadeleyi de görmekteyim.
Keşke bu olmasaydı.
Kötüler bir avuç olsaydı da iyiler çoğunlukta kalsaydı.
Ama ne yazık ki tam tersi bir haldeyiz.
Kötüler ve yanlışlar çoğunluktalar.
Onların arasında kalmışız.
Tıpkı Rosenhan’ın psikoloji dünyasını yerinden oynattığı o ünlü deneyinin ismi gibiyiz…
Delilerin arasındaki akıllılar gibi…

