Her siyasi yapının bir karakteri vardır.
Şimdi buna bakıp Yeşilçam filmlerindeki “iyi karakter-kötü karakter” sınıflandırmasını yapmayalım, yanlışa düşeriz.
Çünkü siyasi karakterin iyisi kötüsü olmaz.
Her türlü yanlışı ve doğruyu içerisinde barındırır.
Siyasi karakter her partiye göre değişir.
Kendisine özgüdür.
Bugün yaşadığımız durumlar da işte bu siyasi karakter yapısının sonucudur.
Hatırlayalım, Cumhuriyetçi Türk Partisi, CTP de aday belirleme yarışını yaptı.
Onlar da dijital ortam kullanarak ön seçim yaptılar.
Liste belli oldu ve yollarına devam ettiler.
Peki onlarda herkes mutlu muydu..?
Hiç şikayet eden olmadı mı..?
Olmuştur değil, oldu biliyoruz.
Ama karakter gereği onlar bunları kendi içlerinde yaşadılar.
Hep deriz, “CTP’de her şey kendi içinde yaşanır” diye.
Kol kırılır yen içerisinde kalır sözünün en geçerli olduğu partimizdir.
Ulusal Birlik Partisi, UBP’de ise bunun tam tersi hakimdir.
Onlar tüm duygularını açığa vurarak yaşamaktadırlar.
Son olayda da bu olmuştur.
Kol kırıldığı zaman onlarda yen içerisinde kalmıyor.
Kolun kimin kolu olduğunu da, kimin kırdığını da, neden kırdığını da ve nasıl kırdığını da; tümünü biliyoruz.
Daha doğrusu tamamı gözümüzün önünde yaşanıyor.
Tamamen siyasi karakterin yapısı gereği.
Bu iyi midir yoksa kötü mü diye net bir şey söyleyemeyiz.
Çünkü kişiye göre değişen bir durum söz konusudur.
Burada önemli olan UBP’nin olayları nasıl yaşadığı değildir.
Önemli olan yaşanan olayların sonundaki soru işaretlerinin aldığı son şekildir.
Elbette siyasette soru işaretleri vardır ve olmalıdır da.
Siyasete dahil her olayın sorgulanması gereklidir ve çok faydalı sonuçlar doğurur.
UBP’de olanlar da bu durumdan ibarettir.
Sorgulama yapılıyor.
Açıkça yapılıyor, hepimiz duyuyor ve görüyoruz.
Buraya kadarki kısımda bir sorun yok.
UBP’deki sorun soru işaretlerinin kaderine ilişkindir.
Siyasette her soru işaretinin mutlaka noktaya dönüşen bir süreç yaşaması gerekir.
UBP’de olmayan budur.
Süreç yaşanıyor ama bir türlü noktayı koyamıyorlar.
Soru işareti ya devam ediyor ya da ünlem işaretine dönüşüyor.
Bir türlü noktayı koyamadıkları için de sıkıntı yaşanıyor.
İşte bir kez daha soru işaretleri ile karşı karşıyayız.
Bakalım bu soru işaretleri birer nokta olacak ve konu hal olma yoluna girecek mi..?
Yoksa daha öncekiler gibi birer “ünlem”e dönüşüp her fırsatta yeniden karşımıza mı çıkacaklar..?

